tonari no totoro   

adana çık aradan

  1. hayao miyazaki'nin 1988 tarihli animasyon filmi. diğer miyazaki filmlerinin hepsinde gerçekten kötü diyemesek bile zaman zaman kötü olarak nitelendirebileceğimiz karakterler mevcutken bu filmde kesinlikle öyle bir şey yoktur, film bu açıdan en çocuklara yönelik miyazaki eseri olabilir, usta yine doğa ile iç içe yaşam, çocuk masumiyeti, aç gözlülükten uzaklık, aile gibi temaları işlemiş ve keyifli bir çıkarmıştır ortaya.

    ayrıca bu filme adını veren totoro studio ghibli'nin logosudur, hani şu filmlerden önce açık mavi zemin üzerinde gördüğümüz yaratık.
    (theone, 19.05.2006 19:21 ~ 19:38)
  2. bu seneki istanbul film festivali kapsamında "komşum totoro" adı altında izlenilebilecek film.

    ----spoiler----

    o değil de, eve ilk taşındıktan sonra banyoda iki kız bir baba aynı anda yıkanıyorlardı. pornografik yada erotik bir görüntü yoktu ama koskoca salonda bir ben oha dedim.(sesli)
    utandım kendimden.
    sonradan öğrendim ki; arkadaşlarım da oha demişler ama içlerinden..

    ---spoiler---
    (kitiara uth matar, 05.04.2007 21:14)
  3. 6 temmuz 2007 de türkiye de gösterime girecek hayao miyazaki animesidir. biraz erken geldi sanırım.
    (genius kusagami, 29.06.2007 15:50)
  4. ----spoiler----

    98 yapımı usta animatör miyazaki’nin bu yıl gösterime girmiş filmi, öncelikle miyazaki bizi çok güzel bir aile yaşantısının içine sokuyor fakat bariz bir huzursuzlukla beraber, çocukların annelerinin yanlarında olmayışı, çocukların neşeli olma oranıyla birlikte olayı daha vahim hale getiriyor fakat bu hal çocukların hastaneye ziyarete gitmeleriyle son buluyor ve filmin içinde tekrar mutlu oluyoruz. boyama kitabından fırlayan kahraman tottoroyla tanışmamız da tam bu mutlu dönemlere geliyor çocukların ısrarla “gördük” demelerinin ardından babalarının çocukları utandırmamak adına “ evet inanıyorum size” demesi gibi yalandan da olsa bizde inanıyoruz tottoroya… bir gün babalarının işten geç dönmesi tüm gerçeği bize çocuklarla birlikte o otobüs durağında beklerken anlamamızı sağlıyor. tottoronun verdiği palamutları ekmeleri ve yine onun yardımıyla yeşermeye başlamaları ile aynı gün hastanaden gelen telgraf ile annelerinin öldüğünü öğrenirler. mei’nin gelince anneme veririm diye kopardığı mısır’ı elinde dolaştırması ve hastaneye gitmeye çalışırken kaybolması, ablasının sorumlulukla ve büyük bir sevgiyle kardeşini arama çalışmalarını izlerken miyazakinin hisettirme konusundaki ustalığına bir kez daha saygı duyarsınız çünkü gerçekten berbat hissettiğiniz zamanlardaki duyguyu o anlarda yakalamayı başarmıştır. umutsuzluk anında tottoronun yardım etmesi ve kedi otobüs gezileri ise yine çocukların dünyasından bir parçadır ve çocukların her koşulda mutlu olabildiğini en çaresiz anlarda mutluluğa çare aradığını gösterir, bizde inanmak isteriz bu gezide olan şeylere fakat abla kardeş arasındaki replik kulaklarımızdadır hala; “büyü artık!”.

    komşum tottoro gerçek içinde masalı anlatması ve bunun çocukların hayal dünyalarının bir ürünü olması bakımından pan’ın labirenti filmiyle benzerlikler gösterse de tek bir konu üzerinde yoğunlaşmaması ve birden fazla mesajı, duyguyu vermesi açısından çok daha üstün bir film. bir çok izleyenin yorumunun aksine güllük gülistanlık bir film olduğu kanaatinde değilim, sadece çocukların bu dünyada olup ağaç dikmeleri ve filmde ısrarla ağaçların “yüzyıllar boyu yaşadığı” mesajı filmde verilen tek teselli. ölüm karşısında elimizden bir şey gelmez olayı güzel ama film öyle bir yılda gösterime giriyor ki doğanın da ölümü karşısında hissettiklerimiz daha farklılaşıyor. tıpkı prenses mononoke deki gibi “doğa’nın ruhu”nun kafası bir daha geri verilmemek üzere kesildi. şimdi sıradaki masalı anlat bize miyazaki 2 saatliğine de olsa inanmak istiyoruz “tottoro” yo, “kedi otobüs”e ,”doğanın ruhu”’na.

