the saint of incipient insanities   

adana çık aradan

  1. saptamalarını ve imgelerini takdire şayan bulmama rağmen olay kurgusunun sönük hatta basit kaldığını düşündüğüm özellikle sonunda *hissi uyandırmasıyla hayal kırıklarına uğradığım roman.
    (quarantine, 25.07.2004 07:50)
  2. elif şafak ın son kitabı
    (umbro02, 13.04.2005 14:17)
  3. (bkz: araf)
    (finch, 14.05.2006 15:34)
  4. mevlana'nın mesnevisiyle başlar araf:
    -bir hakim,"bir kargayla bir leyleğin beraber uçtuğunu,beraber yemlendiğini gördüm" der.ve bu durumda şaşkına düşerek "aralarındaki birlik nedir" diye hallerine dikkat eder.gördüğü her ikisininde topal olduğudur.
    mesnevideki bu topal kuşlar araftaki gail ve ömerdir.gail hüznündede neşesindede aşırıya kaçan,yaşamının doğal parçası haline getirmiş intihar denemeleriyle beslenen,kara saçlarına iliştirdiği kaşıkla yaşayan amerikalı bir kadındır."kendisine yamanan her ismin silinebileceği" ve "yerine başka bir ismin harflerinin konabileceği" iddiasını taşıyan bir hayatı vardır gailin.ömerle gailin kesiştiği noktada günümüz dünyasında herbirimiz üzerine zorla biçilmeye çalışılan sabit kimliklerin etkisine karşı duydukları tepkidir.

    aslında gailin bir lafı bütün kitabı özetler gibi:
    "ancak kendimizi bize verilen kimliklerle özdeşleştirmeyi bırakırsak,ancak bunu başarabilirsek her türlü ırkçılığı,cinsiyetçiliği,milliyetçiliği,köktenciliği ve insanlar arasına sınırlar koyarak bizi farklı sürülere,altsürülere bölen herşeyi saf dışı edebiliriz."
    (baruch, 28.05.2006 21:00 ~ 21:02)
  5. kitabın bir yerinden bir porselen takımıyla alakalı:
    -porselen takım her parçasıyla asla sahip olunamayan bir bütün, bir tamamlanmışlık hissiydi. sadece geçmişle gelecek arasında bir köprü değil, aynı zamanda sevgi barometresiydi de.

    ben burdan sonra pek bi bocalamış, okuyamamış, ne lan bu nidalarıyla evde turlar atar olmuş idim. velhasılı kelam bu kitapla beyazıtta takasa girerseniz karlı çıkıyorsunuz ebatlarından dolayı.
    (bkz: kepmek)
    (sigur ros, 04.07.2006 19:34 ~ 09.07.2006 11:17)
  6. elif şafak'ın önce ingilizce yazdığı, sonra aslı biçen tarafından türkçe'ye çevrilen kitabıdır. ingilizce kitabın adı the saint of incipient insanities'dir.
    (cherryblossomgirl, 10.07.2006 14:24)
  7. okuduktan sonra başkahramanının (ömer) dinlediği şarkıları yükleyerek, müzik eşliğinde tekrar okunması gerektiği hissini uyandıran oldukça başarılı bir elif şafak eseri
    (minik elma, 02.01.2007 21:49)
  8. diğer elif şarak romanlarından çok farklıdır, çok farklı kişiliklerin buluşmasıdır olayların başlangıcı, tek ortak noktaları hiç bir yere hiç kimseye ait olamamalarıdır,, yıllar önce okumuş olmama rağmen, hala tüm sahneleriyle aklımdadır, kitabın sonunda öyle bir gerilim yaşatır ki elif şafak bize, amerika-türkiye arasında gidiş gelişlerden yorgun düşeriz,,
    sonra şu sorunun cevabını düşünmeye başlarız uzunca bir süre:
    kim gerçek yabancı-bir ülkede yaşayıp başka bir yere ait olduğunu bilen mi yoksa kendi ülksinde bir yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bi yeri de olmayan mı?
    sonra ömerin walkmaninde çalan şarkı üç dakika yirmi saniye, (bkz: gimme danger) tekrar tekrar çalınca sonsuza kadar sürer, ardından 2.7 saniye,,
    (temporary peace, 27.01.2007 12:02)
  9. elif şafak ın yanılmıyorsam manhattan da geçen, ingilizce olarak yazılıp, daha sonra türkçe ye çevrilen kitabı. bir ton hastalıklı insan barındırır. elif şafak ın hastalıklı anlatımı da işin içine katıldığında keyifli bir okuma sizi beklemektedir.
    alkolikler, kahvetiryakleri, bulimikler, hispanikler, manikler, depresifler, lezbiyenler, tekmili birden aynı romanda da diyebiliriz.
    kitap boyunca iki ayrıntı; esasoğlan ın dinlediği müzikler ve bir boya kataloğu referans gösterilerek anlatılan renkler size eşlik edecektir.
    okunmaması kayıp değildir.
    okunması hiç değildir.

