belki ilginizi çeker
  1. · gender
  2. · cinsiyet ayrımcılığı
  3. · simon de beauvoir
  4. · transgender
  5. · ev işinden anlamayan kız
  6. · kız ile erkek arkadaşlığı
  7. · kadın
  8. · istanbul gay pride 2009
  9. · türkiye de araba kullanan kadın olmak
  10. · kadın doğulmaz kadın olunur
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  2. · disko kralı
  3. · erkekte ses tonu
  4. · kemal kılıçdaroğlu
  5. · sözlük yazarlarının hayalleri
  6. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  7. · günün tek şarkılık özeti
  8. · labrador retriever
  9. · trafikte sarı ışık yanar yanmaz kornaya basmak

toplumsal cinsiyet  

  1. itü'de değil belki ama bilgi üniversitesinde, karşılaştırmalı edebiyat ve sosyaloji bölümlerinde üçüncü sınıflara ortak verilen "zorunlu(!)" kültürel analiz dersi. (meraklısı için kodu fsl 302 gender/bahar)

    ansiklopedi gibi tuğla kalınlığında okuması vardır, hepi topu 3 aylık bu dersin. 4 ayrı hocası ve 5 assistanı mevcuttur. sırf "syllabus" denen hedesiyle bile korkutucu olmakta; fakat, içine girildikçe şaşırılmakta, şaşırıldıkça sevilmektedir.
    temelde, "toplumsal cinsiyet nedir, nasıl oluşur? cinsel ayrımcılık ortadan kalkabilir mi?" vb. sorularına cevap aramakla birlikte aslında cinsiyetin, kurulmuş (bence uydurma), tamamen suni bir olgu olduğunu hafızalara kazımaktadır. (aha da vize sorusunun cevabını verdim.)
    bu keyifli ders, insanda biran önce bu erkek egemen toplumdan kaçma arzusu uyandırmakla birlikte, cinsel tercihlere karşı önyargıların yıkılabileceğini gösterir. (görebilene).
    ayrıca; (bkz: cinsiyet ayrımcılığı)
    (lazarushadow, 11.07.2006 01:35)
  2. cinsiyet doğuştan gelir değiştirilemez,toplumsal cinsiyet insanlar tarafından giydirilir,yapaydır ve değiştirilebilir.cinsiyet süreklidir,toplumsal cinsiyet geçicidir.
    (sevmek bir eylemdir, 21.06.2007 01:17)
  3. topumuzu bi kefeye koymak isteyen zincirleme reaksiyon
    (perdue, 12.11.2007 22:58)
  4. - orta çağda erkek hayt huyttur, asar, keser, kılıcı vardır, cenke gider, çekicidir
    - yeniçağ avrupasında, erkek kafaya peruk takar, ayaklarına uzun beyaz çorap ve kısa pantolon giyer, şebeğe döner, çekicidir
    - 19. yy'da erkek fötr şapka, kravat takmaya başlar, çekicidir
    - 2000'lerde erkek, uzun saç takar, küpe takar, düşük bel pantolon giyer, götü gözükür, çekicidir

    ( bkz. erkekliğin kitabı ansiklopedisi, ek-ı tutarsızlıklar)

    yukardakı örnekler her ne kadar abartı bir genellemeler bütünü olsa da (pek tabii ki orta çağda feminen konuşan erkekten hoşlanan kadınlar , 2000'lerde maço takılan bir adamdan hoşlanan kadınlar olacaktır) toplumsal cinsiyetin bir şekilde değer yargılarına göre değiştiğini göstermektedir.

    işte bu değişen değer yargılarıyla oluşan erkek ve kadın modeli, cinsiyetten bağımsız olarak toplumsal değerlerle oluşan cinsiyettir.

    bizde bir erkeğin etek giymesinin ibnelik halet-i ruhiyesi olarak yorumlanması buna karşın iskoçlarda bunun son derece doğal karşılanması gibi. ya da bizdeki yağlı güreşler erkekliğin sembolü sayılırken, iskoçlarda ibnelik halet-i ruhiyesi olarak idrak edilmesi, algılanması gibi.

