dünyanın her yerinden insan barındıran feci kozmopolit bir şehirdir. hatta bazıları kendi mahallesini kurmuştur, greektownı, little italysi, pis kokan chinatownı gibi. bunun yanında bir de gay mahallesi bulunur bu şehirde yüksek sayılarından dolayı. olur ya torontoda okumaya gidip ev tutmaya kalktınız, çıkacağınız evin muhitine biraz dikkat etseniz iyi olur. komşu komşunun külüne muhtaçtır sözünü unutmayın. toronto raptorsbu şehirde beklenen ilgiyi görmez çünkü torontolular biraz da kendi sporları olduğundan toronto maple leafsin üzerine titrerler.
herşey bir yana gece 2'de bile güven içinde sokaklarında dolaşabileceğiniz, buram buram refah kokan bir şehirdir. queen st. west, harbourfront, ontario island,eaton centre, cn tower görmeye değer yerlerden birkaçı.ayrıca david cronenbergin memleketi olduğundan mütevellit filmlerinin bazı sahneleri bu şehir ve civarında çekilir.
maple leaf yani akçaağaç yaprağının bayraklarının simgesi olduğu kanada'nın güzel bir şehridir. gece hayatının renkliliğinden ziyada doğal güzellikleriyle ünlüdür. kişi başına düşen yeşil alan bakımından dünyada ilk sıralardadır. yaklaşık olarak her semtinin parkı vardır. şahane bir göl olan ontario'nun içinde bulunan adalarda her türlü spor faaliyetini yapabilirsiniz. harika gece klüpleri vardır. tadından yenmez bir şehirdir ama hayattan ne beklediğinize bağlı olarak da şehrin güzelliği değişebilir bir kanıdır.
uluslararası bir festival niteliğinde olan gay pride her yıl temmuz ayında toronto'da sükseli bir şekilde kutlanır. gay olsun ya da olmasın halkın büyük çoğunluğu bu festivale iştirak eder. asılmalara tahammül ederek izlemek zorunda kalırsınız. kıyafetler ve renkler izlemeye değerdir. siz fotoğraflarını çekmeye utanırken onlar caddeler boyunca bu kıyafetlerle gezerler.
eğer tatil anlayışınız büyük bir şehri dolaşmak,festivallere katılmak,alışveriş yapmak ve istediğinizde de kafanızı dinlemeye gidebileceğiniz sakin bir yerler bulabilmekse toronto bunun için biçilmiş kaftandır.
sokaklarında rahatça yürünebildiği yalandır. özellikle gece vakti önünüzü kara tenli arkadaşlar kestiği zaman ne yapacağınızı şaşırırsınız. gece klüpleri fena değildir ama istanbul'un eline su dökemez. ayrıca yılda en az 4 ay karlı ve eksinin altında geçer. feci kozmopolittir evet, italyanlar, portekizliler, yunanlılar, çinliler ve hatta hintliler kendi mahallelerini kurmuşlardır. kanada'nın en canlı şehri olan montrealden sonra ikinci hareketli şehirdir toronto. ama hayat açısından değil, olay açısından. son yıllarda silahla adam yaralama ve öldürme sayısı artmıştır. burada bulunan türklerin bir çoğu ukala ve ne oldum delisidir ama iyileri de yok değildir. şehir içerisinde yaklaşık 15 bin türk bulunmaktadır.
istatistik şirketlerinin yaptıkları araştırmalar neticesinde her ırktan insanın yaşadığı, dünyanın en karışık şehridir (millet olarak).
ontario gölü vardır ki marmara denizinden az büyüktür, üzerinde nakliyat ticareti gelişmiştir. ayrıca niagara şelalesine tanık olmakla kalmayıp, carlos santanayı canlı dinleme fırsatını elde ettiğim, yaz tatilimi geçirmek üzere ard arda iki sene birer aylığına toprağına basıp, havasını kokladığım şehirdir. sokaklarında sincaplar fink atar. yeşilliğin ve ormanın bol olduğu memlekettir. vince carter'ın bir zamanlar formasını terlettiği şehirdir toronto.
ayrıca cn towerı vardır ki bu yapıt dünyanın en yüksek yapısıdır.
bahara aldanıp insanda yaşanabilir irtibası bırakan güzel şehir. hayvani toplu taşıma sistemi (metro + tramvay), envai çeşit ucuz yeme-içme-bar olanağı (misal yonge, college ya da king street), deniz boyutunda bir gölün kenarında olması ve ada seferleri (toronto islands), temiz ve ferah sokaklar, her an ulaşılabilir kahve**...
ama bahara aldanmamak lazım. 7 ay kar, eksi bilmemne derece soğukta götüm donduktan sonra istediği kadar temiz olsun, kulesi olsun, gölü olsun.
bu kışının nasıl geçeceğini merak ettiğim şehir. son 2 yıla bakarsak, bazı günler fırtınalı ve -25'i bulan soğuğuyla insanlarını bezdirmiştir. yerlerde buz ve kar karışımı birşey vardır, bu yüzden düşmemek an meselesidir. kışın ortalama -10 ila -15 derece olan soğuk yüzünden bazı insanlar kışları sıcak iklimin olduğu ülkelere gitmeyi tercih eder bu şehirde. belediyenin de karları fazla temizlemediğini göz önünde bulundurursak yine zor bir kış bizi bekliyor demektir * . yazları ise bol yağmurlu geçer.
hayat genelde düzdür. insanlar evden işe, işten eve giderler. arkadaşlıklar ise türkiye'dekine göre daha yüzeysel ve arkadaş bulma şansı daha azdır özellikle ilk yıllarda. hiç kanadalı arkadaşı olmayan türkleri biliyorum desem yalan olmaz. bu yüzdendir ki ingilizceleri fazla gelişmemiştir.
insanları espri yeteneğinden yoksundur (sıcak kanlıdırlar orası ayrı). şehrin çoğunun göçmen olmasından dolayı toplumlar arası kopukluk hissediyorum ben bu şehirde. çinli çinliyle, hintli hintliyle, italyan italyanla takılıyor ve kolay kolay da aralarına giremiyorsunuz. şehirde genel olarak herkesin bir bölgesi olduğu için birbirini bulmaları daha kolay oluyor. türkler için böyle bir bölge daha yok maalesef.
sonuç olarak, vatandan ve sevdiklerinden binlerce kilometre uzakta, kışın bol bol hasta olup bir de üstüne ülkeye alışmak gibi zorlukların yerine, havasıyla, doğasıyla ve daha sıcak insanlarıyla yaşanabilecek tek bir ülke vardır: