özellikle yazın nüfusu hayli artan,istanbul'dan gelenlerin istilasına uğrayan plajı ve sahiliyle ünlü şirin ilçedir.gece oldu mu tüm güzel kızlar ve yakışıklı erkekleriyle sahilleri cıvıl cıvıldır.kalesi de sahile ayrı bir hava vermektedir. herkes içiçedir,arkadaşlıklar içtendir.gezip görülmesi gereken bir yer...
ismi içerisinde bulunan üç adet kale den gelmektedir. doğu karadeniz de doğanın en iyi korunduğu ilçelerden biridir. doğu karadeniz otoyolu yapımında, ilçendeki kale ve sahildeki plajların zarar görmemesi için ilçenin altından bir tünel geçirilerek yol görele den espiye ye bağlanmıştır.
her geçen yaz tatile gelen gurbetçi sayısının artmasıyla birlikte daha da farklılaşan bir giresun ilçesi. altyapıya ve ilçenin kültürel dokusuna verilen önemin de bunda oldukça katkısı bulunmaktadır.ayrıca yazları festivallere de konuk olmaktadır.cengiz kurtoğlu'yla yaz festivali olur mu demeyin,oldu,ben gördüm.
mesleki nedenlerle en az iki senemi geçireceğim ve eminim ayrıldıktan sonra çok özleyeceğim giresun ilçesi.bakmalara doyum olmayan yeşil deniziyle,sahil yolu tarafından ırzına geçilmemiş plajı ve doğal dokusuyla,insanlarıyla,kalesiyle, herbişeyiyle görülmesi gereken, seve seve bir ömür geçirilebilecek sahil kasabası ayarında bir yer.sait faik 'son kuşlar' öyküsünde sonbaharı tasvir ederken 'insana, sulh, şiir, şair, edebiyat resim, musiki, mesut insanlarla dolu anlaşmış, sevişmiş, açsız, hırsız bir dünya düşündürüyor.' der. işte bu memleket de bana aynı şeyleri düşündürüyor...geziniz görünüz efendim. ha bir de burası yağmurun ve bulutun da en çok yakıştığı yerlerden biri.
tirebolu 42 numaralı çayı ünlüdür. adını fabrikanın numarasından almaktadır.
burada şive namına pek bir belirti yok. en fazla "ha şu masayı bir toparla" örneğinde olduğu gibi "ha" sözünü kullandıklarına tanık oldum. özellikle yeniköy ve merkez mahallelerinde evler üstüste bindirilmiş gibi duruyor; çünkü yokuştan oluşur tüm arazi. koca bir canavar, en yüksekteki binayı parmağıyla aşağı doğru ittirse tüm evler domino taşı gibi yıkılacakmış izlenimi vermekte. martı sesleri eksik olmuyor, denizi ve balıkçı tekneleri, uzunca bir mendireği var. arnavut kaldırımı daracık sokaklarına pek bir yaraşmış. öyle bir yer ki burası, bazen romanın birinden fırlamış bir sahne, ya da bir kurgu, olmadı bir simulasyon olduğuna inandırıyor kendini. deyim yerindeyse dekor gibi ilçe...
bir de körliman mahallesi var ki salt bir şantiye havası vermekten öte gidememektedir... orada sihir yok.
eskiler tirboolu der.yeniköy,kumyalı,çatal,ortacami merkez mahalleleri.belediye başkanları onun bunun arkadaşları oldukları için her isteyene 4-5 kat çıkma izni verdi bu durum da o güzelim dokunu içine etti.20 sene öncesinden sit alanı haline getirilseydi yeni yapılar da körlimana kaydırılsaydı muhtemelen şu an beypazarı kadar turist çekiyor olacaktı hatta daha da fazlası.