    ----spoiler----
    (nitin oldfield, 28.09.2007 00:55 ~ 00:56)
  5. japonlar çizgi film yapmayı biliyorlar kardeşim. odunları toplarken ki rüzgar sahnesi neydi öyle.
    (kendini düşünen hayalperest, 06.01.2008 23:20 ~ 23:21)
  6. az biraz kulağıma çalınmış bilgi kalıntıları doğrultusunda söyleyebilirim ki, japonya'da tüm zamanların en iyi aile filmi seçilmiş bir hayao miyazaki başyapıtı.

    ---------bruce willis ölü bruce willis ölü bruce willis ölü-------------

    her ne kadar insana yüksek dozda neşe aşılıyor olsa da sinema tarihinin en sevimli karakterlerinden biri olan mei'nin ortadan kaybolmasından sonra gölde bulunan bir terlik eşinin mei'nin sanıldığı sahne beni apayrı etkilemiştir, hüzne boğmuştur. hele ki ablasının o umutsuz koşuşu... of of...

    bir de filmin başlarında, o küçük totoronun ''ulan ben görünmez değil miyim ki şimdi?'' bakışı vardır ki, ne kadar da güzeldir.


    ---------bruce willis ölü bruce willis ölü bruce willis ölü-------------


    kesinlikle izleyin derim ben.
    (ikiguzelhareketbirden, 26.01.2008 19:28 ~ 22:32)
  7. her bir detayının üzerinde incelikle ve uzun uzun düşünüldüğü belli olan miyazaki animesi. çok kalıplaşmış bir tabirle anlatmak gerekirse, insanı çocukluğuna götüren bambaşka bir güzellik denebilir sanırım. (spoiler verecek olabilirim aralarda, emin değilim.)

    bir süredir hastanede kalan annelerinin yokluğunda babalarıyla taşındıkları yeni kır evinin bahçesinde karşılaştıkları "ormanın ruhu, totoro" ile olan maceralarının anlatıldığı iki kızkardeş, filmin esas kahramanlarıdır. miyazaki'nin animasyonlarında kullanmayı çok sevdiği 'kız çocuğu' figürü bu filmde küçük mei ve akıllı satsuki ile karşılığını bulur.

    usta miyazaki doğaya olan saygısını bu filmde adeta bir tapınma ritüeli gibi yansıtır izleyicisine. bahçelerindeki dev kafur ağacından, evin içinde bulunduğu cennet gibi bahçeye, ince ince resmedilen küçük sümüklüböceklerden, suda yüzen iribaşlara, bahçeden toplanmış mis kokulu salatalıklardan bir koçan püsküllü mısıra, sivrisineklerden çekirgelere kadar doğal yaşama dair her bir detay öyle şirin aktarılır ki; çocukluğunda yılda bir kez bile olsa köy ya da bağ, bahçe gören bir insanın ağaçların tepesinde gezinip cibinlikte uyuduğu, bahçeden elleriyle domates, patlıcan toplayıp dere kenarlarında koşturduğu o eski güzel zamanlara öykünmemesine imkan yoktur. resmedilen doğa ve mutlu aile tablosu öyle cezbedicidir ki günümüzün mutsuz insanının imrendiği ne varsa bu animede görebilmek mümkündür. bitmek bilmez bir merakla gördüğü her ilgi çekici şeyin peşine düşen minik, tatlı mei, huzur verici büyükanne, komik vücutlu totoro, ustanın hayal gücüne hayran bırakan kedi-otobüsü kendine aşık eden, handiyse izleyenin dilinde şekerli bir tat bırakan belli başlı güzellikleridir animenin.

    uyumadan önce izlenmesini tavsiye etmek gerek totoro'nun sanırım. finalindeki şarkıyı mırıldana mırıldana uykuya dalmak mutsuz zamanlarında insanın üstündeki tüm kiri pası alabilecek kudrette gibi.
    (maria puder, 27.05.2008 13:21 ~ 22:24)
  8. totoro o kadar sevilen bir karakter olmuştur ki sonrasında studio ghibli'nin maskotu olmuştur, şirket logosunda yer alır.
    (hayvan ağa, 19.06.2008 08:38)