kafalarda yırtık pırtık giyinen, bali çeken, gariban, it kopuk bir komünist imajı olduğundandır... yok artık.
ayrıca her siyah giyen de satanist değildir.
bir şehir efsanesidir gidiyor, yaratıcı ve yalama gençliğin ağzında sakız olmuş, vitrin pabuçları zihinlerde tüketme alışkanlıklarını dürteliyor, komünizm'in adı duyulduğunda bağırsaklar işlemeye başlıyor, yaman çelişki bünyeye de aksediyor.
aslında kişileri görünümleriyle yargılamak yanlışından giren, bu "ne perhiz bu ne lahana turşusu" noktasına doğru giden bir çizgi üzerinde yargılanan kişilerdir. ta ki düne kadar, diyordum ki: "adamların yediğiyle, içtiğiyle, giydiğiyle ne alakası var ideolojilerinin..." ama dün bir şey oldu ve düşünmeye başladım. misal bir konu mankeni yazar alalım; zeus. zeus'un saçları dökülüyor ve kelleşiyor olsun. kelliğe taksın bu kafasını. dökülmeyi önlemek için doktora gitmeye karar versin zeus.
zeus, doktordan randevu alıp gitsin muayenehanesine. maksat kafayı gösterip bir ilacı varsa reçetesine yazdırmak... bu arada doktorun güzel sekreteri zeus'un sırası gelince onu içeri alsın. bir doktor seçelim konu mankeni: close2death. zeus muayenehaneye girsin ve doktor close2death ile ilk kez yüz yüze gelsin.
doktor close2death dermatologdur. deri ve kıl tüy hastalıkları mütehassısıdır. ayrıca komple keldir. kafasının ön tarafı ışığı yansıtmaktadır. işte durum bu. zeus ister istemez; "bu herif kel abazan, saç dökülmesinin bir çaresini bilse önce kendi saçlarını kollardı." diyecektir. hakikat; aslında doktor close2death'in zamanında etkin ilaçların olmaması yahut çok pahalı olması yahut kendisinin bu ilaçları uygulamaya üşenecek kadar bezgin ve umursamaz olması olabilir. ancak zeus'un içinde close2death'e karşı bir güvensizlik uyanmıştır bir kere...
bu hayali hikayeye benzer olarak kapitalizmin kötülüklerini haykıran insanların kapitalist ülkelerin, kapitalist firmalarının ürünlerini kullanması, bunlara rağbet duyması da dışarıdan bakan üçüncü kişilerde bir güvensizlik yaratıyormuş. işte ben bunu farkettim.
elbetteki imkanlar dahilinde kalite, şıklık, zevk vesaire herkesin hakkı. ama bilhassa bunların sağlayıcılarına düşman olduğunu ilan edenlerin bunlarla yakınlığı son derece samimiyetsiz görünebilir.
giyime çok para vermemek için terkos pasajından markasını yada üzerinde yazar herhangi bir yazıyı umursamamış, ucuza kıyafet almayı tercih etmiş bir komünist.
bu zihniyet değil mi yemekhanedeki kola makinasının üzerine kocaman harflerle "boykot" yazan? madem bi içeceği bile boykot ediyorsunuz, neden bu kıyafetleri giyiyorsunuz?
hadi ucuza pazardan falan aldın o kıyafeti niye o şekilde armalı bişeyler alıyorsun? şahsen ben marka alacak olsam da amblem olmamasını isterim çünkü hoşuma gitmez. sen hem bunları boykot ediyorsun, hem de sahtesini almana rağmen amblemli alıyorsun. hadi ben başka sebepten amblemi umursuyorum, sen eğer bu konuda hassassan tümden sorgulaman gerekir (piyasa yapacağım derdindeysen o başka).
bana mantıklı gelmiyor aklı olana da mantıklı gelmemeli bence...
henüz hiç karşılaşmadığım, karşılaşsam da tuhaf karşılamayacağım siyasi insan kümesi.
aslında komünist denilen kişi çıplak gezmelidir çünkü ne giyinse ya emperyalizmin ya kapitalizmin sattığı üründür.
aç yatmalıdır çünkü üretilip satılan bütün mallar sermaye sisteminin ürünleridir.
neyse ki işçi sınıfı diye bir kurtarıcı vardır,
hatırlanır iç rahatlatılır.
herşeyi işçiler üretmektedir.
"anlamsız bir cümle"dir. zira komünist kelimesinin önüne gelen sıfatlar komünizm ve komünist kavramlarıyla çelişki içinde olmamalıdır. eğer oluyorsa komünist diye ifade edilen, bir komünisti tanımlamayacaktır, zaten o komünist olmayacaktır.
-ukalalık sayılmasın- bir kaç şey söylemek gerekirse;
komünizm; özel mülkiyetin ve dolayısıyla sınıfların ortadan kaldırıldığı, toplumsal üretim araçlarının mülkiyetinin olmadığı, toplumsal üetimin herkesin gereksinimine göre paylaşıldığı, toplumsal üretimdeki birikimin azınlığın elinde toplanmayıp tüm toplumun hayat ufkunu açma, hayatı zenginleştirme ve ileri götürme aracı olarak kullanıldığı, bugünün geçmişe hakim olduğu bir sistemdir. peki efendim o zaman komünist kimdir?
bu ideolojiyi şiar edinen kişidir. dünya üzerinde komünist bir sistem şu ana kadar kurulmamıştır. ancak buradan "komünizm yoksa komünist de yoktur" gibi bir aristo mantığını çıkarılmamalıdır. çünkü komünist, herşeyden önce sosyalist ideolojiyi savunan, benimseyendir. burjuva ideolojisiyle, onun dar, yüzeysel tüm duygu ve düşünce sistemiyle sınırlarını net bir şekilde çizen, kendisini marksizm ve leninizm ile yeniden üreten, bireyselliğin yerine kolektivizmi koyan ama aynı zamanda bir birey olmayı bilen, ortak amaç ve ideali her türlü kişisel çıkarın üzerinde tutan, düşünsel ve ruhsal bir dayanışma, özveri ve paylaşım içinde olan, burjuva düşünce ve değer yargısını tümden reddeden ve komünizmin temel değerlerini özüne yerleştiren demektir.
uzatmadan; eğer "burjuva düşünce ve değer yargılarını tümden reddeden" diyorsak nike giyen komünist, converse giyen komünist, tomy hilfiger giyen komünist gibi ifadelendirmeler de -ifade edenden bağımsız- boş bir ifade olacaktır. çünkü kapitalist sistemin "tüket ve tüken" saldırısı ve herşeyin meta olarak görüldüğü ve ona göre değer biçildiği anlayışı karşısında bunu bilen ama bilmekle kalmayıp değiştirmeye çalışan bir
anlayışın dışında olan, komünist olarak betimlenemeyecektir. (komünist olmayan hiç bir şeydir gibi bir anlam çıkmasın efendim)
başlıkta da ifade edilmek istendiği gibi sosyalist ideoloji ya da komünist ideolojiyi benimsediğini söyleyip ancak yaşam ve düşünce biçimiyle bir çelişki yaratılıyorsa bu durumda doğru tanımlama "tomy hilfiger giyip kendine komünist diyen kişi" vb. biçiminde olmalıdır.