    ama illa ki elif şafak okumak istiyorsanız bit palas ı okuyun derim.

    düzeltme : yenimelek boston da geçtiğini söyledi. ama o da emin değil.
    (ahmak ı hayal, 02.02.2007 16:50 ~ 12.03.2007 09:08)
  10. bir şarkının uzunluğunun ne denli hayati önem taşıdığını gözler önüne seren elif şafak'ın güzel kitabı...
    kitaptaki istanbul betimleri bir hayli ilgi çekicidir...ayrıca elif şafak boğaz köprüsünü araf olarak nitelendirerek takdire şayan bir durum oluşturmuştur benim gözümde...

    araf'tan;

    "burada çatılar çığlık atsa da konuşan sokaklardır.öfkesi bilenmiş, hüsrana bulanmış, tortu tortu keder ve katman neşeli seslerin karışımıyla sokaklara zonklar hayat; şehrin üzerinde asılı duran uğultuya eşlik eder denizin daimi hışırtısı, bu cehennemi tarrakayı önüne katıp götürmek istermiş gibi. bitimsiz dalaşların şehridir istanbul – erkeklerle erkekler, kadınlarla erkekler, hayatla ölüm arasında.velvele öyle kesiftir ki en hafif bir çıtırtı bile uzaklardaki bir çığlıkla bütünleşerek ana ezginin dokusunu emiverir.dikkatle kulak kabartırsanız alttan alta ritim fark edersiniz.istanbul’da sokakların nabzı, üzerlerinden akıp giden hayatınkinden daha ahenkli atar."

    (...)

    "girift sokakların şehridir bu şehir.sanki bütün bu abideler, asırlık malikaneler, genişleyen banliyöler hatta denizin kendisi dahi bulundukları yere sırf sokaklar onlara açılsın diye konmuşlardır.buna mukabil her sokak bir öte diyara uzanan geçitten ziyade şimdi tümüyle, dönüşsüzce kaybolmuş bir yoldan doğan sapaktır.istanbul’da önemli olan sokakların sizi götürdüğü yer değil kendileridir.belki de bu yüzden bütün şehir orta yerde kesiliveren çıkmaz sokaklarla doludur."
    (provezza, 05.05.2007 21:29)
  11. elif şafak hanımın kanımca en iyi romanıdır.

    olay örgüsü güzel, karakter analizleri güzel, birkaç mantık hatasının dışında, konsantrasyon dağınıklığı yaşatmayan okunası kitap.

    (bkz: gülen saksağan)
    (bkz: aşık olunası roman karakterleri)
    (epilofs, 08.06.2007 02:03)
  12. elif şafak'ın ingilizce yazdığı, adı "the saint of incipient insanities" olan ve türkçe'ye, "araf" olarak çevrilen romanı.

    amerika'da okuyan bir grup üniversiteli gencin yaşadıkları basit olayları, kendi tarzıyla yorumlayıp bize sunmuş; sürükleyici bir roman.

