22 mayıs 2012 salı
günün başlıkları: 1428 tane
günün başlıkları: 1428 tane
- ·oğlum bak git (94)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·edip akbayram (3)
- ·
- ·
- ·itü sözlük radyosu (11)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·yeşil çay kokusu (7)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·bir kıza tapmak (6)
- ·
- ·leyla ile mecnun (10)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·nscll (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
videolar
belki ilginizi çeker
tiyatro
- yazarların yazdığı ve beden diliyle anlatılması gereken oyunların canlı gösterildiği mekan.
- piyes, oyun. sanatların icra etmesi ve izlemesi en zevkli olanıdır bana göre.
- özellikle seyirci çekmek için son zamanlarda binbir numaralar yapmaya çalışan antik çağlardan günümüze kadar gelen bir sanat.
- kimilerine göre bir çiçek.
(bkz: bir demet tiyatro) - enis fosforoğlu bir zamanlar şöyle tanımlamıştı: insanı insana insanca anlatma sanatıdır tiyatro..
sinemayla karşılaştırılması yersiz olan (zira tiyatroda her sahne alışında oyuncuların emeğini soluduğunuz bir ortam vardır), her ne kadar ilgi görmediğinden yakınılsa da hala salonların dolup taşmasından ve de şehir tiyatrolarından bilet bulunamamasından gayet de popülerliğini koruduğu farkedilen sahne sanatıdır..
bence en sevilesi olayı da ana spot açılmışken tavana doğru bakıp da tozdan yıldızlara şahit olmaktır.. - kafa dinlendiren, hem göze hem kulağa hitap eden, yaşanılanlara oturduğun yerden şöyle bir bakıp seyre daldıran sanat dalıdır.
- sinemadan çok farklı olan senede hiç olmadı bir kez gidilmesi gereken oyundur..
zaten fiyat olarak da gayet uygundur.. görülmesi gerekir.. - spontane meditasyon.
- genel olarak bülünen kökeninin antik yunana dayandığı yargısı yanlıştır.tiyatronun kökeni antik yunandan daha da gerilere dayanır.hatta insanların (bkz: homosapiens) konuşmayı bilmedikleri,uygar ve yerleşik hayata geçmedikleri,mağaralarda birbirlerine sarılarak uyudukları zamanlara.zaten konuşamamaları,(iletişim kuramamalarından bahsediyorum)tiyatronun doğmasına,hatta çoğu sahne sanatının doğmasına yol açmıştır.çünkü konuşamayan insan iletişim kurmak için bedenini kullanıyordu.ama beden dili herşeyi anlatmasıona yetmiyordu tabi.bu yüzden maskeler yapılmaya başlandı ve maskeler de bu dilin bir parçası oldu.örneğin bir hayvan avlandıktan sonra o hayvanın maskesini takan shaman hayvanı nasıl avladıklarını dans ederek anlatıyordu.bu da tiyatronun temelinin atılması olmuş oldu. ilk entry'imi tiyatro başlığına girdim çok mutluyum yarabbiim ...
- günümüzde yeri ve önemi tartışılan bir alandır tiyatro. önceden belirlenen ve yönlendirilen bir tartışma durumunda olan tiyatro gerçeği, tartışmanın sonucu ne olursa olsun kimi insanların bir hayli cebini doldurmaktadır...
çıkış itibari ile burjuva kesimini eğlendirme amacını güden tiyatro, günümüzdede bu özelliğini yitirmemiştir... tiyatro bitti diyenler için yaşasın tiyatro diyen shakespeare, aslında tiyatronun amacını ve duruşunu çok güzel ifade etmiştir... bittiği yerde başlayan bir kurgu dur tiyatro, öyle kimilerinin ısrarla üzerinde durduğu hayatı anlamlandırma çabası değildir...
tiyatro ve oyunculuk ayrı bir temadır insanlık için ... hep ön plana çıkan bu gerçek aslında bir telaştan başka bir şey değildir... asıl tiyatro, kurgu ve hikayedir... en güzel ağlayanı oynayan oyuncu, sadece en iyi ağlayan oyuncudur... - (bkz: tiyatro okulları)
(bkz: mankenden tiyatro'cu olurmu fenomeni)
isteğen osurup sıçabilir kardeşim kime ne yav... resimde yapar böğüre böğüre şarkıda söyler...
hiç anlamıyorum neden mankenler genetik mühendisi olmak istemiyor... kimse tiyatro'ya bok atıyorum zannetmesin... - tdk diyor ki:
1. dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer.
2. bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup.
3. oyun yazma sanatı.
4. sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü.
peki üstad shakespeare ne diyor:
"all the world’s a stage,
and all the men and women merely players;
they all have their exits and their entrances..."
mealini bu nacizane bünye şöyle yapıyor:
dünya bir sahnedir, tiyatrodur,
ve tüm kadınlar ve erkekler sadece oyuncudur (bu sahnede)
hepsinin sahenye giriş ve çıkışları vardır (burası tam olmadı ama siz anlamışsınızdır)...
evet istesekde istemesekde hepimiz o sahnedeyiz ve sıramız geldiğinde rolümüzü oynayıp o sahneden iniyoruz... - bir adam boş bir alanda yürür ve diğeri de onu izler,işte tiyatro burda başlar der peter brook.yani basit ve gerçek olması gereken sanat.
"herşey basit olmalıdır,tümüyle basit teatral olmamaktır esas olan."
(bkz: çehov) - herkes, kendi yazdığı oyununun başrolünü oynar.
- tiyatro tamamıyle yunanlı bir kökene atfedilmekle birlikte;esasında konuşma diyalektiği yoluyla ilk yerleşik uygarlıklar olan asyagil toplumlarda filizlenmiş birer mimetis örneğidir.yerleşik uygarlıklar tiyatronun mimetisini yapıp;yazınsal boyutunu ilerletirlerken barbar ile yabanıl toplumlar büyücü geleneklerinin içersine tiyatroyu bulaştırmışlardır.
- repliğin, perdenin, mizansenin ya da suflörün olmadığı ilk insan topluluklarının yaptığı dini törene dayalı yaratıcılıktır. kaynağında taklit etme güdüsü vardır. dini törenlerde totem denilen kutsal hayvanı taklit etmek için insanlar yüzlerine maske geçirip bu hayvanın sesini taklit etmeye çalışmıştır. bu törenler de tiyatronun doğuşudur.
ilk çalışmaların çin'de ve mısır'da yapıldığına dair bulguların olduğu söylense de batı tiyatrosu denilince akla ilk gelen eski yunan tiyatrosudur. yunanlıların bağbozumu tanrısı için yaptığı dini törenler de tiyatroda bizi asıl kaynağa götürür. - bir arkadaşın küçümseyen tabiriyle solcu işi.
(ne alakaysa) - hayatı değiştirme özelliği olan bir seyirlik.
- üç, bilemedin dört sene sonra ''mesleğim'' diyebileceğim, nefes alınan, huzur bulunan, biraz ayrı kalınca ''spot istiyorum ben!'' şeklinde isyanlara sebebiyet veren, oyuncu denilen insanın er meydanı olan şey..
- seyirciye anında tepkisini gösterebilme olanağı verildiğinden dolayı mümkün olduğunca sinemaya tercih ettiğim sanat.
- yapılmış en iyi (kısa ve öz) tanımı şudur: "tiyatro insanı, insana, insanla anlatma sanatıdır."
- aboneliğimin bitmesinin üzerinden 7 ay geçmesine rağmen her ay başı kapımın önünde bulduğum dergi. beğenerek okuyoruz...
- hayatın aynasıdır... görmediklerini görür, duymadıklarını duyarsın... yaşayamadıklarını yaşarsın... benliğini kaybetmeden bir başka "ben"e dönüşürsün.
- meraklısı olmayarak, iddiasızca söylüyorum ki; gördüğüm kadarıyla günümüzde ancak güldürü üzerinden ilgi çekebilen sanat dalıdır.
özellikle amatör üniversite topluluklarından shakespeare izlemek kadar bayık bir etkinliklik bilmiyorum. - haldun taner in sersem kocanın kurnaz karısı adlı oyundan münir özkul un oyun sonu repliği..yeteri kadar anlatır sanırım tiyatro denilen hayat-ı mukaddesi..
"zaten aktör dediğin nedir ki? oynarken varızdır. yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. (…) birazdan teatro bomboş kalacak. ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar. çünkü satenik`in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır. benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. hıranuş`la virjinya`nın bir diyalogu eski kostümlerin yırtığına sığınmıştır. işte bu hatıralar, o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde yine sahneye dökülürler. artık kendimiz yoğuz. seyircilerimiz de kalmadı. ama repliklerimiz , fısıldaşır dururlar sabaha kadar. gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. perde !"
`




