toplumundan utanmaya başlayıp millet haini olmak   

adana çık aradan

  1. türk milliyetçiliğini tüm ruhunda, damarlarında hissetmesine, misak-ı milli sınırları içerisindeki iki arşın toprak için canını verecek olmasına rağmen, halkının git gide varoşluğa prim vermesinden, daha doğrusu büyük çoğunluğun o izbe halini izlemekten eğreti olan bi milliyetçi bi burjuva isyanı.

    bugün burger king de bi satış elamanını çok hoş süzdüm ara ara uzun uzun. kasiyer işte, sipariş elamanı, bişeyler istiyorsunuz o da getiriyor. daha önce de görmüş, sevimli bi şekilde sarmış, bilmem kaç saniye içinde getirilmeyen menü odaklı espriler yapmıştım. gene sarmak istedim ama o kasa doluydu. iki yakınındakine geçtim. kafa bi çocuktu bu sefer ki. hep şanslıyımdır. lanet tipler hiç çıkmaz karşıma. istediklerimi getirdiğimde “ne kadar çabuksun ya. iki yandaki kasa hiç ilerlemiyor “dedim o dayanılmaz, genç kızların adet gününü erteleyen gülüşümle. kaldırdı kafasını, kuğu boynu daha da uzadı, tebessümü damlataş mağarasının girişini hatırlatıyordu sanki, öylesine duru. bi yandan da “bilmem ne farkla süper boy yapmamı ister misin” diye soruyordu önündeki hollandalı bi piçe. o an içimden, “ben veriyim onu, daha da fazlasını hatta, demin yaptığım şeyi bi daha yapar mısın, bi daha kırkı çıkmış bi ölü gibi güler misin" demek geçti.

    işte avrupa’da olsa bu arzumu hiç çekinmeden gerçekleştirirdim. ama bizim dalamaların yanında olmuyor işte. her türlü söz, beğeni, takdir hareketi, bu ağızlarında salyalarla dolaşan orangutan yavruları yüzünden taciz olarak algılanıyor. flört etmeyi severim. oysa bu dileğim flört bile değil. hakikaten de çok derin gülümsüyor. bunu bilmek hakkı. bu arada hamburgerceleri kadar düşmüş olmam şu anki statümün yansımalarıyla alakalı herhalde. umarım bu ruh halim daimi olmaz.

    bu milletten haz etmiyorum. türklüğümden onur duyduğum oranda türklerden rahatsızım. leş ingilizceleriyle ondan başlayıp bir liraya inerek turistlerin kıçını yalayan insanlarla hiç bi ortak noktam yok benim. aynı gollere aynı şarkılara aynı filmlere sevinemem. ihanet ederim onlara, hiç tereddüt etmeden satarım.

    bugün marmaris’te bi beach club’taydım. buranın en canlı-havalı-koparan mekanı burası öyle mi? karşılaştığım manzaradan dolayı inanın ki anüsüm zedelendi. halk plajının yarım kademe üstü. tam bi varoş yuvası. eğer ben hoşuma giden bi kadının gülüşünü ona hatırlatamayacaksam, bi burjuva gibi denizimde rahatça yüzüp güneşlenemeyeceksem, sağda solda kırlangıç döllerinin vatanını peşkeş çektiğini göreceksem, ben bu milletle anılmayı şiddetle reddediyorum. hakiki türklük ve hücrelerimdeki türklük kanıyla ölünceye dek bu vatanın neferiyim ben. bu topraklar uğruna can veren yiğitlerin oğluyum. sizin gibi soysuz şimendiferlerin değil. 34 yaşındayım. mimarım. evliyim ve iki çocuğum var. ve ben bi millet hainiyim.
    (kayser sozer, 14.07.2007 22:02 ~ 15.07.2007 10:05)
  2. (bkz: orhan pamuk)
    (bu kadar yürekten çağırma beni, 14.07.2007 22:18)
  3. yurtdışında bir süre yaşayarak karşılaştırma imkanı olanların asla akıllarına bile gelmeyecek düşüncedir. öylesine ki, trafik keşmekeşi dahil, herşeyine kurban olasın gelir. yurdumun varoşu da, yurdumun insanıdır. varoşunun bile medeni dediğimiz yabancılara göre çok daha zeki olduğunu görürsünüz. yurdunda varoş olmasını istemeyen, yurdun kalkınması için, eğitim ve kültür seviyesinin yukarıya çıkması için sivil toplum örgütlerinde çalışmalı, emek vermeli, önce birşeyler vermeli sonra istemelidir. yoksa oturduğu yerden kıçından sallamak, konuşmak kolay olanıdır ve maalesef, varoştan çok daha önce yurdumun kanayan yarası budur. magazin programlarıyla, arabesk kültürle zehirlenen dimağlardan, varoş kültürünü benimsemesinden başka birşey beklenemez. böyle insanlar istemiyorsak, o halde en başta biz de en basitinden bu gibi programlari izlemeyip, izlettirmemekle başlayabiliriz işe. ve elbette toplum gönüllüleri vakfı gibi vakıflarda çalışarak toplumun bilgi ve kültür seviyesini artırmak için birşeyler yapabiliriz.
    (age of aquarius, 14.07.2007 22:19 ~ 22:19)
  4. "toplumundan utanmaya başlamak" ve "millet haini olmak" şeklinde iki kısma ayrılabilecek eylem.

    birinci eylemin öznesi toplumuna evrenin merkezinden seslenir. "doğru düzgün dönün lan etrafımda, utandırmayın beni" der. bunun üzerine toplum anında voltranı oluşturup dile gelse, "lan götümün kenarı, sen benim yetmiş milyon hücremden sadece bir tanesisin. bu vücudun damarları olmasa sen hücre bile değildin. ne zaman kalktı senin götün, söyle bakiyim?" diye sorar mıydı acaba. soramaz tabi, o yüzden meydanı boş bulunca tanrı kompleksini sıva etrafa. istediğin kadar eleştir de, "utanmak" ne demek, ne sıfatla utanmak?

    ikinci eylemin öznesi millet haininin, "potansiyel satıcılığı" bir yana, vıcık vıcık toprak seviciliği mide bulandırıcıdır asıl. "ey birlikte yaşadığım ev ahalisi! sizden utanıyorum ama ev güzel, evi seviyorum". hakkaten zeka ürünü bir yaklaşım. soru: birbirini sevmeyen insanların ortak evlerini ellerinde tutma ihtimali nedir acaba. ben söyleyeyim, yoktur öyle bir ihtimal. çünkü, "bu ev dededen, en çok bana yadigar kaldı" uyanık edebiyatı ile akıldaki "millete ihanet" planlarının karışımında ibaret, "tanrı kompleksili", ucube psikolojilerden müteşekkil toplumlar yok olmaya mahkumdurlar.

    milleti, milliyetçiliği, vatanı, vatanperverliği geçtim, iyi niyet çerçevesinde herhangi bir sosyal organizma ile muhattap olmak şımarık bebe genellemelerinden ziyade muhattap olduğun şeyle orantılı, tutarlı ve anlamlı cümleler kurabilme yetisi gerektirir.
    (nikmikyok, 15.07.2007 08:38 ~ 05.09.2007 01:01)