    insana sürekli çikolata yeme isteği uyandıran, öyküyü bilmeden anlam verilmeyecek bir kapağa sahip kitap.
    (dolaylı tümleç, 02.08.2007 15:21)
  13. elif şafak'ın başarılı bir romanı...kitaptaki bölüm isimlerinin olayları anlatırken özellikle vurgulanmasından fazla hoşlanmamama rağmen gerek ayrıntılar arasında kurduğu bağlantılar gerekse anlatım özellikleri sayesinde beğenerek okudum kendisini..ayrıca mutlu sona alışmış bünyeme ters gelen sonuyla bitirdikten sonra bir yarım kalmışlık hissi uyandırdı bende...
    (zardanadam, 04.09.2007 21:34)
  14. uzun zaman önce okumuş olduğum bir elif şafak romanı, araf lafzının/durumunun edebiyat dünyamızla beraber günlük yaşamımıza bu denli girmesinde önemli bir etken sanırım. kitap, çok farklı insan ve insan ilişkileri ile beraber, öteki tarafla, okuma boyunca irtibatı koparmayan bir tedirginliği de elden düşürmüyor. siz illaki birinin intihar edeceğini ya da çeşitli sebeplerle öleceğini bir hisle öngörüyorsunuz. kısacası yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi (tedirginliği) iyi anlatıyor.

    ve kitap da, şimdi düşündüğümde aklım da bir çok şey kalmış bu az önce bahsettiğim hisle beraber. bunlardan biri bir dilenci kadın, zarpandit'in sokakta devamlı gördüğü " isa bana fazladan bir dolarınız olduğunu söyledi" diyen dilenci kadın ve ona koyduğu isim;
    "isabanafazladanbirdolarınızolduğunusöyledi kadın"
    (gülüsevdimdikenibattı, 23.09.2007 16:44 ~ 26.01.2008 18:47)
  15. memleketini geride bırakan bir insanın kendisinden en az bir parçayı feda etmeye hazır olması gerektiğini vurgulayan elif şafak romanıdır:

    "ismime noktaları iade ediyorum," diye homurdandı öteki, harflerin üzerinde dönen kobalt mavisi mürekkep lekelerinden alamadan gözlerini. her bir nokta peçetenin üzerinde usul usul dağılıyor, dağıldıkça büyüyordu; şu hayatta başkalarının gözünde daha görünür olmanın yolunun, özden mümkün olduğunca uzaklaşmak anlamına geldiğini kanıtlarcasına." (s.9)

    “insan yabancı oldu mu kendisi olamıyor artık. başkalarının gözünde bir ulusal kimlikten ibaretim artık. kendim hariç her şeyim.” (s.114)

    “dil amerika’da kudret demektir. latinler bunu herkesten iyi bilir. işitilmek istiyorsan galibin diliyle söylemelisin.” (s. 115)
    (sunflower, 27.01.2008 12:38 ~ 12:38)
  16. elif şafak romanıdır.
    ülkelerinin, kültürlerinin, dillerinin birbiriyle alakası olmayan amerika-boston da okuyan bir grup öğrencinin (bir faslı, bir ispanyol, bir türk onların sevgilileri, akrabaları vs) başından geçenleri anlatır. bu hengamenin içindeki bu gariplerin oluşturduğu ortam sanki araf'ın bir provası gibidir.
    yabancılık, yalnızlık ve bireysellik ve aynı zamanda dosluk ve aşk üzerine kurulmuş bir romandır.
    aşırıya kaçan bir tercüme hissi de yaratmaktadır. rahatsız ediyor. tamam herkes de yaşar kemal değildir ama elif şafak'ın edebiyatı da sanki o kadar sattıracak da değildir en azından böyle olmaması gerekir(di).
    (strangelove, 27.02.2008 23:15 ~ 28.02.2008 20:33)
  17. tipik bir elif şafak romanı.

    kitap kimliğini bulmaya çalışan, yurtdışında yabancı olmanın, müslüman olmanın zorluklarını yaşayan bir grup genci, ev arkadaşlığı ve ilişkiler çevresinde anlatıyor. ancak kitap karakterleri ve karakterlerinin dertleri (pinhan dışındaki tüm kitaplarını okumuşluğumu belirterek) diğer kitap karakterleri ve sorunlarıyla o kadar aynı ki, en son bölüme ------ dikkat/ spoiler------ gail'in [nam-ı diğer zarpandit] ölümüne kadar ----- spoiler bitti----- kitabın hiçbir vurucu noktası yok. kitapta anlatılan eşcinsel ilişkiler, arizona üniversitesindeki sincaplar şafak'ın 3 kitabında karşıma çıktı. artık kendini bir şekilde aşması gerektiği kanaatindeyim. sincabı kedi yapsın en azından. siyah süt faciasının ardından ne kadar gerçekleşebilecek bir temenni, tartışılır.
    (mor kulaklı mavi kurbağa, 27.02.2008 23:27 ~ 23:28)