thomas aquinas  

adana çık aradan

  1. aristo'nun "gerçek sonsuzluk yoktur" ilkesini kabul etmesine rağmen, tüm sürekliliklerin potansiyel olarak sonsuza kadar bölünebilir olduğunu savunmuştu. bunun sonucunda hiçbir en küçük doğru yoktu. bir nokta bölünemez olduğu için doğrunun bir parçası değidi. bu fikirler diferansiyel ve integral hesabın kurcularını etkiledi.
    (kurabiye, 20.06.2006 21:18)
  2. ismi "akinalı tomas" olarak da geçer. ayrıca "akina" diye bir memleket var mıdır, yoksa isim benzerliği midir zerre fikrim yok.
    (azureel, 30.07.2007 21:47)
  3. aklın ve inancın uyum içinde bulunduğunu ama işlevlerinin farklı olduğunu, son tahlilde ise aklın inanca bağımlı olduğunu savunmuştur. bu düşüncesinde rahip olmasının bir etkisi vardır muhtemelen. ya da rahip olmasında bu düşüncesinin...
    (dali, 23.02.2008 00:19)
  4. (bkz: timeo hominem unius libri)
    (thedewil, 31.08.2008 23:49)
  5. “en yüce şeylerden elde edilen en ufacık bilgi, aşağı şeylerden elde edilebilecek en emin bilgiden daha arzuya şayandır.”
    (galiba, 28.12.2008 19:17)
  6. benedikt rahiplerinden eğitim alan thomas'ın babası aquino kontuyla akrabadır. (akinas buradan kaynaklanıyor yani). en ünlü eseri summa theologica'dır ve skolastik felsefe geleneğinde çok önemli bir kitaptır. aristoteles'in naturalist söylemini benimsemiştir ve bu sebeple "doğal akıl" diye bir kavram geliştirmiştir. en büyük çabası tanrıyı ispatlama çalışmalarıdır. bu anlamda tam beş argüman öne sürer:

    1. ilk hareket ettirici argümanı: nesnelerin hareket ettiği zaten aşikardır, bu hareketi onlara veren bir "hareket etmeyen hareket ettirici" olmalıdır; ki bu da tanrıdır.

    2. ilk neden argümanı: bir şey kendisinin nedeni olamaz, herşeyin mutlaka kendini aşan (aşkın) bir nedeni (cause) olmalıdır. daha evvelden neden-sonuç ilişkisinin sonsuz bir döngüye sahip olamayacağı ispatlandığı için, tüm sonuçların ve nedenlerin dayandığı bir ilk neden (illet) olmalıdır; bu da tanrıdır. kozmolojik argüman diye de bilinir.

    3. olumsallık argümanı: bazı şey'lerin (thing) varlığı zorunlu (necessity) bazılarınki de olabilirdir (possibility). zorunlu varlıkların en zorunlusu tanrıdır. felsefedeki yeter neden ilkesine dayanır.

    4. yetkinlik dereceleri argümanı: bu arguman ruhlar hiyerarşisi mefhumuna dayanır. ruhlar belli yeterlilik derecelerine sahiplerdir, örneğin bir bitkinin yetkinliği bir hayvandan azdır. insanın yetkinliği ise hayvandan fazladır. tabii bu yetkinlik akılla (reason) ölçülür. yetkinlik derecesinin en üzerinde olan varlık ise tanrıdır.

    5. teleolojik argüman: erekbilgisel argüman diye de geçer. bu kelam ilmindeki gaye nizam delilinin birebir aynısıdır. dünyada var olan düzen ( neden-sonuç ilişkisi sayesinde ortaya çıkarılmıştır) akıldan yoksun bir şekilde var olamaz. bu düzeni bir rasyonel varlık yapmıştır ki bu da tanrıdır.

    tabii bütün bu argümanlar daha 17. yüzyılda bir bir çürütülmeye başlamış, günümüzde de hiçbir geçerliliği kalmamıştır; o ayrı. hume ile başlayan "oturmaya mı geldik haydin oynayalım" tandanslı bilgikuramsal (epistemolojik) değişim, kant'ın felsefenin örekesini tıngırdatmasıyla doruğa çıkmıştır. sonuçta aydınlanma (enlightenment) çağında, merhum thomas'ın, ne bileyim descartes'in, agustine'in felan argümanları, bir bir "sirtaki tabağı" gibi kırılmıştır. ha, ama gel gör ki koskoca ilahiyat fakültelerinin 4. sınıfında verilen kelam derslerinde bile sanki aydınlanma çağı hiç yaşanmamış gibi, bu argümanlar hiç çürütülmemiş gibi hala "bıkbıkbık gaye nizam", "bıkbıkbık hudus", "bıkbıkbık hareketsiz hareket ettirici" kabilinden seyler öğretiliyor.

    bunca bilginin üstüne şu bakınız iyi gider diye düşündüm:
    (bkz: adım tomas bana komaz)

    öff...
    (sofist tepen sokrates, 28.12.2008 20:06 ~ 20:11)