22 mayıs 2012 salı
günün başlıkları: 1420 tane

the raw shark texts

  güzelinden getir  başlık içinde ara  bakın dur
  1. steven hall'un muhteşem romanı. köpekbalığı metinleri adıyla ve aylin ülçer'in kusursuz çevirisiyle türkçe'de.
    hafızasını yitiren bir adam, kavramsal köpekbalıkları, kendini kopyalamayı başaran bir adam, şifreler, ampüller vs. merak ettiyseniz mutlaka okumalısınız. kitabı sevmeseniz bile çevirisi tadından yenmez.

    kitabın isminde psikiyatrideki o ünlü mürekkep testleriyle ilintili bir sözcük oyunu var:
    the rorschach tests*
    the raw shark texts

    steven hall neden kitabının ismini böyle bir sözcük oyunu üzerine kurduğunu anlatırken kitabın nasıl bir kitap olduğunu da ortaya koyuyor aslında:
    http://www.youtube.com/...

    istiyor ki rorschach mürekkep testine bakanların her biri nasıl farklı, belki de görmek istedikleri şeyler görüyorlarsa kitabını okuyan her okur da onu farklı bir kitap olarak algılasın:
    aşk romanlarını seven bu kitapta bir aşk romanı bulsun; gerilim isteyen gerilim, macera isteyen macera, bulmaca isteyen bulmaca, bilimkurgu isteyen bilimkurgu bulsun. öyle de oluyor: kitap okuyana çok acıklı bir aşk hikayesi, bir adamın bambaşka bir ölüme karşı umutsuz mücadelesini, müthiş bir bilimkurgu öyküsü ve kitabı elinizden bırakmanıza izin vermeyen bir gerilim ve macera harmanı sunuyor. tüm bu parçaları birbirine öylesine ustaca bağlıyor ki hiçbiri eğreti durmuyor.

    söylenecek her söz kitabın gizemine bir balta vuracak olsa da biraz ağzınıza bal çalmazsak olmayacak:
    hikaye birinci tekil şahısla eric sanderson'ın ağzından anlatılıyor. eric (sonradan kendi evi olduğunu öğreneceği) bir evin yatak odasında yerde uyandığında orasının neresi olduğunu ve kendisinin kim olduğunu hatırlamıyor. neden orada olduğunu anlamaya çalışırken telefonun yanında bir zarf buluyor, üzerinde "bu mektup sana hemen şimdi aç" yazıyor. zarfı açtığında karşısına çıkan mektup şöyle:

    "eric,
    her şeyden önce, sakin ol.
    şu anda bunu okuyorsan ben burada değilim demektir. ahizeyi kaldır ve 1 tuşuna kayıtlı numarayı ara. telefona çıkan kadına eric sanderson olduğunu söyle. kadın bir doktordur ve adı da randle'dır. doktor randle durumu hemen anlayacak ve seni derhal kabul edecektir. anahtarları al ve sarı cipi doktor randle'ın evine sür. daha bulmadıysan diye söylüyorum, zarfın içinde bir kroki var. evi buraya fazla uzak değil ve bulması da oldukça kolay.
    doktor randle bütün sorularını cevaplayacaktır. yalnız hiç vakit kaybetmeden gitmen gerekir. başlangıç karesini atlama. araştırma yapmaya kalkışma. kasadan 200 £ alma.
    evin anahtarlarını basamakların sonunda, tırabzandaki çivide bulacaksın. yanına almayı unutma.
    pişmanlık ve aynı zamanda umutla,
    ilk eric sanderson."

    (, 20.06.2011 14:46 ~ 28.06.2011 22:23)

    @7159125

  2. çeviri şaheseri: aylin ülçer'in elleri dert görmesin.
    bu çeviri üniversitelerin çeviri bölümlerinde okutulmalı, bir kurgu eser türkçe'ye nasıl çevrilir gösterilmeli böylece.
    öyle güzel ki aylin ülçer'in köpekbalığı metinleri, insan bazen kitabın hayret verici olaylarına değil de çeviride kullanılan biçim ve sözcük seçimlerine hayran kaldığını farkediyor. özellikle belirteç çevirilerindeki olağanüstü seçimler insanı mutluluktan uçuruyor, daha evvel hiç bir çeviri eserde görmediğim tercihler bunlar.
    ve yerelleştirmeler: türk kültürüne ait deyimler, atasözleri, ifadeler çeviride öylesine yerli yerinde kullanılmış ki insan zevkten dört köşe kitabın içine dalıyor. burada tabi can yücel yerelleştirmesinden bahsetmiyorum, neredeyse türkçe yazılmış gibi çevirmemiş aylin hanım, okumayı kolaylaştırıcı ama metnin aslına halel getirmeyen kusursuz türkçe dokunuşlar yapmış. hele ki kitaptaki çiftin birbirleriyle şakalaştıkları yerler, insanın içini ısıtan bir türkçe ile çevrilmiş. muazzam, muhteşem, kusursuz. ben hayran hayran okudum ve zaman zaman da açıp okuyacağım bu değerli çeviriyi.
    abarttığım düşünülebilir ama az çok iyi bir okur olduğunu düşünen bu ademoğlu hayatında böyle tatlı bir çeviriyi ya iki ya üç kez okumuştur vesselam.

    (, 28.06.2011 22:21)

    @7207961

  3. yazar steven hall, kitabı oluşturan 36 bölüme ek olarak kitaba dahil etmediği 36 bölüm daha yazmıştır. bunlara na-bölümler ya da negatifler diyebiliriz. bu negatiflerin bazıları bir sayfa uzunluğunda, bazıları bir kaç satır, bazıları ise bir bölümden daha uzun. bu na-bölümler basılı kitabın keyfini kaçırmıyor ama bulunup okunursa keyife keyif katıyor. steven hall bu negatiflerin bazılarını internete bazılarını kitabın farklı ülkelerdeki baskılarına saklamış, eklemiş.
    mesela:
    bu sitedeki http://www.rawshark.ca/ şifreyi çözünce kitaba basılmamış bir giriş bölümünü okuyabilirsiniz.

    negatiflere ve kitaba dair daha geniş bilgiyi kitabın forum sayfasından alabilirsiniz:
    http://forums.steven-hall.org/...

    (, 03.07.2011 00:51 ~ 00:52)

    @7231627