h.g.wells'in ünlü romanı. uzaylıların dünyayı istila etmesini konu eder. 1938 yılında orson wells tarafından radyo oyunu olarak uyarlanınca amerika'da, oyunu gerçek haber sanan insanlar yüzünden panik yaratmıştır.
1 temmuz itibariyle ülkemizde gösterime girecek olan filmdir. spielberg, orson welles'in radyo programında kullandığı senaryoya sahip olan tek kişiymiş ve hem bu senaryoyu hem de h.g. wells'in kitabını iyice harmanlayarak kendi senaryosunu yaratmış. ayrıca "bizi en çok korkutan şeyler, gizli şeylerdir" türevinden bir cümle ile fragmanlarda neden inatla uzaylıların savaş makinesini göstermediğini açıklamıştır. film ve kitap arasında göze çarpan ilk fark ise spielberg'in filminde, uzaylıların mars'tan değil daha uzak bir gezegenden geliyor olması.
ayrıca, tom cruise'un "aşk hayatımla sansasyon yapıp sağır sultana bile duyurucam bu filmi!" şeklindeki bıkkınlık verici misyonundan sonra izleyicilerin beklentilerini karşılamazsa bu film, holivut'a tur düzenleyip tom-katie çiftini linç etmesi için sürüyle insan göndereceğimdir kendi imkanlarımla; ilgilenenlere duyrulur.
sonu " allah'ın işine karışılmaz" tadında biten bir film.sen o kadar senaryo yazacağım diye kastır, sonunda birşey bulama,senaryonun üstüne sıçıp birde üstüne üstelik bokunla oyna.film görsellik ve efekt açısından harika. kurguda müthiş ama mümkünse son 15 dakikayı izlemeden çıkıp sinema salonunu terk edin. böylelikle filmden daha çok keyif almış olacaksınız. ayrıca tim robbins sadece 10-20 dakika* gösteriliyor filmde ama onda da yapacağını yapıyor;
- tüm işgaller başarısız olmuştur*
ayrıca filmde bir ilginç nokta ise amerikayı övmemesi ya da övdüğü sırada ben kaçırdım.*
uzaylı felaketli kurtarmalı bir filmde coca cola şişesi veya bunun gibi bir amerika simgesi görülmediği için hoş bir film denebilir. klasik amerika kurtarması bu filmde gerçekleşmediği için bu hadiseden rahatsız olanlar filmden mutlu çıkabilirler. izleyici üzerinde oluşan daraltma yönlü psikolojik etki bu filmin şahsi kanaatimce en önemli özelliklerinden biridir.
- spoiler bitti -
şahsi kanaatimce klasik yüksek bütçeli gişe filmlerinden biraz daha farklıdır,görülmeye değer.
efendim, şöyle bir anektodla başlamak istiyorum bu giriye:
uzaylı fobim var kendimi bildim bileli. kıytırık bir uzaylı filmi bile olsa başka dünyadan bir yaratık görünce (ki bu g.tten bacaklı sevgi yumağı e.t. bile olabilir) günler evde sürekli bir ışık açık bulundururum ve mümkün olduğunca az uyurum. filmle ilgili girime geçmeden önce belirteyim dedim...
filmin ilk yarısı bittikten sonra insanlardan gelen tepkilerden ve nette okuduğum diğer yorumlardan gördüğüm üzere insanın benim gibi uzaylı fobisi olan birisi olması gerekiyormuş bu filmden etkilenmesi için. son yarım saate kadar tom cruise ve evlatları arasındaki ailevi anlar dışında koltuğuma mıhlandım filmi seyrederken*.
---aşırı derecede spoiler---
uzaylı tasarımı özellikle çok güzeldi. biraz independence day'dekilere benzeseler de tek bacaklı yamuk yumuk şeyler olmaları ve bir uzaylıyı uzaylı yapan büyük elips gözlere sahip olmaları ilgi çekiciydi. tripod* ve uzaylılar arasındaki görüntü benzerliği de ayrı bir güzeldi.
tom cruise ne kadar uğraşsa da 11 yaşındaki velet kızı kadar bile oyunculuk kabiliyeti gösteremedi. ayrıca oğlu rolündeki arkadaş da elijah wood'un hafif uzun boylusu gibi birşeydi ki babasıyla boğuştuğu sahnede sting'i çıkartıp tom'un böğrüne saplamasını bekledim umutsuzca.
filmin iki tane süper sahnesi vardı kanımca. birincisi alevler içindeki trenin insanların önünden geçmesi, diğeri ise rüzgarda uçuşan kan damlalarıydı.
