the mars volta'nın harika parçası.kıpkırmızı bir klibe sahip.
dul
he’s got fasting black lungs
made of clove splintered shardes
they’re the kind that will talk
through a wheezing of coughs
and i hear him every night
in every pore
and every time he just makes me warm
freeze without an answer
free from all the shame
must i hide
cuz i’ll never never sleep alone
look at how they flock to him
from an isle of open sores
he knows that the taste is such
such to die for
and i hear him every night
on every street
the scales that do slither
deliver me from…
freeze without an answer
free from all the shame
then i’ll hide
cuz i’ll never never sleep alone
oh lord
said i’m bloodshot for sure
pale runs the ghost
swollen on the shore everynight in every pore
the scales that do slither
deliver me from…
freeze without an answer
free from all the shame
then i’ll hide
cuz i’ll never never sleep alone
(culdesac, 17.04.2005 13:43 ~ 28.12.2007 21:02)
nakaratının seslendiriliş şekline hayran kaldığım şarkı. yavaş ve derinden başlayıp haykırışlarla bir anda insanın dikkatini üztüne çeken
mars volta eseri.
son 2 dakika 40 saniyesini keşke böyle yapmasalarmış dedirten,güzel vokalli,güzel şarkı.
ilk dinlenildiğinde gecelikler içinde bir taş gibi bir hatunun (sesi güzel olanın fenotipi de sıkıdır kaidesine istinaden) saçları rüzgarda uçuşurken söylediğinin sanılması olağan süper şarkı, zira öyle bir oktav sözkonusu ki bülent ersoy bu çocukları keşfedecek diye tırsıyorum. haşin de bir klibi vardır;
http://www.youtube.com/...
klip versiyonunda sonunda o uzun ve gereksiz gibi duran bölümü kesilen şarkı.
"freeze without an answer
free from all the shame
must i hide
cause i’ll never never sleep alone..."
sözleriyle beni olduğum yere çivilemiştir.
uzun zamandır kendimle kalınca söylediğim, yalnızlığımla dans ettiğim tek şarkı
ne zaman olduğunu hatırlamıyorum, experimental-indie sever bir müzisyenin beni "bak tam kıvamında bi parça açıcam şimdi, iyi dinle kulağın alışsın" diyerek tanıştırdığı parçadır ki, o müzik insanına üst üste teşekkürlerimi sunmama neden olmuştur.
yatağınızda yalnız yatmış dinliyorsanız bu şarkıyı, öylece kilitler sizi, kalkamazsınız şarkı bitip de etkisi geçinceye kadar.. olduğunuz yerde, kımıldamaksızın yatarsınız. bir nevi koma halidir içinde bulunduğunuz. gözlerinizden süzülen bir kaç damlayla, yalnızlığınıza isyan edercesine mırıldanırsınız "i'll never, never sleep alone.."
" he makes me woohooorm" kısmı sanırım tüyleri en diken diken eden kısımdır. ardından yine yumuşar vokal. önce hafif seyreden, sonra şiddetlenen ve sonra tekrar durulan, insan gibi, rüzgar gibi, deniz gibi. yalnız, acı çeken, acıdan yer yer bağıran ama sonra yorulup yine susan bir ses. bu yüzden arşivinizin "dinlemekten asla sıkılmayacağım şarkılar" listesinde yerini asla kaybetmez bu şarkı. hatta bazı yazarlara göre, (bkz:
üst üste dinlenilmesi kaçınılmaz olan şarkılar)
(amorph, 28.12.2007 11:18 ~ 11:21)
29 temmuz 2008 the mars volta roma konserinde canlı dinlerken tüylerimi diken diken yapmış gözlerimin dolmasına neden olmuş muhteşem ötesi kusursuz şarkı.
ölümümden önce son dinlemek istediğim şarkılar listesinde dördüncü sırada yer almaktadır. gerinip gerinip yüreğimin orta yerine sıkı bir sol kroşe geçiren şarkıdır. eli de ağır hani..
çok bilindik bir tınısı var. balık hafızamdan dolayı hangi şarkıya benzediğini henüz bulamadım.
her dinlediğimde bana hatırlatıyor, tam bulacak gibi oluyorum, zortluyorum.
ama şarkının
the mars volta versiyonu süper, hele ki mızıka ve elektro solo geçişleri bir ömür dinlemelik. genelde yalnız dinlenildiğinde duygusal göçüşlere sebep verebiliyor.
(bkz:
cuz i ll never never sleep alone)
geçen gün istiklalde yürürken tüneldeki kafepi'de bu şarkının çalındığını duydum. sanırım en bilinen mars volta şarkısıdır. heykelin orada durdum, şarkıyı dinlemeye başladım. bir şeyi merak etmiştim. acaba radyo editi mi yoksa albüm versiyonu muydu çalan? şarkı bitti. ve şarkıdan daha uzun olan experimental noise kısmı başladı. dakikalarca sürdü. hiç kimse müdahale etmedi. şarkı yarıda kesilmedi. insanlar içkilerini içmeye devam ettiler. acaba hiç mi umursamıyorlardı müziği, yoksa noise kısmından bile zevk mi alıyorlardı artık. o an biri, rahatsız olup müziği değiştirse 'ehehe müzikten anlamıyo gerizekalılar' diyip övüncektim. ama olmadı. ühü.