'bir şeyi ne kadar çok düşünürsek gerçekleşme şansını o kadar arttırırız'ı anlatan bir belgesel.
"dünya çekim yasası üzerine kuruludur. düşündüklerimiz evrene yayılırlar ve bir gün bizlere geri dönerler. günün birinde yaşanacaklar olarak karşımıza çıkarlar çünkü onları aklımızdan geçirdikçe hayatımızın içine çekeriz. hayal etsenize, her düşüncemizin gerçekleştiği bir dünyada yaşamak ne kadar zor olurdu.
yataktan mutlu ve huzurlu kalkarsan gün boyu mutlu ve huzurlu olursun. aksine kötü kalkmışsan, gün içinde tüm olumsuz olaylar ve insanlar çevrendedir. düşüncelerimiz belli bir yerden sonra hissettiklerimize dönüşür, hissetiklerimiz de yaşadıklarımıza.
filminden sonra kitabının da çıktığı yeni hayata başlangıç kitabı(!)
kitapevlerinde baş köşede görebileceğiniz, mükemmel ve kaliteli bir basımı olan, etkileyici bir kapağı olan kitaptır aynı zamanda.
evet aldım ve okumaya niyetliyim.bakalım sırrı bende keşfedebilecek miyim..
dvd' si elime geçmesine rağmen, henüz izleyemediğim belgesel; kitabını okumakla başladım işe. mutlaka okunmalıdır kanımca.
hayatınızı gözden geçirip geçmişteki zorluklara odaklandığınızda, yaptığınız şey, daha zor koşulları hayatınıza çağırmaktan başka bişey değildir.
ne olursa olsun kendinize bir iyilik yapıp geçmişteki sıkıntılarınızı, kırgınlıklarınızı, öfkelerinizi, kininizi, pişmanlıklarınızı, suçlamalarınızı vb.. unutun gitsin... sadece kendinize zarar vermekten öte gidemezsiniz.
oysaki; bilinçli bir şekilde isteklerinize odaklanarak güzel duyulara ışınlar yaymaya başladığınızda çekim yasası mutlaka cevap verecektir.
yapmanız gereken tek şey, mutluluğu, sevgiyi,huzuru, sağlığı, uyumu, bereketi üzerinize çekmektir.
çekim yasası benzer benzeri çeker.hepimiz birer mıknatısız, mıknatıs etkisiyle istediğimiz herşeyi çekebiliriz , kısaca...
ben öyle yapmaya başladım.
ister yapabileceğinizi düşünün ister yapamayacağınızı, haklısınız sözünün yer aldığı spiritüel film.aslında hayatım bu sırra göre gidiyormuş diyebilirsiniz izledikten sonra.
sanırım kapitalist bir düzen içinde hayatta kalmanın sırlarıydı bunlar. iste, inan ve elde et diyordu film. ne istendiğinin ve nasıl elde edeceğin üzerinde hiç durmuyordu mesela. çok para isteyen insanlar tecrübelerini anlatıyorlardı. kazanmak istediği para miktarinı bir çekin üzerine yazıp tavana yapıştırmış bir tanesi. her sabah uyanınca bakıp hatırlıyormuş. diğeri istediği evin, arabanın resimlerinden bir pano yapmış kendine, her gün bakıyormuş. etrafımda böyle insanlar görsem manyak falan derdim herhalde. filmin sonuna doğru konuşmacıların anlattıklarından anlıyoruz ki çoğu çok zor zamanlar yaşamışlar geçmişte ve bir şekilde daha zengin olmuşlar, daha sağlıklı olmuşlar, yıkılmamışlar, ayakta kalmışlar falan filan.
enerji, çekim yasası, kuantum, evren gibi laflar ederek bilimi de arkalarına almışlar bir güzel. filmde insanlardan habire birşeyler yayılıyor. bunu da görüntülemişler, acayip inandırıcı olmuş. nasıl bir teknoloji kullandılar bilmiyorum artık.
ben de filmden sonra bilgisayarımın masa üstüne küresel ısınma ile ilgili bir resim yapıştırdım. hergün bakacam. evrene açtım kendimi. inşallah ölmeden görürüm, çok merak ediyorum...
türkçeye "sır" olarak çevrilen, yaşamımızdaki her şeyden düşüncelerimizin sorumlu olduğunu ve düşüncelerimizi değiştirdiğimizde yaşamımızın da değişeceğini anlatan kitap.
dünyanın en zengin adamının yazabileceği nasıl zengin oldum tadında bir kitaptır
ya da
rahmetli sabancıyla yapılan zengin olmanın altın kuralları yazı dizisi gibi bir şeydir...
