"şeytanı nasıl arkadan vurursun.. ya isabet etmezse?" repliğiyle tüylerimi diken diken eden film.. keyser sozeyi filmin sonuna kadar merak edersin, onu gördüğün an tarif edilmez izlenir..
(bkz. sonunda vay anasını denilen filmler)
kaiser soze ismindeki soze soyadı tamamen bir türkçe bilgisi eksikliğindendir.
yönetmenin yapmak istediği , adama bir türkçe soyad koymaktır, ki o soyad da aslında sözel olacaktır. ingilizcesi iyi olan arkadaşların bir durup düşünmesi gerekmektedir, zira daha fazla konuşursam spoiler olacaktır.
"keaton tanrı'ya inanmazdı ama ondan korkardı.. ben ise tanrıya inanıyorum ama tek korkum kaiser soze." repliğiyle beni benden almış, sonu dumur deryalarına sürükleyen bryan singer filmi..
nedense, herkesin korktuğu kaiser soze kişisinin türk olması ecdadımızı (bkz: beatrice) pek bir gururlandırmış, afişinden anlatımına, hikayesinden oyuncularına kadar allah allahh nidalarını hak eden yegane film..
evini basan adamlarının ikisini, karısını ve çocuklarını öldürdükten sonra kalan bir adamı olayların anlatması için öldürmeyen kayzer soze'nin etrafında geçen filmdir.
"tell her that ı tried a lot" tarzı bişey söylemişti sanırım dean keaton'dı. beni çok içlendirmişti. bazen cidden insan kişiliğinde ödün vermek istemez, inandığı doğruyu uygulamaya çalışır. ama hayat o kadar adidir ki çeker kolundan saplar çamura. abi de pis işlerden uzak kalmaya çalışmıştı ama olmadı...
baya sağlam bi film olsa da haketmediği derecede övüldüğünü düşünüyorum. evet kevin spacey müthiş, gabriel byrne* ve benicio del toro da çok iyi, kevin spacey'nin keyser sözenin çeşitli psikopatlıklarını anlattığı sahne de çok etkileyici fakat dedektiflerin amatörlük sınırındaki oyunculukları çok şey alıp götürmüş filmden, hele ekranda bu kadar uzun süre gözükürlerken. senaryosu akıllıca yazılmış olsa da stilden yoksun, sıradan bi suç filmi imajı çiziyor, sinematografisi de vasat. hele imdbde nasıl 18. onu anlamak mümkün değil. sonu sürprizli üç şaheser --bana göre bu filmden katbekat daha güzel-- se7en, fight club ve memento the usual suspectsin altında top 250de. kevin spacey'nin tartışmasız en iyi filmi american beauty'nin de yukarsında sıralamada.
yönetmen bryan singer ve senarist christopher mcquarrie'nin de bu filmden başka dişe dokunur eseri yok, dikkatinizi çekerim.
verbal kint*: söylendiğine göre türkmüş… babasının alman olduğu söylenir... kimse o’nun gerçek olduğuna inanmaz... kimse o'nu direkt olarak çalışan, o’nu tanıyan ya da gören birini bilmez... kobayashi'ye göre herhangi biri soze için çalışabilirdi... bilemezsin... bu da o’nun gücüydü… şeytan'ın yaptığı en büyük kurnazlık; “tüm dünya’yı yaşamadığına inandırmakmış...”
bana anlatılan bir hikaye var… sanırım doğru… türkiye'de ki günlerinden kalma… bir grup macar kendi mafyalarını kurmak istemişler… güçlü olmanın, paraya, silaha ya da mala dayanmadığını anlamışlar… güçlü olmak; “diğerlerinin yapamadığını yapma arzusuna sahip olmakmış…” bir süre sonra yönetimi ele geçirmişler ve soze’nin peşine düşmüşler… o zaman küçük işler, uyuşturucu işi yapıyormuş...
bir öğleden sonra evine gelmişler... o’nu arıyorlarmış… evde karısıyla çocuklarını bulmuşlar ve soze'yi beklemeye karar verirmişler... (sarı renkte ışıklandırılmış bir sahnede soze’nin evine macar mafyasından 3 adam girer… karısına tecavüz ederler… 3 çocuğuda korkudan bağırmaktadır…) eve geldiğinde karısını tecavüz edilmiş çocuklarınıda bağırırken bulmuş… (eve uzun saçlı bir adam yani keyser soze girer…) macar'lar, soze'nin zorlu biri olduğunu biliyorlarmış… o’nunla dalaşılmazmış… iş için geldiklerini söylemişler… (macarlardan biri soze'nin 2 oğlundan birinin boğazını keser, karısı çığlık atar... oğlunu öldüren adam soze’nin kızını rehin alır…) işini ve toprağını istediklerini söylemişler… soze, aile fertlerinin yüzlerine bakmış ve adamlara gerçek arzunun ne olduğunu göstermiş… (keyser soze adamlardan birini alnından vurur sonra da oğlunu öldüren adamı alnından vurur… ölen adamın kucağından kurtulan kızı diğer macar rehin alır… keyser soze silahını bu kez koltukta oturan karısıyla diğer oğluna çevirir ve ikisini de hiç tereddüt etmeden vurur... ardından rehin olan kızınıda vurur...)
o günden sonra yaşamaktansa tüm ailesini ölü görmeyi yeğlediğini söylemiş… son kalan macar'ın gitmesine izin vermiş... karısı ve çocuklarının gömülmesini beklemiş sonra da tüm mafya üyelerinin peşine düşmüş… çocuklarını öldürmüş, karılarını öldürmüş, anne ve babalarını, aile dostlarını öldürmüş… oturdukları evleri, çalıştıkları dükkanları yakmış yıkmış... onlara borcu olan adamlarıda öldürmüş... ve sonra (verbal eliyle bir işaret yaparak...) birden yok olmuş, gizlenmiş ve sonra o’nu kimse görmemiş... bir efsane olmuş… suçluların çocuklarını korkutmak için anlattıkları bir hikaye olmuş "babanı ele verirsen keyser soze seni yakalar..." kimse gerçekten yaşadığına inanmaz...
efendim son izleyişimde farkettim ki bu filmdeki silah manyağı sevimli çatlak kişi stephen baldwin imiş. sadece balık bakışlı kereste stephendan böyle bir oyunculuk alabilmesi bile bryan singerın bir çeşit yarıtanrı olduğunu kanıtlamıştır zannımca.
son yılların popüler filmlerinde(bkz: the sixth sense) olduğu gibi the usual suspects'tede bütün olay filmin sonunda açıklığa kavuşuyor. fakat o süpriz sona gelene kadar geçen olaylar örgüsü sizi öyle bir içine çekiyor ki filmin sonunun filmin başını anlamsız kılması izlediklerinizin sizin gözünüzdeki değerini birkat daha arttırıyor. filmi izledikten sonra kafanızda iki şey var 1:filmi bidaha izlemek 2:filmi bidaha izlemek
ben de bu filmin neden bu kadar abartıldığını anlayabilmiş değilim.verbal kintin hikayeyi yazma tarzı * ve birkaç replik dışında bana vay bee dedirticek bişi olmadı doğrusu hatta sıkıldığımı bile söyleyebilirm e hadi nolucaksa olsa da bitse artık die izledm filmi ve filmin başından beri melek yüzlü katil klişesinden dolayı katilin kimliğini de gayet tahmin ettim. bu filme gelene kadar çok daha fazla dumur yaratacak film var bana göre ama bakış açısı tabi...