toplumsal baskı   

adana çık aradan

  1. olaya şu bakış açısıyla yaklaşabiliriz.insan toplum içerisinde doğup, büyüyen bir canlıdır.bu yüzden insanların alışkanlarını,alışkanlıkların biçimlendirdiği davranışlarını ve sonuçta bu davranışların temel teşkil ettiği kişiliğini toplum belirler.dolayısıyla insan, toplum nezdinde yanlış kabul edilen ya da suç teşkil eden bir davranışında toplumsal düzene dönme hissiyatıyla elbet suçluluk duyar.o an ya da en geç ölüm döşeğinde.toplum baskısı olmasa da bu hissiyat oluşacaktır.toplum baskısı yanlış yaptığımız bir hareketi savunmamıza da yol açabilir.bu, insanın, doğasındaki "savunma iç güdüsü" ile hareket etmesinden dolayıdır.lakin, kişinin doğasında "merak" diye nitelendirilen bir başka husus vardır ki doğal olarak bu korunma iç güdüsünü ya da toplumsal baskıyı kırmak ister.toplumun size öğrettiklerinden farklı bir bakış açısı ile olaylara yaklaşmanızı bu olgu sağlar.ilgi duyduğunuz şeylere merakınızı giderme isteği büyüyerek devam eder ki burada bu korunma iç güdünüzü kırmanız gerekecektir.toplum baskısı her zaman olacaktır.bu baskıyı nötralize etmek sizin elinizdedir.liderlerin bu konudaki avantajları aslında onların hayata başlarken ki dezavantajlarıdır.lider diye nitelendirebileceğimiz bu insanlar sağlıksız bir aile yapısının ürünüdürler.annesiz-babasız büyümüşlerdir çoğu."toplumun en küçük birimi olan aile" onların hayatında eksik kaldığından toplumsal baskı da kişiliklerine kolaylıkla nüfuz edememiştir.merakı yaşayabilme olgusu törpülenememiş,ayrıca savunma güdüleri toplumdaki diğer insanlar gibi onları kolay kolay engelleyememiştir.bilinci oluşturup,topluma yayan bu insanlardır.ama toplam baskısını yenebilmek için illa lider doğmak gerekir ya da anasız-babasız mı büyümek gerekir?tabi ki hayır.meraka ket vurmamak ve atılan oklara rağmen hedefe koşmadaki kararlılık toplumsal baskıyı kırar. önce uzun vadede sizin için en doğru olan hedefi belirlemeniz gerekecektir.
    (bkz: başlığın miras kalması)
    (tonguç, 23.03.2006 00:19 ~ 03.01.2008 12:35)
  2. toplumun gelenek ve göreneklerinin, bazı zamanlarda yaygın bir siyasi, felsefi yahut dini düşüncenin toplum tarafından bireyler üzerine uyguladığı baskıdır. bazenleri bu baskı bireyin üzerine yönetilmekten çıkar ve bu sefer iktidar üzerine yahut belirgin bir düşman algısına yönelir. fakat toplumun içerisinde bulunduğu alışılmış durumları değiştirmek, daha doğrusu tabuları yıkmak toplumsal baskının aşındırılması ile mümkündür. yani iktidar odağı ya da birey üzerine yoğunlaşan "baskı" geri tepebilir. nitekim türkiye'nin tarihsel açıdan geçirdiği değişimleri düşünürsek, toplumsal baskı'nın her türlü girşime rağmen şerit değiştirdiğini ve belirli bir esneklik duygusunun "baskı" durumunu değiştirdiğini görebiliriz.

    somut bir örnek vermek gerekirse, eşcinsellik toplum tarafından kabullenilemeyen bir durumdur. bu yüzden özellikle toplumun en küçük birimi olan ailede (aslında toplumun en küçük birimi bireydir) eşcinel birey üzerine bir baskı oluşturulabilir. fakat bu baskı genelde aile bireylerinin kendi bakış açılarından çok, toplumsal baskının yansımasıdır. o halde burada toplumsal baskının bir saç ayağının da "doğallık" anlayışı olduğunu söyleyebiliriz. genelin kabul ettiği ya da genelin sahiplendiği "değerler" normal olarak ve aynı zaman da doğal olarak kabullenilir. buda basıtırılmış duyguları ortaya çıkarttığı gibi, toplumsal baskının cemaat anlayışının en büyük yansımalarından biri olduğunu göstermektedir. çünkü bir düşünce genelde kabul edilen tek ve pozitif bir düşünceymiş gibi benimsenmekte, ve bireylere karşı "dışlama, cezalandırma" gibi "yaptırımlar" ile dikilmektedir. farklılıklara yönelik tepki çoğunlukla cemiyet yapısına kavuşamamış toplumlarda ortaya çıkar.

    bütün bu bilgiler ışığında, toplumsal baskının bir değer çatışmasının daha doğrusu "gücü elinde tutan çoğunluğun" azınlığa uyguladığı vazgeçirme ya da bastırma hareketi olduğunu söyleyebiliriz.
    (madbrother, 26.04.2007 16:20)
  3. sanırım bir yerlerde asık suratlı, mutsuz, sorunlu, sevgisiz ve iç karartıcı kıyafetler giyen (neden böyle tanımladığımı bilmiyorum, gözümde canlanan bu) bir grup insandan oluşmuş bir komite var. bu kişiler oturup her kültür için ayrı ayrı doğru-yanlış, iyi-kötü tanımları oluşturuyor, insanların kutsal kitaplardan fazla inandığı kurallar yazıyorlar. en kötüsü ise, toplumsal baskıdan sıyrılsanız bile içten içe kendinizi kötü hissetmenize neden olacak bir baskı oluşturuyorlar üzerinizde.
    (closer, 03.01.2008 12:09)