    değişken bir olay...
    (skuba, 12.11.2007 22:59)
  5. toplumsal cinsiyetin ne menem bir şey olduğunu anlamak için özellikle reklamlara dikkat edilmelidir. deterjan reklamlarında ürünü kullanarak çamaşır, bulaşık yıkayanlar sadece kadınlardır. çocuk bezi ya da mama reklamlarında çocuğun bakımından yükümlü olanlar da kadınlardır. ama süper teknoloji bir araba reklamında araba için herşeyini feda eden ve onu kullanma keyfini yaşayanlar erkeklerdir. nihayetinde yinelersek kapitalizm insanları kendi çıkarlarına uygun hale getirebilmek için onlara türlü cambazlıklarla gizli mesajlar, görevler enjekte eder. toplumsal cinsiyetin konusu da budur, yani cinsiyetlere göre giydirilmiş davranış kalıpları. bir kadın pencere pervazının temizliğiyle kaynanasının gözüne girmek zorundadır, bir kız çocuğu fino köpeğin peşinden giderken bir oğlan çocuğu da askercilik, poliscilik oynamalıdır..falan filan..
    (bir mendil niye kanar, 24.08.2008 02:35)
  6. bu arkadaşın normal cinsiyetle ayrımını iyi yapmak gerekir. çünkü cinsiyet (ing. sex) kadın ve erkeğin biyolojik farklılıklarından ötürü doğmuş bir kavramken toplumsal cinsiyet (ing. gender) eril ve dişile toplum tarafından yüklenmiş rollerin farklılığını içerir. bu nedenledir ki toplumsal cinsiyetin anlamı ve gerektirdikleri kültürden kültüre değişkenlik gösterir. örneğin ataerkil bir toplumda evin reisliği görevi erkeğe verilmiştir ve toplumsal cinsiyeti gereği erkeğin bu eril kimliğe yakışanı, bu kimliğin gerektirdiklerini yapması beklenir. keza kadın için de evinin kadını çocuklarının anası olması öngörülmüşse, o da toplumun kendine yüklediği bu rolün gereğini yapmak zorundadır.
    (always alone, 26.08.2008 19:22)
  7. "cinsiyetler arası eşitsizlik kişinin niteliği olarak durağanlaştırıldığında toplumsal cinsiyet biçimini alır; kişiler arasında bir ilişki olarak hareket ederken ise cinsellik biçimini alır. toplumsal cinsiyet, erkekler ile kadınlar arasındaki eşitsizliğin cinselleştirilmesinin katılaşmış halidir." (bkz: catharine mackinon)
    (aglaures, 25.05.2009 22:36)
  8. simon de beauvoir'in, kadın doğulmaz kadın olunur sözü ile özce tespit ettiği durum.
    (aglaures, 10.08.2009 15:54)
  9. ingilizce gender kavramına karşılık gelir. cinsiyet en genel anlamda dişiyi ve erkeği ifade ederken, biyolojik cinsiyetten ayrı olarak cinsiyetin kültür tarafından verili olduğunu, kadın ve erkek rollerinin kültürel olarak inşa edildiğini ifade eder. anthony gıddens'ın sosyoloji kitabındaki gender başlığında çok hoş bir örnek vardır: bir ingiliz olan james morris, ünlü bir gezgin, bir araba yarışçısı, eversete tırmanmış, bir çok sporla uğraşmış ve deyim yerindeyse erkek gibi bir erkekti! ama her zaman erkek bedeni içinde bir kadın olarak hissetmişti ve beden değiştirdi, cinsiyet değiştirdikten sonraki deneyimlerini anlatığı kitabında ki ayrıntıları düşündürücüdür:

    -ve eğer başkalarının tepkileri değiştiyse benimkilerde değişti, daha fazla bir kadın olarak görüldükçe daha da bir kadın olduğumu gördüm, arabaları geri geri sürmekte beceriksiz görüldükçe tuhaf bri şekilde beceriksileştiği de gördüm!!!


    ps:feminist çalışmlarda temel alınan bir alandır ve kadın çalışmalarının dayanığıdır...
    (cinsellikgörsellikpornografi, 10.08.2009 20:49 ~ 20:50)
  10. biyolojik farklılıktan öte, kadın ve erkeğe sosyal yönden yüklenen toplumsal sorumluluklardan oluşur. statü belirlieyici özelliği vardır.

    mesela kadınların daha nazik ve yumuşak huylu bi doğalarının olduğunu iddia ederek, onlara daha ck hemşirelik, çocuk bakımı gibi rolleri vermiştir.

    erkeklere ise, daha cok 'bussiness mind' a sahip olamlarından dolayı, daha farklı rolleri vermiştir.

    feminist düşünce ise, bu kavramın kültürel mücadele yoluyla aşılabileceğini savunur ve bu yönde büyük önem taşır.

