|
|
- türkiye'de ateş pahası olan ve genellikle "tiki" tabirini kullandığımız kesim tarafından giyilebilen tommy'nin, abd toprakları dahilinde bir işçi sınıfı markası olduğu savıdır.
şöyle bir düşünelim. tommy kot, amerika'da 25$ civarı bir fiyata alınabiliyor. amerika'da ortalama saatlik ücret 7$ civarı, hatta emek yoğun işlerde 10$ ve üstü desek, 2,5 saat çalışan bir amerikan işçisi kazandığı parayla bir tommy kot alabilir. ayrıca timberland, tommy gibi amerika'da zengin-fakir her insanın üstünde görebileceğiniz, ortalama markalar türkiye'ye geldiğinde neden ateş pahası olur; ve neden bunları giymek "statü" kazandırır; yoksa sırf değerinin çok üstü fiyatlarla ülkemizde satıldığından mı?
sırf buradan türlü sosyal tespitler yapmak mümkünken... ya ben lan neyse bişey demiyorum.(cerceve, 04.03.2008 00:24 ~ 00:26)
- (bkz: marks and spencer)
- (bkz: tommy angelo)
(bkz: mafia the city of lost heaven)
- (bkz: ne oldum delileri)
- (bkz: gümrük vergisi)
- karşılık olarak "yok artık.. ben de roberto carlos" diyebileceğim bir önermedir.
- (bkz: tommy hilfiger'den mi bahsediyoruz yoksa)
- (bkz: mercedes almanya'nın tofaşıdır)
- oradaki işçi sınıfı ile buradaki işçi sınıfı arasındaki farkı gözardı etmememiz gerekir,
tommy'nin memleketinde bir işçi haftada 30 saat çalışarak, 75 model dodge arabasına dilediğince performans yakıtı koyabilir, o eyalet bu eyalet gezebilir, çoluğunu çocuğunu rahatlıkla özel okullarda okutup, avrupalara gezmeye yollayabilir...
ali rıza'nın memleketinde ise bir işçi hatada 70 saat çalışarak dandirik arabasına kırk takla attırarak taktırdığı tüpe 10milyonluk gazı alırken hesap yapar, evden en fazla kahveye gidebilir, çoluğunu cocuğunu okuturken ek bir iş yapması gerekir, bırak avrupaya lunaparka bile götürmeye mali gücü yetmez...
ayrıca gelişmiş ülkelerde işçi sınıfının refah düzeyi ve verdiği emeğin karşılığı oldukça kârlıdır.. örneğin alamanyada 2 sene çalışan bir sıvacı sıfır bir audi a4 station alabilir... üstelik köpek gibi de para yer... kısacası işçi sınıfı sadece ülkemiz ve diğer gelişmemiş, kendi ekonomisine sahip olmayan ülkelerde hor görülür...
ha unutmadan... tommy'nin memleketinde seçimler kömürle kazanılmıyor...
- bir diğeri için; (bkz: barbour)
- marka yönetiminden bilhaber kişilerin; sırf kapitalizm'i taşlamak adına sarfettikleri söylem-cik. caanım tommy'de nasibini almış; eyw.
höööm, şöyle bir bakalım, hangi marka için ne dediler;
zıtarbaks * : yaneee tam bir piyasa yeri, zaten amerika'da zenciler gidiyomuş sadece, kahve 1 dolarmış * burda statü göstergesi; iğrenç.
mecdonaldz* : ıyghh, ingiltere'de sadece scullies'lerin takıldığı ekstra ezik mekan; burda bi' matah zannediyorlar.
tomi * : işçi sınıfı markası.
markzentsipensır * : anne markası, avrupa'da yüzüne bakmıyorlar, bizimkiler de bişi sanıyor.
şöyle bir hatırlayalım calvin klein furyasının türkiye'de estiği dönemleri ki o dönemler bu markanın avrupa'da yavaş yavaş miadını doldurmaya başladığı dönemlere tekabül eder; türkiye'de kabul gören, saygın bir marka olmuştu. türkiye'de tüketilince marka doğuya kaydırıldı; pazarını genişletti. ama sanmıyorum ki iran'da " aww, kelvin kılayn mı türkiye'de işciler giyiyormuş, burada da bi' halt sanıyorlar" desin insanlar.
bu tür söylemlerin; özal dönemi sonrası, hiçbir şeye sahip olmadan birden bire her şeye sahip olma isteğiyle birlikte, sınıflar arası uçurumun günümüze kadar haddinden fazla açılmasının sonucu olduğunu düşünmekteyim. yüksünmekten ve eleştirmekten öteye sanırsam bu yüzden gidemiyoruz.
+ topla artık şu giriyi niyazi!!!
kısaca efen'im; markalar dünya üzerindeki lokasyonlarına ve hedef kitlelerine göre fiyat, menü, zıkkım belirlerler ve pazarlarını kaydırdıkça bu hedefler de zaman zaman saparlar. amerika'da ne zıkkım olduğu zerre umrumda değildir.
|