sözlük günlük periyodik bakım işlemleri sebebiyle az sonra kısa süreliğine servis dışı kalacaktır
 

this is england   

adana çık aradan

  1. istanbul film festivali kapsamında işte ingiltere bu adıyla yayınlanan ingiliz filmi. 1970’lerin ingilteresinde geçen film ingiltere ile arjantin arasında çıkan anlamsız savaşı ve o dönemlerde ingiltere’yi etkisi altına alan milliyetçiliği o dönemin insanlarıyla kurulmuş bir hikayeyle anlatıyor film. küçük bir çocuğun sokak serserileriyle tanışıp hayatında meydana gelen değişimlerle yer yer dönemin ingilteresine ve kraliçeye göndemeler yapılıyor.
    (fakespeare, 18.04.2007 17:47)
  2. shane meadows'un senaryosunu yazıp, yönettiği filmi. 1983 yılında margaret thatcher başbakanlığı zamanlarında geçiyor film. babasını savaşta kaybeden, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendinden büyük bir pantolon giymek zorunda kalan ve dünyadan nefret eden shaun'un dazlakların arasında kendini tanıma hikayesi.
    (velvetrevolution, 12.08.2007 12:39 ~ 13.08.2007 13:13)
  3. ilk bölümdeki sıcaklığın yerini ikinci bölümde kan, nefret, pislik ve pespayelik alıyor. yumruk atan bir film.
    (hepten aykırı, 17.09.2007 01:07)
  4. filmi ilk izlerken baya iyi gelip biraz üzerine düşününce eksikleri olduğu anladığım iyi bir film. aynı durum yönetmenin dead man's shoes filminde de vardı. ama her iki filminde soundtrackleri ve üzerine değindiği konular çok sağlam.
    (ofharvest, 05.10.2007 14:15)
  5. müziklerine hayran olup aradığım film. özellikle başlangıçta çalan, zenci aksanıyla dile gelen parçayı. bulan varsa beri gelsin.*



    ---------spoiler------------

    hem bu arkadaşlar neden iki ağdalı cümleye birbirlerini satarlar anlamış değilim. dazlaksan ona göre yaşa, değilsen hiç takılma di mi. sanki hapishane kaçkını iki dazlak sonradan olaya müdahil olmasaymış, olaylar shaun'ın penceresinden akmaya devam etseymiş daha bi güzel olacakmış gibi hissettim. tabi o zaman mesaj kalmaz ortada film bambaşka bir hale dönerdi.
    bir sahnede de dazlaklar bir yerde toplanıyor ve lüks otomobiliyle bir abi çıkıp geliyor, ateşli gençlere bir şeyler anlatıp savaş çağrısı yapıyor. o sahne çok tanıdık geldi bana. yaşamıştım sanki bir dönem. ciddiyim.

    ---------spoiler------------
    (rene, 09.01.2008 00:11 ~ 00:18)
  6. (bkz: this is sparta)*
    (jack, 09.01.2008 00:20 ~ 00:20)
  7. oldukça etkileyici bir film. kullanılan müzikler aşmış. tüyleri diken diken eden ara ara da english history x tadını alan film.
    (hplovecraft, 10.05.2008 20:26 ~ 20:26)
  8. spoiler

    "there is three and a half million unemployees out there, three and a half million of whose who can't find a weck. three and a half fucking million, this is not joke."

    ulan adam türkiye'de olsa demek içi gidecek. twenty million unemployees out there. and rte sits on his fucking ivory tower. twenty fucking million, its not a joke.

    spoiler
    (akaydo, 29.05.2008 11:34)
  9. "ideolojiler mi insanın çizgilerini belirler yoksa hikayeler mi ideolojileri belirleyip çizgileri oluşturur?" sorusunu sorduran güzel film.hafifte olsa clockwork orange havası vardır ama harikadır.millky karakteri sevilesi bir jamaikalıdır.
    son olarak "fuck skinheads!" diyorum.
    (joeninmemeucu, 06.06.2008 17:14)
  10. 1980'li yıllarda ingiltere'de artan işsizlik ve ırkçılığın fonda işlenerek tamamen kişisel boyutunu göz önüne seren bir film. ikilemler, kimlik sorunu ve sevgisiz kalmış bünyeler. duygusal boşluğu nefretin *ana unsuru olarak lanse edilmesinin yanı sıra işin sosyo-ekonomik tarafına da el atan çarpıcı bir bağımsız sinema örneği.

    not:orjinal dilinde izlenmesi tavsiye edilir.

    (bkz: stephen graham)
    (pedesa, 08.08.2008 20:06)
  11. 14 yaşındaki thomas turgoose'un oyunculuğuyla akıllarda kalmış 2006 yapımı filmdir. ingiltere'deki milliyetçi akımı ve bu akımın gençler üzerindeki etkisini anlatmaktadır diyebiliriz. girişi ve gelişmesi yavaş sonucu ise bir anda gerçekleştiğinden "the end" yazısı kafada soru işaretleri oluşturabilir. filmden akılda kalanlar ingiliz aksanının güzelliği, shaun'un kendinin 2 katı olan emo kızı tavlaması ve platoniğinden red yiyen faşist abimizin salya sümük ağlamasıdır.

    ayrıca filmin sonunda thomas'ın 2005 yılında ölen annesi sharon turgoose'u anısına şeklinde bir yazı geçmektedir. filmde babasız bir çocuğu oynayan thomas'ın nasıl bu kadar başarılı olduğunu ortaya çıkmıştır sanki, meğer hissettiklerini yansıtıyormuş.
    (peace sells and i m buying, 08.08.2008 20:17 ~ 20:17)
  12. falkland adaları, işsizlik ve ekonomik durgunluk sonucu artan kaos ortamı ve alt sınıfın buna ne şekilde tepki verdiğini gösteren güzel bir film. sıradan bir film olarak gözükse de güzel mesajlar veriyor aslında. özellikle de ırkçılık hakkında.
    (gospodin petro je dosao ponovo, 08.08.2008 21:32)