saatleri ayarlama enstitüsü *  

adana çık aradan

  1. ahmet hamdi tanpınarın adnan menderes dönemi ve kurumlarını makaraya aldığı süper bir romanıdır..
    (hayatberbat, 26.07.2004 17:09)
  2. (bkz. trt 1 in saati )
    (where is my mind, 26.07.2004 17:10)
  3. an itibari ile saatleri bir saat geri almamızı anons eden radyo programı
    (giberling, 31.10.2004 02:00)
  4. bilim-kurgusal – fantastik ögeler barındıran, absürdün gözüne parmak sokan, ironi denizinde yüzen, tam manasıyla tuhaf bir ahmet hamdi tanpınar romanıdır. moderni zıt geçip, çok erken bir postmodern roman olarak çağdaş edebiyat tarihimizdeki (ki bu da italya’nın savaş tarihi gibi bir şey oluyor) nadide yerini almıştır. kutluyoruz.

    benlik, kimlik, birey, bireysel kimlik, toplumsal kimlik, doğululuk, batılılık gibi temalar üzerinde ful doğaçlama yaparken “koyver gitsin” yöntemini uygulayan tanpınar, kaleminin sapını gülle donatmış, coşarken coşturmuş, güldürürken düşürmüştür.

    “bizim edebiyatımızda fantastiğe yer yoktur, çünkü sosyal konjonktür olarak, gak, guk…” diye başlayıp uzun konuşan ordinaryuslara hararetle tavsiye olunur. absürde gönül vermişlerin başucu kitabıdır.

    yeni baskısı, güzel de bir cila çekilerek, yky tarafından takıma kazandırılmış bu mücevheri, bayinizden ısrarla isteyiniz.

    şimdi saatleri ayarlayalım.
    (tembel, 27.04.2006 19:04)
  5. " ayar, saniyenin peşinde koşmaktır "

    gerçekten etkileyici bir roman...
    (mikeyx, 17.01.2007 22:28)
  6. (bkz: greenwich)
    (chicaloca, 17.01.2007 22:32)
  7. ahmet hamdi tanpınar'ın çok samimi ve korkusuzca yazdığı romanıdır. her satırda farklı bir içtenlik, sadelik, bilgi, saatin büyüsü, soru işaretleri ve yaşamına dair bir ses mevcuttur. yazarımız artılarıyla eksilerini kendisini terazinin kefelerine koyarken hiç tereddüt etmeden yazmıştır. toplumdaki çıkmaz sokaklara girip tahlilleriyle sahnede kendini anlatıyorken perde arkasında toplum ve değişim vardır.

    içtenlik : kitabın ilk satırında kendini hissettiren öğedir.
    "beni tanıyanlar, öyle okuma yazma işleriyle büyük bir ilgim olmadığını bilirler."
    "elimle gözüm beraber çalışmaktan uzaktı. her ikisi birbirinden ayrı yaşıyorlardı. yaradılıştan amatördüm. iş olarak üstüme aldığım her şeyden çarçabuk sıkılıyordum."

    sadelik:
    "bana öyle geliyor ki, gördüklerimi ve işittiklerimi yazmak, gelecek nesillere karşı en büyük vazifemdir."

    bilgi:
    ".... roma imparatorları, kırallar, büyük diktatörler hep kendileri gibi düşünsünler diye eşyalarını dostlarına hediye ederlerdi. hatta osmanlı hükümdarlarının, vezirlerinin kürk ve kaftan ihsan etmeleri de bu yüzden olsa gerek. siz, farkında olmadan tarihin büyük bir sırrını, bir çeşit psikolojik mekanizmayı keşfettiniz."
    "sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hulasa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetiyle benimseyen, yahut masanın üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bitesiye yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamaya ve düşünmeye alışır."

    saate dair:
    "saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır... bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!"
    "ona göre işlemeyen, kırılmış, bozulmuş bir saat hastalanmış bir insana benzerdi."

    soru işaretleri:
    "ah o andaki sesim!nasıl tanıyordum o sesi ve hıçkıran bütün vücudu. ...... ..... korku... korku ve insan, korku ve insan tahlili, insanın insana hücumu. o hiç yere düşmanlık. fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? insan neyi anlatabilir?..