oturup size şunu şunu yapın diye maddeler vermiyor. amerika'nın çeşitli yerlerinde ikamet eden işte ne biliyim feng shui hocaları yaşam koçlarından yapılan alıntılar yazıyor.
sonuçta düşünmek lazım bu sır kitapta alen beyan şunu şunu yapın diye direktif ve maddelerle dolu bir hal alırsa herkes istediği şeyi elde ederken başkalarının isteleriyle çakışma ihtimali vardır.
evet çekim yasası olduğuna inanan biriyim ama dünyadaki herşeyinde zincirin bir parçası olduğuna inanan biriyim. sizin istekleriniz zincirin bir halkasını bozarsa diğer halkalarda zarar görebilir ya da görecektir.
kısaca demem o ki dünyanın en zengin adamı nasıl zengin oldum diye yazdığı bir kitapta size direktifler verirse herkes zengin olur.
paraya ihtiyacı olmayan kimse de çalışmaz... birileri çalışmazsa işler yürümez...
eşitlik olması lazım ne kadar mutlu insan o kadar mutsuz insan
ne kadar zengin insan o kadar fakir ya da zengin konumda olmayan ama maddi durumu iyi olan insan...
denilir ki "herkes üniversite mezunu olup iş bulursa bu dünyada yapılması zorunlu olan işleri yapıcak adam kalmaz..."
baskısı falan gayet kaliteli bu sebeble gidip alabilirsiniz fakat aman aman bir şeyde beklemeyin siz zaten neyi istediğinizi iyi biliyorsanız o isteğe nasıl ulaşacağınızı da bilirsiniz...
belgeselini izlediğimde atalarımızın yıllaaar önce zaten keşfettiklerini düşündüğüm sır.
zira bisikletini direğe bağladıktan sonra emin olmak için defalarca kontrol eden çocuk için ne demiş atalarımız; ''sakınılan göze çöp batar''
ancak şimdi olduğu üzere kutuplaşma o zaman da varmış ve bizim belgeseldeki çocuk sırrı keşfeden atalarımız yerine sırra inanmayan muhalif atalarımızın ''eşşeğini sağlam kazığa bağla'' sözüne uyarak bisikletini çaldırmıştır.
sırrı çözen atalarımız, sırrın kitabın yazmamış, allayıp pullayarak belgeseller çekmemiştir ama ''bir şeyi kırk kere söylersen olur'' sözünü de bizlere miras bırakmıştır.
yok yere 13 lira verip aldığım kitap. başından sonuna kadar tüm kitabı bir cümlede özetleyebilirsiniz. "hayatında olmasını istediğin şeyleri düşün olsun, olmasını istemediğin şeyleri düşünme olmasın." bu kadar.
not: denedim. bu ay adsl faturamın indirimli geleceğini, telekomun kampanya yapacağını düşündüm bütün ay. 56 lira yerine 62,5 lira geldi fatura. hemen tövbe ettim. neyime benim düşünceyle kaderi değiştirmeye çalışmak.
yayımlanan diğer kişisel gelişim kitaplarından pek de farklı olmayan bir kitaptır. bazı düşünürlerin ve bilimadamlarının sözleriyle kuantum ve enerji kavramlarıyla süslü öğütler içerir. satırlarda sık sık einstein ya da winston churchill’in sözlerinden alıntılar vardır. filmini izlemediğim için kitap adına yapabileceğim en iyi yorum yazılış amacının sadece yıllardır çok satan ve tekrar eden kelimeleri ve düşünceleri biraz daha çekici kılmak olduğunu düşünenlerdenim. en çok verilen örnek de çok zengin olmak adına yapılması gerekenleri anlatılmasıdır. “the secret” için bir özet yaparsak:
1- benzer benzeri çeker düşüncesiyle yazılmış bir kitaptır. buradaki çekim düşünce düzeyindedir. çekim yasası denilen bir kavram üzerine yazılmış bir kitaptır.
2- düşünceler somutlaşır.
3- ne düşünüyorsanız o olur.
4- bu yasada negatifliğe yer yoktur. örneğin: bu dersten kalmak istemiyorum cümlesi çekim yasasına göre “bu dersten kalmak istiyorum” şeklinde algılanır.
5- şikayet edersen bu yasa sana daha çok şikayet edeceğin bir liste verir.
6- bu yasada sevgi ve güç yanyanadır.
7- ilk adım istemektir. evrene komut verdiğinizde evren düşüncelerinize sahip çıkacaktır.
8- inanmak ve hayal etmek önemlidir. istediğiniz şeyleri sizinmiş gibi görün.
9- zihinde canlandırma (visualization) etkilidir. zihin isteğiniz için duygu ve düşünceler üretir.
10- her şey enerjidir. veeeee siz sonsuz enerjisiniz.
