dipsiz kuyu… derinliklerine bakmak isteyenlerin başını döndürecek, gözlerini karanlığa alıştırabilenlerin ise sanrılar görmesine neden olabilecek bir kuyu. her cümlesinde, kafamın arkasında bir yerlerde bu imgeyi bana oluşturtan insan. gariptir, “tanımam etmem”, ama biliyorum: uzaklarda, elinde sigara-kolası, mide ve ciğerleriyle bir alıp veremediği olan, günün açılış şarkılarını dinlerken “güzel bir gün olacak” temennisiyle dışarıyı izleyen birileri var. zaman zaman; kaşlarını çatmış, mütemadiyen homurdanan bir yaşlı teyzenin kendisini izlediğini hissettiğinde ürpermesi gereken biri. sonunda çareyi montunun yakalarını kaldırıp sessizce sokağın karşısına süzülmekte bulan biri, “işgüzar kahramanımız”…
“yaşlı kadın perdeleri araladı, günün ilk ışıkları odayı derin uykusundan uyandırıyor gibiydi. yüzüne düşen ışıktan rahatsız olan genç adam, oturduğu koltukta huzursuzca kıpırdadı. kadının kısa ve yorgun adımlarını izledi, kısık gözlerle elindeki plağın üzerine iğneyi dikkatle yerleştirmesine baktı…
“and what exactly is a dream,
what exactly is a joke…”
bir başka tool sever dördüncü nesil yazar. hoşgelmiştir. bu vesileyle de burdan sözlükteki tüm tool hayranlarına ben ve değerli great dilemma selam eder, "maynard sizinle olsun lan!" deriz.
kötü bir günün de bile olsa her konuşma esnasında gülümsemeyi eksik etmeyen,hal hatır sormadan geçmeyen ilgiyle takip ettiğim,beetle özlemini anlayabildiğim,okumak istediğim yerde olduğu için biraz kıskandığım kola bağımlısı camel içtiğini bilemediğim yazar.
sıkıntıya boğulduğum zamanlar sözlüğü açıp favorilerimden ingiliz dili ve edebiyatını bir kere okurum.sırıtıp sırıtıp bir daha okurum.
efendim güzel yazıyor bu yazar.
frozen: kola ve sigara , repeat after me kola ve sigara
(searching thecrimson)
frozen: afiyet olsun konuşmak istersen ben buralardayım
(not found thecrimson)
kola konusunda bu derece bağımlıdır ki saatlerce ses gelmez.önceleri 'orada mısın' diye soruyordum.
artık biliyorum.rahatsız etmiyorum.o orada bir yerler de kola şişesinin dibini görmek üzere..
pek mülayim, pek mümtaz insan kişisi.
kendisi leasing işinde. afiyette ayrıca. ben de çok mühim bir şirketin ceo’su olduğumdan fevkalade mükemmel anlaşıyoruz.
gelecek pazar tenis oynamaya gideceğiz biz. akabinde (tabii ki) portakal sularımızı sağlıkla yudumlayıp, şehir kulübümüzün bahçesinde sağlık dolu gülücükler yayarken etrafa, bir yandan da birbirimizle gündemsel sorunları, hangi hisse senetlerine yatırım yapmamız gerektiğini vs tartışacağız.
bütün bunlar olurken, sağlıklı dişlerimizle bembeyaz gülümseyeceğiz.
akabinde bu mümtaz kişi mercedes clk200üne binecek, ben de bmw 740ıma*. evlerimize gidip, biraz dinlendikten sonra, ertesi gün suit upıp öğle yemeğinde pek sağlıklı salatalarımızı çatallayacağız. tabii ki “hafta sonunda yüzmeye mi gitsek yahu cicim?” sorusunu sormayı da ihmal etmeyeceğiz.
sonraki hafta sonu 2 saatler boyunca yüzdükten sonra, havuz kenarında laptoplarımızı açıp, ufak şirketler alıp, onları bünyemize katsak mı, yoksa başka bir forma mı büründürsek diye düşüneceğiz. bunlar olurken, bir yandan da şık fincanlarımızdan, kafeinsiz kahvelerimizi yudumluyor olacağız.
ertesi günü saunadan çıktıktan sonra holdingin yönetim kurulu toplantısını yapacağız. bu toplantıda, aldığımız çok mühim ve isabetli kararları yönetim kurulu üyelerine aktarıp, onların hayranlıkla yaptıkları yorumları dinleyeceğiz.
başka bir gün, bizim holdingin altında(?)ki fitnıs sentırda yan yana koşarken mükemmel hayatlarımızdaki ufak tefek sorunları tartışacağız.
the crimson nights'ta dinledğimiz kadarıyla sağlam bir müzik zevkine sahip, pain of salvation sever hoş müzik sohbetleri yapabileceğiniz 4. nesil yazar arkadaş. ayrıca türkçe kullanımına hakikaten önem veriyor takdir edilesi bir özellik.
aynı şeyleri farklı yerlerde yaşadığımız arı. benim gibi takımı kurtarmak uğruna kolu falan kıranlardan. küçüklüğümde hep yapmak istediğim adamın söylüyo kuralı üstüne * gaza gelip maçı kurtaran adam olmuşluğu vardır. iyi de program yapıyormuş dinleyeceğiz, dinleteceğiz.
itü sözlük radyosunda yaptığı yayınlarda biz dinleyenlerin isteklerini büyük bir nezaketle kabul eden saygıdeğer yazar, dj, müzik tutkunu. hatta kendisi istek yapması için dinleyenlerinden istek yapar efendim. pek güzel, pek sevilen, pek nokta atışı şarkılar çalar bir de. kendisine burdan tenkyu diyoruz. tenkyu thecrimson!
iyi. hem çok iyi yazıyor, hem çok iyi çalıyor, hem de iyi biri işte. "iyiyim." dediği çoğu zaman 'gerçekten' iyi olup olmadığını bilmesem de, biraz konuşunca insanı iyi hissettirmekte üstüne yok. hep hayırlısı. *
an itibariyle günlük (gecelik) muhabbetlerimden birini çevirdiğim, porcupine tree, tool ve pink floyd sevgimizin limitlerin ötesinde olmasına pek bir sevindiren, msn de bile türkçeyi son derece düzgün kullanmasıyla aradan sıyrılan, yiğit özgür sever, kola&sigara ikilisine bağımlı, pek bir hastası olduğum saçlarını kesmek zorunda kalıp üzüm üzüm üzülmüş insan kişisi. pek bi hoşsohbettir acayip eğlenceli konuşur, girileriyle de bilahare kopartır insanı. az önce boğazıma gofret kaçması sonucu mefta ediyordu beni de, allahtan kola vardı o kurtardı beni.
sözün özü, kendisiyle sohbet etmeyi pek bi severim, sürekli karşılıklı bişeyler öğretiriz birbirimize, bi de camel soft içmeye başlasa daha da sevineceğim kendisi adına hehe. saygılar.
not: az önce camel soft var diyerek beni umutlandırmış ancak box u daha çok sevdiğini söyleyerek hayallerimi bir kere daha yıkmıştır kendisi.
not2: yavuz çetin sevdiğini de söyleyerek liste başı olmaya adaydır, tebrik ediyoruz kendisini.
edit: kendisiyle ilgili birtakım güzel haberler aldıktan ve aile büyüğü görevimi yerine getirdikten sonra kayboldu bu ortadan. gören duyan falan olursa bana bi ulaşıversin bi zahmet. merak ettim yahu nerde bu adam yok ortalarda. özletti kendini.