topkapı sarayı, dünyayı titreten, kudretinin zirvesinde iken bir medeniyetin aynı zamanda ne kadar alçakbaşlı ve mütevazı olabileceğinin göstergesidir.17. yy'ın güneş kral'ı ondördüncü louis ise kendini bir bok zannedip hayvan gibi masraflar yapıp versailles sarayını dikerken, dünya bu sade saraydan yönetiliyordu.fakat gerileme ve yıkılma devrine gelinince heryere görkemli saraylar inşa edildi ki halka hala biz güçlüyüz, büyüğüz mesajı verilsin.
(bkz: dolmabahçe sarayı)
(bkz: çırağan sarayı)
(bkz: beylerbeyi sarayı)
girişinde tc vatandaşından 3 ytl,turistlerden 10 ytl alınan,harem ve hazine bölümlerini gezebilmek için ayrıca bilet alınan koskoca saraydır.ayrıca iftariye (veya mehtaplık) denen ve ramazan aylarında bazen istek üzerine iftar yemeklerinin yenildiği terasımsı yerdeki muhteşem ötesi ve benzeri olmayan manzara bu saraydaki birçok eşyanın önüne geçer,padişahlar işini biliyormuş ve şehri ayaklarının altına almışlar gerçekten.
hemen her osmanlı padişahı tarafından ya eklemelerde bulunulmuş ya da tadilat ettirilmiş saray. 3 nisan 1924 de bakanlar kurulu kararı ile müze haline getirilmiştir.
bakımsız ve içler acısı bir haldedir.
sorun para ise istanbul'a ayak basan her turistin en az 1 kere görmesi farz olan bu saryın giriş parasını masraflarını karşılayacak şekilde arttırmak imkansız mıdır? ya da başka tarafından ele alırsak, saray kendi masrafını giriş paralarıyla karşılayamıyor mudur, o paralar nereye gidiyordur?
dünyada bir eşi daha olmayan ve elin gevurunun gözü gibi baktığı, para basan dandikten sarayından daha az değerli olmayan bizim kültür mirasımızı bu halde koymaya kimin hakkı vardır, neden ses çıkartılmıyordur anlamak mümkün değil.
güvenlik yetersizliğiyle kaç defa hırsızlık da meydana gelmiştir, bozdurup bozdurup harcıyalım anasını satayım, bizde tarih çok var ne de olsa!
gibi nadide eserlerin bulunabildiği tarihi eserlerimize verdiğimiz önemi bu şekilde yansıtan türkiye de ki en büyük en meşhur müze.
depoları ve arşivleri tam olarak incelenip, kayıtlara bilir kişiler tarafından alınırsa osmanlı'nın ve islam dünyasının bir çok efsaneleşmiş eserleri meydana çıkabilecektir.
istanbul'da sarayburnu sırtları üzerinde bulunan saraydır..
topkapı, osmanlı padişahlarının dolmabahçe sarayı yapılıncaya kadar oturdukları saraydır. fatih sultan mehmet zamanında yapılmaya başlanmış, giderek yeni bölümler eklenmiştir..
1924'ten beri müze olarak kullanılan sarayda fatih'ten abdülmecit'e kadar bütün hükümdarlar oturmuştur..
sankim betondan bir otağ gibidir..o kadar sade ve asildir..
dedemin zamanında bekçiliğini yaptığı sarayın bahçesinde tadilat için kazı yapılırken yer altından kocaman bi altın heykelin ve daha bi sürü şeylerin çıktığına şahit olduğu efsanevi yapı.
refah partisi döneminde, erbakanın dış borçları kapatmak için, sarayın depolarında bulunan işlenmemiş hayvani elmasları kullanma önerisi, değerlendirilmekten çok -saçmalama necmettin- tadında kestirilip atılmıştır.. bunun öncesinde de bu tür ganimetlerin varlığından hep söz edilmiştir. neticede ya efsane kılıfına sokulmuş ya da üzerinde durulacak kadar gerçekçi bulunmamıştır. gerçek olduğunu varsayarsak, gizliliği konusunda bu kadar hassas davranıldığı adına da bir çok mantıklı açıklamaya varılabilir.
harem bölümünde bol miktarda musluk bulunan saraydır.çoğu odanın pencerelerinde karşılıklı olarak musluklar bulunur ve bunlardan -çoğu zaman- kesintisiz olarak su akarmış.bu kadar çok musluğun olmasının sebebi ise konuşulanların dışarıdan duyulmasını engellemekmiş.
her ayın ilk salı günü girişler t.c. vatandaşlarına ücretsizdir. fakat diğer taraftan, harem, salı günleri temizlik nedeniyle kapalıdır. zaten normalde harem için ayrıca giriş ücreti ödemek gerekir.
ne zaman gitsem bir yerleri bakımda olan saraydır.ayrıca öğrenciler ve öğretmenler kimliklerini gösterdikleri zaman -harem bölümü hariç- ücretsiz olarak gezebilirler.
öğrencilerin giriş ücreti ödemediği (haremde ayrım yok,herkese 10 ytl),gez gez bitiremediğim saray.bazı bölümlerde fotoğraf makinası ve kamera yasak,ama yasak olmasaydı bile mücevherlerin ve bilimum eşyaların muhteşemliğinden kendinizi alıp da birşeyler çekmeyi akıl edemezsiniz herhalde.haremi müthiş,"lan bu padişahlar işini biliyormuş be" tepkisi gayet yerinde.
istanbul'un en güzel sırtlarından birine kurulmuş olan saraydır.hem geniş bir alana yayılmış hem de içerisinde sadelik ve şaşaalıktan uzak bir mimari barındırır.bazı kısımlarında ise osmanlı çini sanatının güzel örnekleri duvarlarında yer almaktadır.
her ne kadar saray sade ve şık olsa da padişahların kullanmış oldukları eşyalar inanılmaz derecede gösterişli ve pahalı parçalardır.