ayrıca sinir bozan birçok ayrıntı içinden iki tanesini burada sözlük halkına duyurmak istiyorum:
1. tim robbins'in canlandırdığı ogilvy karakterinin "hey dostum, noluyor görmüyo musun!? dünyanın en güçlü ülkesini bi gün içinde ele geçirdiler!" demesiyle, nerdeyse oluşturabildiğim bütün balgamı beyaz perdeye fırlatacaktım. arkadaşım tamam, gurur duyuyorsunuz ülkenizle ama böyle avaz avaz bizden güçlüsü yok derseniz herkes k.çıyla güler; mütevazi olun biraz.
2. son sahnelerde boston'daki son tripod sendeleyerek son adımlarını atarken dahi tom cruise güç kalkanlarının kalktığını söyledi askerlere. bunlar da iki üç füzeyle indirdiler tripodları aşağı. şahsen ben zaten 10 saniye sonra yerle bir olacak bir alet için millete heyecan yaptırıp bimnemkaç bin dolarlık füze ateşlemem kardeşim. beklerim uslu uslu; zaten belli tripodların akıbeti, orda asker söylemiş 10 dakika önce "sapır sapır dökülüyorlar" diye.
---spoiler bitti---
yani her ne kadar beni korkutmuş olsa da çoğu insanı etkileyemedi war of the worlds. tom ve katie'nin neden promosyon için bu kadar uğraştıkları da belli oldu. olmamış spielberg, cık cık cık...
uzaylıları, insanoğlundan daha fazla gelişmiş bir medeniyet olarak gösteren klasik bir film.
zira uzaylıların evin içini araştırmak için kullandığı aleti görünce hayalkırıklığına uğradım.
sen kalk elektrik kullanarak madde transferini gerçekleştir,
sonra da insan ararken kızılötesi, röntgen, ısı taraması vs. kullanma;
kameradan bak.
filmdeki süper hataları ve mantıksızlıkları farketmeyenler olabilir hemen yazalım.
1. yıldırımlar ilk düşmeye başladığında arabalar, tüm elektronik eşyalar durdu elektrikler gitti filan ama kısa bir süre sonra ilk tripod çıktığında millet fotoğraf makinalarını kameralarını aldı eline çatır çatır çekmeye başladı.
2. tripodlar ateş etmeye başladığında insanlar koşarken ray'in önündeki hatun vurulup toz oluyor. orda o ışının ray'i de delmesi gerekti ışının açısı bozuk yada bana öyle geldi emin değilim.
3. ray ve çocuklar ray'in eski karısının sevgilisiyle sevişeceği eve* vardıklarında gece bodrumda kaldılar. gece evin üstüne uçak düştü!! sabah bizimkiler sağ salim evden çıktıklarında uçağın kalıntıları arasında dün gece parkettikleri araba tek camı kırılmamış halde duruyordu.
4. her tarafta tripodlar ortalığın anasını şeyederken boston'u görmemişler heralde. bizimkiler bostona vardığında şehir son derece şehir olarak yerli yerinde duruyordu.
ha bir de unutmadan uzaylıların özellikle suratı independence day'dekilerin aynısıydı. 200 milyon dolar steven amcanın kıçına fena kaçmış olmalı ki eski filmden kalan malzemeyi kullanmış.
daha da var da of sıkıldım yahu... yine de çok da kötü değildi. sırf ufak kızın oyunculuğu için izlenebilir.
efektleri hariç pek izlenmeye değmeyecek bir film açıkcası. aylardır abarttılar belki de bunun için hayal kırıklığı yarattı. o kadar fazla çelişki var ki filmde yazmaya üşeniyorum. fakat tren sahnesi, kan'ın rüzgara karışması, havadan giysilerin yağması gibi süper detaylı düşünülmüş sahnelerde var. sırf efektler için bile gidilebilir.
organik lazer kullanımı dikkat çekici,insanlar buharlaşio ama elbisel havada uçuşuyor,ama filmin gerikalanı tam anlamıyla bir hayal kırıklığı..yok robotların resmen kusması yok o kadar gelişmiş teknolojilerin canlı içeride canlı olup olmadığını görememesi..ya kaç yıl öncenin robocop filmlerinde bile vardı bu yaa... tom cruise hastası değilseniz gitmemenizi önerdiğim uzay filmi..