*kitapçıda kitabı gördüğümde ingilizce sanmıştım. “sır” olarak değişseydi büyüsü mü bozulurdu bir anlam veremedim.
dün akşam okumaya başladığım kitap..bu tip kitaplara çok karşı çıkmışımdır senelerce..insanları kandırmak için yapılan ticari amaç güttüğü açıkça belli olan popülizm eseri kitaplardır..ama aldığım ilk andan itibaren düşünmeye başladım..demek ki insanların hayatlarında belirli evrelerde bu tür kitaplardan medet umma zamanları yaşanabiliyor..bende bu tip bir evrede olduğum için daha kitabı okumadan önce aldığım ilk karar kimseyi okuduklarıyla ilgili yargılamamak oldu..peki kitabın faydası oldu mu derseniz bilmiyorum..görücez..ama ne demiş secret?herşey inanmakla başlar..
ambalaj ve basımına hayran bırakarak fiyatına miyatına bakmadan sahip olma arzusuyla yanıp tutuşturdu beni bu kitap..
oysaki tercihim değildir best seller okumak hiç ama hiç... ama elimden bırakamıyorum kimseyi dokundurtmuyorum.. dış görünüş itibariyle başucu kitabım olacak belli ki... ayrıca neymiş işin sırrı diyenler havasını alırlar söylemicem..
dün okumaya başladığım kitap ayrıca iki gün üstüste birsürü bayan kişinin elinde gördüğüm kitap..aslında bayağı etkiliyo okuyanı (bkz: ben)
kitapta insanı olumsuzluklardan kurtarabilecek ipuçları mevcut.çekim yasası diye bişey olmasa da sadece orda yazanları yapmak en azından şikayet etmeyi bırakıp mutlu olabilmeye inansak yine de başarılı olacak bi kitap.annem saolsun baya bi dırdır etti almam için en sonunda dediğini yaptım en azından onda etkili oldu..bense sadece "aa ,bak sen.." demekle yetiniyorum şimdilik.
hak etmediği kadar değer gören,kitap evlerinin baş köşesinde bulunan kitap. bu tarz kitapları sevmesemde yinede okudum.ve diğerlerine göre daha etkileyiciydi.istemedende olsa hayatınızdaki olaylara uyguluyosuz ,karşılaştırıyosunuz.yıllardır bildiğimiz birşeyi kırk kere söylersen olurmuş,iyi düşün iyi olsun,kapına gelen muhtaç insanı geri çevirmenin daha değişik yollardan anlatılması.inan,şükret,yaşa....
baştan sona masal anlatıldığını düşündüğüm, "hayatım değişti" diye ortaya çıkan bütün ünlülerin de satıştan komisyon aldığını tahmin ettiğim kitap
(bkz: evet,önyargılıyım)
ayşe armanın kendisi ile yaptığını söylediği röportajın tamamen düzmece çıktığı ve bu röportaj sorularını türkiyedeki yayıncının cevapladığı iddia edilen yazar rhonda byrne'nin kitabı. benim merak ettiğim kendisi böyle bir şeyi hayal edip evrenden sipariş etmiş midir?
kitabı eleştiriyorsanız ama sırf hani millet ne buluyor hesabına almışsanız "lan bu ne ya ybsg!" demeniz muhtemel ama eğer kitaba tamamen ön yargısız yaklaşıyorsanız ve bazı anlatılanlar tarafınızca yaşanmışsa daha mantıklı gelmeye başlıyor.ayrıca kitap bir kişinin hayal dünyasından çıkma değil-ki bu kesinlikle önemli bir unsur- ;dünyanın çeşitli yerlerinde önemli sıfatlarla yer alan insanlar tarafından oluşturulmuş bir kitap.
ve sihir gibi algılamakta yanlış evet her istediğinizin gerçekleşebileceğini vurguluyor ama bunlar inandığınız derecede gerçekleşebilir.yani kim yıllar önce bir sistem sayesinde bu kadar gelişebileceğimizi tahmin edebilirdi ki??ama şuan internet var...ya da olabilecekleri düşünün.şuan bunlar birilerinin zihinlerinde ve gerçekten gerçekleşmeyi bekliyor.
diğer yandan kitabı başta okurken dünyada olup biten tüm pisliklere karşı nasıl vurdumduymaz davranıp,sadece iyi şeylere odaklanmaktan bahsedebildiğine şaşırıyorsunuz ve sürekli kafanızı kurcalıyor ama buna da değinilmiş ; savaşa değil barışa odaklanın.
kısaca kitap normal bir insanın hayal dünyasından çıkma bilgilerle donatılmadığı,içinde geçen bir kaç olayın sizin tarafınızdan yaşanmış olması ile en azından okunmayı hak ediyor bence ve kesinlikle ön yargısız okumaktan bahsediyorum.