    yaşama dair:
    "bu daima böyledir. hadiseler kendiliğinden unutulmaz. onları unutturan, tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlerini affettiren daima öbür hadiselerdir."
    " araya menfaatlerimiz girmeyince hadiseleri elbette başka türlü, daha realist bir gözle görmeğe, hakikaten daha uygun şekilde anlamağa ve yorumlamağa başlarız."
    "hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız."
    (sunflower, 17.01.2007 23:41 ~ 23:53)
  8. birey medeniyeti

    kitabın edebi özellikleri her türlü sıfat kullanımı, benzetme ve karşılaştırma sonucu övgüye fazlasıyla layıktır. tanpınar kitabında; modernleşen (!) hayatta insan ilişkilerini, karakter değişimlerini ve yeni oluşuma ayak uyduramayan insan tiplerinin toplumdan dışlanışını, modernleşmenin nesnesi durumunda ki zaman kavramıyla ilişkilendirerek eleştirel bir bakış açısı sunuyor.

    insanlığın bitmek tükenmek bilmeyen tüketim azgınlığının anı iyi yaşamak maksatlı değil, ileri zamanı iyi yaşayabilmek için olduğu anlatılmak isteniyor. tabiki burda da devreye zamanın tanımı giriyor. herkesin kendi bedeni ve ruh haliyle yaşamış olduğu zamanın farklılığı bir enstitü kurulma zorunluluğu içerisinde anlatılmak isteniyor (ayrıca allah katında zaman diye bir kavramın olmadığı,bu kavramın insanların hafızası olduğundan dolayı ortaya çıktığı söylenir) kitapda ki enstitü günümüz laik ulus-devlet anlayışını temsil etmektedir. tek düze bir insan (etkisiz bireyler) yetiştirmek amacıyla bireylerin özgürlüklerini kıstlayan kurallar ve yasaklar insanlara; herkesin uyduğu, uymayan kişinin de toplumdan dışladığı kutsal bir araç olarak anlatılmaktadır. birey medeniyeti kavramı yerine sonradan biraraya getirilerek oluşturulmuş(bir kısmıda hayal ürünü olan) toplum veya ulus medeniyeti kavramı sorgulanmaktadır.

    kitabın bitişinde nasıl bu enstitü (temelleri sağlam olmadığından)çöktüyse günümüz ulus-devlet anlayışında ki devletlerde elbet birgün çöküş içerisine girecektir. son günlerde de tartışılmaya başlandı zaten.
    (kürşat germiyangil, 17.04.2007 19:15)
  9. (bkz: cumhuriyet gazetesi)
    (bkz: 16 mayısta saatlerimizi 100 yıl geri alıyoruz)
    (kunduz, 17.04.2007 19:32)
  10. güncel versiyonu için;

    (bkz: http://www.worldtimeserver.com/...)
    (luto, 12.09.2007 01:39)
  11. çok keyif aldığım bir ahmet hamdi tanpınar romanı. günümüze de uyarlanabilecek çok güzel eleştirileri var.
    (abdkl, 25.10.2007 16:54 ~ 16:54)
  12. (bkz: halit ayarcı)
    (voiceofloneliness, 07.02.2008 19:50)
  13. "halit ayarcı gülmemek için dudağını kıstı.

    -inanmayan bir adamla çalışmak dünyanın en güç işidir.

    artık bunalmıştım.

    -bütün dediklerinizi yapıyorum.bu yetişmez mi?inanmaya ne lüzum var?

    -hiçbir şey yapmayın,yalnız inanın.bize bu yeter.

    halit ayarcı bu sefer gerçekten hiddetliydi:

    -çünkü bana evvela inanç lazım.saf kalple bu işin doğruluğuna inanç.

    siz çürümüş insansınız.eski ruhsunuz.hayata inanmayan insanla

    çalışılmaz.tarih günün emrindedir.bütün mesele şuradan geliyor:

    kendinizi zamanınızdan üstün görüyorsunuz.entellektüel gururu.

    ben bütün hakikatleri bilirim,demek istiyorsunuz.hayır azizim,öyle bir

    şey olamaz.bir insan bütün hakikatleri bilmez,bilemez."
    (mabel, 21.02.2008 16:07)
  14. türk edebiyatında, ilk zamanlarımda rastladığım en zeki ve en sonrasında bile öyle pek rastlayamadığım doğal hicvin samimi, tuhaf dakikaları... kısacası "ayar"dır vesselam!
    (gülüsevdimdikenibattı, 10.06.2008 00:01 ~ 00:04)
  15. okuduğum zamanlara dönmeyi istediğim , beceremediğim için de sık sık bir bölüm seçip okuduğum hayatımın romanı.