    (bkz: simone de beauvoir)
    (my name isobel, 10.08.2009 21:42)
  11. simon de beauvoir'in, kadın doğulmaz kadın olunur sözü ile özce tespit ettiği durum. (daha iyi bir tanım yapamadım.)

    toplumsal cinsiyet denen kavram; çok özce üzerimize giydirilmiş, toplumun yönlendirdiği cinsiyet rolleridir. bu da, aslında iki cinsiyet arasında cinsiyet belirleyen cinsel organlarımızın haricinde herhangi bir farklılık olmadığı savunusu üzerine oturtulur.

    peki cinsiyet rolleri nasıl belirleniyor?

    aslında bir kişinin doğumundaki andan başlayıp, yetiştiriliş evresinde devam eden bir süreçte bu toplumsal cinsiyet rollerini normalize edip alıyoruz. şimdi aklımıza gelenleri sıralayalım:

    - erkek bebeklere mavi, kız bebeklere pembe ağırlıklı giysi / eşya alımı
    - erkek çocuklarının sürekli araba, top ya da daha güç gerektiren oyunlara yönlendirilmesi; kız çocukların aslında ilerideki rolünün ön bir evresi olarak evcilik oynaması, bebeklerini süslemesi
    - medyada veya çevrede kullanılan dil ve sürekli üretilen toplumsal cinsiyet rolleri
    - namus kavramı, kadının namusunu koruyan erkek imajı
    - erkeklerin eve para getiren, kadının ev işleri ile uğraşan rollere hapsedilmesi
    - masallarda hep bir erkek tarafından kurtarılan kadın kahramanlar
    - bazı mesleklerin sadece bir cinsiyete özgü bırakılması / anılması / yönlendirilmesi

    vb. bir çok algı alanı. inanın çevreye aslında yönlendirilmiş cinsiyet rollerimizi algılamak için baktığımızda o kadar çok ayrıntı göze çarpıyor ki. nasıl oluyor da bu rollere hapsolduğumuzu ve bunu kırmanın nasıl da imkansız olduğunu anlamamak elde değil. aslında öz itibariyle eşit iki cinsiyetin nasıl da farklılaştırıldığını gösteren bir çalışma alanı toplumsal cinsiyet.

    diğer önemli bir ayrıntı da; toplumsal cinsiyet rollerimizin sadece kadın ve erkek üzerine olması. dolayısıyla, burada heteroseksüaliteyi yücelten roller, homoseksüelliği görmezden geldiği gibi, homofobisi had safhada olan bir toplum yaratıyor.

    kadınlık da erkeklik de ve belki heteroseksüellik bile öğretilen / yönlendirilen kavramlar olarak karşımıza çıkıyor haliyle.
    (aglaures, 10.09.2009 14:13)
  12. bugünlerde aklımda bir soru ile kafamı kurcalayan kavram:

    "reklamlar mı toplumsal cinsiyet rollerini etkiliyor, yoksa toplumsal cinsiyet rolleri mi reklamları karşımıza bu şekilde çıkarıyor?"

    evet, evet ilk okunduğunda; bir tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan açmazı var.

    ama üzerinde şöyle bir düşünüldüğünde; toplumsal cinsiyet rollerimiz zaten belirlenmiş, üzerimize giydirilmiş ve öğretilmiş. dolayısı ile reklamların bunu pohpohlayan ve besleyen bir yerde olması da kaçınılmaz oluyor. sonra kızmıyoruz tabi; yemek hazırlayan anne, çamaşır yıkayan anne, çalışan baba, her şeyi annelerin düşünmesi gibi reklam karakterlerine.

    eh ne de olsa normalimiz bu.

    neyse; ne diyor idim, reklam ve medya ile olan ilişkisi oldukça güçlü olup, birbirini besler nitelikte bir konumlanış söz konusudur.
    (aglaures, 16.09.2009 16:22)
  13. düşündüm taşındım, asıl bu rollerden kurtulmamız ve dahası bireyi özgür bırakmamız için erkeklerin daha çok çabalaması gerekiyor.

    sürekli erkeklik denen mefhumu ispat etmek zorunda kalan erkek, nasıl oluyor da bu misyonla mutlu mesut yaşabiliyor şaşıyorum. çok büyük bir baskı harbiden, sürekli ne kadar erkek olduğunu ispat etmek ve dahası bunu hep yarışır gibi yapmak zorunda oluyor. daha iyi sevişen erkek, daha çok para kazanan erkek, daha güçlü erkek falan filan. ne çok baskı var erkeklerin üzerinde farkında mısınız?

    bu kadar baskı altında ne mutlu ne özgür olunur. o yüzden derim ki, toplumun bize yüklediği cinsiyet rollerinden kurtulmamız için, erkeklerin daha çok çabalaması gerekmekte.