tam anlamıyla balon bir film (bkz: balon)
o kadar bütçeyle ne kadar kötü bir film çekilebildiğini görmek istiyorsanız izlemenizi tavsiye ederim lakin onun dışında gerçekten izlenilmemesi gereken bir film.imdb'de aldığı 6.8 puan bile kanımca çoktur bu filme.
bu ne yaw.. sen git milyonlarca yıl izle.. sonra osuruktan bi nedenle öl.. hey allaam ya...
birde madem gübre edecen.. ne diye heder edersin milyonlarca insanı bre uzaylı...
az önce farkına vardım, tripod denilen yer altından çıkan uzaylı makinalar aynı half life 2'de ortalarda dolaşan, böcek ve makina arası şeyleri benziyor. ateş etme stilleri bile aynı. bir de, filmin son kısımlarında bulunulan şehir -zannedersem boston- half life 2'nin geçtiği şehir city 17'nin tasarımına çok benziyor.
bu senaryoyla çizgi film bile yapılamaz diye düşündüğüm kanımca abudik gubudik hiçbir artısı olmayan başarısız bir yapım. ne yazık ki kötü filmlerden bir tanesi.
steven spilberg'in saçmaladığı film. yine klasik hikaye amerika dünyamızı başka bir yaratık saldırısından kurtarmayı başarıyor.tom cruise ise o kadar akıllı bir adam ki bir dünya bilim adamı yaratıkları öldürmenin yolunu bulamamışken tripod'un gözüne bir bakışta nasıl yok edileceklerini anlıyor. netice de scary movie için eşi bulunmaz bir malzeme oldu doğal olarak.
sinemada gösterime girdiği ilk gün gidip izlenmiş ve o salondan buruk ayrılmamızı sağlamış filmdir.ne kadar hayal kırıklığına uğratsa da,hayal kırıklığının devasalığı kadar, efektleriyle takdirlerimi toplamıştır o sıcağı sıcağına eleştirilerimden sonra...
ha bu kadar zamandan sonra nerden aklına geldi bunlar diye sorulacak olursa,sebep bu akşam cnbc e'de saat 22 de gösterilecek olmasıdır.evin konforunda bir kez daha izlenmesi şarttır.
yönetmen : steven spielberg
oyuncular : tom cruise, dakota fanning, david alan basche, james dumont, tim robbins, miranda otto
senaryo : david koepp
görüntü yönetmeni : janusz kaminski
müzik : john williams
süre : 101 dk.
yapim : 2005 - abd
gösterim tarihi : 1 temmuz 2005
sinema tarihinin en pahali filmi. steven spielberg ve tom cruise, "azinlik raporu"nun ardindan, h.g wells'in ayni adli bilim-kurgu romanindan david koepp tarafindan senaryolastirilan "dünyalar savasi" (war of the worlds)nda yeniden bir arada...
konu: ınsan soyunu yok edecek uzayli isgalini ve neden oldugu galaksiler arasi savasi konu alan dünyalar savasi, h.g. wells´in klasik romaninin basarili bir beyazperde uyarlamasi.
ıki çocuguyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararir ve simsekler esliginde çok siddetli bir firtina patlak verir. gökyüzünde tuhaf seyler olmaktadir. aradan kisa bir süre geçtikten sonra evinin yakinindaki kavsakta siradisi bir olaya tanik olur. topragin aniden yarilmasiyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacakli çok büyük bir savas makinesi ortaya çikar ve görünürdeki herseyi yakip yikmaya baslar.
bu olay, uzaylilarin dünyamiza saldirisinin ilk hamlesidir. o andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akisi degismis ve bu siradan insanlar hayatlarinin en olaganüstü anlarini yasamaya baslamistir. ray hemen harekete geçerek çocuklarini toparlar. acimasiz düsmanin gazabindan kurtulmak için o bölgeden bir an önce kaçmaktan baska çareleri yoktur. uzayli istilacilarin elinden kurtulmaya çalisan binlerce insanla beraber çiktigi bu amansiz yolculukta vahsi doga kosullariyla mücadele ederken tek istegi iki çocugunun hayatini kurtarabilmektir. ancak nereye kaçarlarsa kaçsinlar tam bir güvenlik yoktur. sevdiklerini kurtarabilmesi için ray'in elindeki tek gücü iradesidir.
ayni film ilk olarak 1953 yilinda yönetmen byron haskin tarafindan beyaz perdeye uyarlanmisti. ve en çok ses getiren filmlerden biri olmustu.
ayrıca filmde bütün elektronik aletler kitlenmesine ragmen japon mali bir kameranın çalışması dikkatimi çekti.