    "dışarda deniz var , gece var.garip , sessizliği insanın içine yerleşen , bir rüya balığı gibi insanın içinde masmavi kımıldanan gece."

    ayrıca yine romandan :

    "hayat benim icin iki eli cebinde uydurulan bir masaldı."
    (uti, 02.07.2008 16:59)
  16. bir türlü okumaya nail olamadığım ancak hocanın anlattığı kadarıyla sınavda sorulan soruyu yapıp dersi geçtiğim romandır. roman çıldırış sonrasını anlatır. roman da mantık aranmamalıdır. bina doğudan batıya geçişi simgeler nitekim binanın yerine aslında bir cami yapılacaktır ve cami doğunun temsilidir. enstitü ise batıyı yakalamak adına yapılmış bir binadır. bina üç katlıdır ve katlar arasına merdiven koymak unutulmuştur. bu da bir semboldür. tanzimat öncesi, tanzimat ve cumhuriyet dönemlerini temsil eder katlar aralarında bir bağ yoktur, bir birinden kopuk dönemlerdir. doğu ile batı arasına sıkışan insanın trajedisi anlatılır. ironik bir eserdir. tanpınar'ın huzur romanının devamı niteliğindedir. biri çıldırış öncesi huzursuzluğu, diğeri çıldırış sonrası huzuru temsil eder. zaman olarak da ikisi uçları temsil ederler. romanda babasızlık sorunu da temel konudur. adlar soyadlar hepsi semboliktir.
    hayri irdal; hayırlı işler yapan anlamına gelen ismi ve irdelemek kökünden gelen bir soyadı vardır. halit ayarcı ise ayardan gelen soyadı ile dolandırıcı, kurnaz, işbaz insanı temsil eder. dr. ramiz'in ismi ise bilgili, akıllı, zeki anlamına gelir ki o aydın insanı temsil eder. insanın değersiz olduğu anlaşılmıştır o dönem edebiyatında ve bu şekilde iğneleyen ironik bir eser yazılmıştır. hamdi tanpınar'ın bu eserine 50 yıl sonrasını gören bir eser olarak bakılır. bu nedenle edebiyatımız açısından oldukça önemli bir eserdir.
    (idiot, 21.07.2008 23:50)
  17. harika kitaptan tek bir cümlelik alıntı;
    "hayat benim için iki eli cebinde uydurulan bir masaldı."

    hayatımın özeti bir cümle, her şeyi açıklamaya yeten.
    (ayka, 23.07.2008 23:12)
  18. "hepimiz kendi masallarımızın kurbanıyız" -da- der, hayri irdal bu romanda.
    (darmaduman, 23.07.2008 23:15 ~ 23:16)
  19. takribi ahmet efendi camii ile beni ömrüm boyunca güldürecek eser. şimdiki kaliteli amerikan sitcomlarının mizah anlayışını yıllar öncesinden yakalamıştır.
    (zaht, 23.07.2008 23:37 ~ 23:37)
  20. 2008-2009 sezonunda, istanbul devlet tiyatrosunda sahnelenecek oyun. oyunun yönetmeni özgür yalım.
    ayrıca oyunda; atilla şendil, işdar gökseven, adnan biricik gibi isimler rol alıyor.
    (juliette, 23.09.2008 01:43)
  21. devlet tiyatrolarının bu sezonki bombasıdır kanımca. harbiye kenter tiyatrosunda izlenebilir. ekim ayında yalnızca dört akşam sahnelenecektir.

    http://www.istdt.gov.tr/...
    (cymbaline, 28.09.2008 00:51 ~ 00:51)
  22. ekim ayında sergilenen sadece 4 oyundan birini dün izlemiş olmanın mutluluğuyla söyleyebilirim ki
    benerci kendini niçin öldürdü ve ben ruhi bey nasılımın yokluğunda yüreklere su serpen oyundur. harika bir oyun olmuş, kenter tiyatrosunun havası da oyunun ruhuna uymuş.
    ama sanki biraz dekor eksik kalmış, bunu da güzide oyuncular doldurmuş:

    (bkz: atilla şendil)
    (bkz: iştar gökseven)
    ve dee
    (bkz: adnan biricik)
    (üşeniyorumöyleyseyarın, 30.10.2008 23:42)
  23. içinde otomat kelimesi geçmesi ile beni benden alan kitap. evet otomatın tarihi neredeyse milattan öncesine rastlıyor ama ahmet hamdi tanpınar'ın kitabında görünce şaşırıyor insan.
    (excalibur, 27.11.2008 11:58)
  24. eskilere göre edebiyatın iki amacı vardır: dulce et utile diğer bir deyişle to teach and delight türkçe mealiyle öğretmek ve eğlendirmek. ahmet hamdi tanpınarın bu eseri bu iki amacı da fazlasıyla yerine getirmektedir. anlattığı dönemler hakkında okuyucuyu hiç sıkmadan bilgilendirirken, hemen hemen her satırda var olan ince ve tatlı bir mizahla da eğlendirmektedir. okumak için geç kalınmaması gereken bir kitaptır.
    (seashell, 30.11.2008 15:36)