    özgür bireyler için bu şart gerçekten de. biz kadınlar da bu ispatlarınıza tanıklık etmekten kurtuluruz fena mı?
    (aglaures, 09.10.2009 10:57)
  14. itü sözlük gibi yerlerde yazar niklerinin yanında kromozomal bilgi verilmediği için çoğu yazarın cinsiyeti hakkındaki tahminimiz aslında toplumsal cinsiyeti hakkında tahminimiz oluyor. üslubuna bakarak bir yazarın erkek olduğunu tahmin etmek esasında o yazarın erkek yazarların yazmasını bekleyeceğimiz şekilde yazdığı anlamına gelmekte. "erkek gibi yazar" dediğim zaman zihninizde oluşan beklentilerin üç aşağı beş yukarı benzer olması da toplumsal zihniyet gibi bir şeyden bahsetmemizi olanaklı kılmakta.

    her ne kadar doğuştan gelen cinsiyet ve toplumsal cinsiyet birbirinden farklı şeylerdir desek de, belli özel örnekler dışında şimdilik arada pek büyük bir fark olduğuna inanmıyorum. eğer erkek olarak doğduysanız toplumsal cinsiyetiniz de erkek olacak, kadın olarak doğduysanız kadın. aksi şaşırtıcı olurdu. başka deyişle eğer doğdunuz zaman penisiniz varsa, cinsiyet belirleyicisinin de sizi itü sözlük'te erkek olarak etiketlemesini bekleriz, aksi pek düşük bir ihtimal.

    gelecekte bir gün toplumsal cinsiyetin olmadığı bir toplumu düşlemek ilginç. ama bana daha da ilginç gelen başka bir hayal var; o da toplumsal cinsiyetin varlığını sürdürdüğü ama doğuştan gelen cinsiyetle bir bağının kalmadığı durum. bu erkek ya da kadın olarak doğmanızın ilerleyen hayatınızda erkek gibi ya da kadın gibi davranmanız üzerinde hiç bir etkisinin olmadığı, toplumsal cinsiyet seçimini vücudunuzdaki organlardan bağımsız olarak kendinizin ya da sizin için başkalarının yaptığı bir toplumda mümkün olabilirdi. buradan güzel bir le guin romanı çıkardı diye tahmin ediyorum.
    (recai pengül, 06.11.2009 16:31 ~ 16:35)
  15. kadın diye bir şey yoktur.

    daha önceleri dilbilime ve gramere ait bir kavramken judith butler tarafından feminist literatüre ve süreç içinde kültürel araştırmalara kazandırılan bir terim var: performatif. bu performatif filler söylenmeleri ve söyledikleri durumun gerçekleşmesi açısından eşzamanlı ve özdeşler. "sizi karı koca ilan ediyorum ulan!" cümlesini söyleyen yetki sahibi kişi yalnızca bir durumu dile getirmekle kalmıyor ayrıca o durumun tam da o anda gerçekleşmesini sağlıyor. judith buradan hareketle toplumsal kadın ve erkek kavramlarının da performatif olduğunu söylüyor. kadın, öteki, yani erkek tarafından kadın olarak adlandırılıyor ve bunu kabul ettiği anda biyolojik fark bu performansla toplumsal cinsiyete dönüşmüş oluyor. bu kadarla da kalmıyor. performatif fiillerle ilgili bir tür iktidar durumu olduğunu söylemiştik. "sizi karı koca ilan ediyorum ulan!" ifadesi, ilan eden erk sahibinin egemenlik ilişkileri içindeki statüsüne bağlı olarak gerçekleşmek zorunda. bu kabul üzerinden hareketle "sen kadınsın ulan!" ifadesinin performatif değeri, nesnenin toplumsal cinsiyet olarak varolmaya başlaması, bir kadına dönüşmesi, ifadeyi üreten erkek öznenin egemen statüsüne bağlı. dolayısıyla erkek-egemen olmayan bir toplumsal yapıda, bir toplumsal cinsiyet olarak kadın da (dolayısıyla erkek de) olamaz.

    kırılgan temas ın sonundaki sözlükten biraz değiştirerek yazdım. "ulan"ları falan ben ekledim.
    (ahmak ı hayal, 07.11.2009 10:39 ~ 10:51)
  16. (bkz: gender)
    (queenie, 07.11.2009 10:54)
  17. gender mainstreaming, gender equality gibi tamlamalara da sebep olan bir şey kendisi. mesela toplumsal cinsiyet eşitliğinden bahsederken, kadınlara daha önce söz hakki verilmesi, kadın bireylerin aynı kalifiye standartlarında tercih edilmesi gibi pozitif ayrımcılıklar söz konusudur. eşitliğin sağlanması için bir tarafın odun vermesi gerçekliği biraz rahatsız eder; ama yine de pozitif ayrımcılık fena değildir derim. evet, konuyla ilişkin bir bakınızdır pozitif ayrımcılık.
    (mevlüt şekeri hüznü, 19.11.2009 11:54)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil