lisedeydim... dün gibi aklımda hala. ekose eteğimle bir o yana bir bu yana arz-ı endam edip, birtakım apaçilerin ve dahi burhan çaçan' ın aklını aldığım yıllar. sonra da o malum şarkıyı söyledi zaten. neyse konu dağıldı.
normalde saçımı bir kalem vasıtasıyla toplu halde tuttuğumdan bu hisse uzaktım. lakin bir gün kalemimi bulamadım. en iyi arkadaşım melis' ten bir toka rica ettim ve onu kullandım. başta her şey nomaldi. fakat sonra sonra kafamda bir zonklama hissetmeye başladım. gittikçe şiddetini arttırdı bu his. adeta kafamda filler kolbastı oynuyordu. tirabizon kolbastisi hem de. çok zor anlardı gerçekten.
çıkardım attım tokayı hemen. melis geldi yanıma sonra " sakin ol, sadece bu kadar fazla sıkmamalısın dedi " göz kırptı bir de. olay buymuş deyip sözünü dinledim ve kafamdaki kolbastı ekibi bir anda dağıldı. teşekkürler melis.
uktecinin notu: "saç derisine nüfus ederek dayanılmaz bi ağrı verir bu his. en iyisi ahenkle dolaşan saçlarımızı hafif gevşek halde toplamak canlarım. bunu oehh doldursun. tam ona göre bi konu. sevgiler."
fena bir şeydir, sadece zonklama hissi vermez aptal eder, düşünme yetinizi alır. küçükken özellikle anneler bilemez ayarını çok sıkarlar tokayı, kafanız gerilir, kan gitmez beyninize aptal olursunuz. o günden beridir böyleyim işte.
beni ilkokul yıllarıma götüren hadisedir.anne önüne oturtur tarakla saçı çeke çeke tarar sıkıca bağlar.o boncuk gözler çeke çek çizgi halini alır çinliyim desem yerler o derece.akşama kadar o saç mümkün değil bozulmaz.eve geldiğinde saçı açtığında o tokadan kurtulan saçlar ahenkle dans etmek koşuluyla oraya buraya saçılırlar.işte o anda hissedersin o rahatlamayı zonklamayla beraber.ahh ahh anne ne acılar yaşattın bana.