|
|
- bazı kadınlara doğuştan verildiğine inandığım yetenektir bu.
kadın giymiş ayağına bilmem kaç santim ince topuklu ince burunlu ayakkabıyı; incecik ayak bilekleri; tüylerden arındırılmış hafif buğday teni, her adım atışında dar eteğinin içinde inceden dans eden kalçası ile önümde bir zerafet timsali bakanın ruhunu şaha kaldırıyor. benim ayağımda dümdüz babet denen yeni moda zamazingolar; palet midir mübarek her adım atışımda yere önce topuğu; uzun bir aradan sonra şakklayarak burnu iniyor.
e o kadınsa bende kadınım aslında.
efenim bunun sanatı kesindir. topuklu ayakkabı ile yürürken; dizlerini kırmayacaksın. ayaklarını, birbirine paralel hafif kalçadan içeri doğru basar gibi yapacak ama dümdüz öne basacaksın. bu basma işlemini o kadar nezaketli yapacaksın ki, seni görmeyen adam gelen bir kadın değil bir ceylan sanacak. adımlarının ahengi olacak, dans eder gibi gideceksin.
böyle bir şey işte...
- topuklu ayakkabıyla yürümenin zor olduğu gerçeğinin yanında,onları giymeye ikna olabilmek bile şahsım için güçtür..kim küçük adımlarla,zorlanarak yürümeyi ister ki,alışmak ister...rahatsızlık!
- uzun boylu kızların üniversiteyi bitirdikten, iş yaşamına başladıktan sonra karşılaştığı sorundur. o günlere kadar spor ayakkabılar içinde özgür olan ayakların çekebileceği en ağır işkencedir. yüksek topuklara bir de ince burun eklenince kabus haline gelen durumdur. zarafeti ve çekiciliği tartışılmazdır
|