1. robert frost'un en bilinen şiiridir.
    anlamlı sözleri, hayata dairdir. türkçe çevirisini bulamadım ne yazık ki, kendim çevirmeye de cesaret edemedim.

    şiir budur:

    two roads diverged in a yellow wood,
    and sorry ı could not travel both
    and be one traveler, long ı stood
    and looked down one as far as ı could
    to where it bent in the undergrowth;

    then took the other, as just as fair,
    and having perhaps the better claim,
    because it was grassy and wanted wear;
    though as for that the passing there
    had worn them really about the same,

    and both that morning equally lay
    ın leaves no step had trodden black.
    oh, ı kept the first for another day!
    yet knowing how way leads on to way,
    ı doubted if ı should ever come back.

    ı shall be telling this with a sigh
    somewhere ages and ages hence:
    two roads diverged in a wood, and ı—
    ı took the one less traveled by,
    and that has made all the difference.


    "önümde 2 yol var, biri herkesin gittiği, sonu belli olan yol. sonu belli ve hiçbir sürpriz beklemiyor beni. oysa ikinci yol soru işareti. kimse kullanmamış şimdiye kadar. ve ben o ikinci yolu seçeceğim. diğerleri gibi olmayacağım." der kısaca şiir.
    carpe diem'ı akla getirir.
    zaten dead poets society'de de sevgili hocamız mr. keating kısaca bahseder şiirden.
  2. ölü ozanlar derneğine mavi sakalın da üye olduğunu gösteren bir şiir. iki yol var ve hepsinin sonu aynı.

    gidilmeyen yol
    sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum,
    ikisinden birden gidemediğim ve yoldaki
    tek yolcu olduğum için üzgün, uzun uzun
    baktım görene kadar birinci yolun
    otlar çalılar arasında kıvrıldığı yeri;

    sonra öbürüne gittim, o kadar iyiydi o da,
    ve belki çimenlik olduğu, aşınmak istediğinden
    gidilmeye daha çok hakkı vardı; oysa
    ordan gelip geçenler iki yolu da
    eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen,

    ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi
    hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde,
    ah, başka bir güne sakladım yolların ilkini!
    ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini,
    merak ettim geri gelecek miyim diye.

    iç geçirerek anlatacağım bunu ben,
    nice yaşlar nice çağlar sonra bir yerde:
    bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben –
    ben gittim daha az geçilmişinden,
    ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.

    çeviren: selahattin özpalabıyıklar
  3. az önce analizi bulunan kağıdı elimden fırlatıp, yetti çalışmıyorum dedikten sonra bu başlığı görmemle beni korkutan, anlaşılması gerçekten güç ama bir o kadar da güzel robert frost şiiri.
  4. iki yol vardır, ama insan bilinmeyene gitmek ister çünkü bilinmeyen daha cezbedicidir, gizemlidir, merak uyandırır. ama diğer yandan bilindik, sonunda hikayenin nasıl biteceğini bildiğin bir rota daha vardır.
    mesela; bir kız, iki adam. teki zengin diğeri fakir. zengine gitsen sonun nasıl olur, neler yaparsın, nasıl yaşarsın tahmin edebilirsin. belki nasıl öleceğini bile bilebilirsin. ne olcaktı paralar içinde tabi.
    ama fakire gitsen, belki sonunda loto vuracak zengin olacaksın bilemezsin ki; belki derbeder günlerden, açlıktan sonra ziyafeti göreceksin, rahat edeceksin.
    işte böyle özetlemişti hocamız.
    mavi sakaldan (bkz: iki yol) şarkısını anımsatır zaman zaman.
  5. 2 haftadır lıterature de işlediğimz artık ne zaman biticek dediğim hayır keske öbür yolu seçseydi de biz de bu kadar ugrasmasydık.