almanların polonyayı işgali sırasında yaşayan bir piyanist olan
wladyslaw szpilman ın hikayesini anlatan süper film.
wladyslaw szpilman'nın 2. dünya savasında almanların yahudi katliamında çektiklerini anlatan, gerçek hayatan alıntı bir filmdir.
izlenmesi tavsiye edilir.
başrol oyuncusu adrien brody'nin performansı takdir edilir
ayrıca yönetmen roman polanski dir ve film cannes film festivalinde palmiye kazanmıştır
yönetmen
roman polanski
senaryo
ronald harwood
görüntü yönetmeni
pawel edelman
müzik
wojciech kilar
yapım
2002 ingiltere fransız hollanda almanya
148 dakika
gösterim tarihi
28 şubat 2002
türü
savaş - dram
oyuncular-karakterler
adrien brody
wladyslaw szpilman
emilia fox
dorota
michal zebrowski
jurek
ed stoppard
henryk
maureen lipman
anne
konu : varşova 1939. polonya, 2. dünya savaşında almanya'ya karşı yenilgiye uğramıştır. nazi işgali altındaki şehirde yahudiler restoranlarda yemek yiyemez, parklarda dolaşamaz olmuşlardır.
kısa süre sonra hepsi yahudi olduklarını belli eden kol bantlarını takarak gruplar halinde toplama kamplarına gönderilmeye başlanırlar. sadece iş gücüne sahip olanlar şehirde kalarak nazilerin emrinde çalışmaktadırlar.
savaş öncesinde bir piyanist olan wladyslaw şehirde kalanlar arasındadır. tüm ailesinin toplama kampına gönderilişine şahit olmuştur. tüm amacı kaçarak ailesine ulaşmak ve onları kurtarmaktır.
ödüller : en iyi film, yönetmen, erkek oyuncu başta olmak üzere 7 dalda oscar adayı. fransız cesar ve ingiliz bafta ödüllerinde en iyi film
her yahudi soykırımını anlatan film gibi üzücü,kırıcı,sinir bozucu bir film.savaşa lanet okuduumuz bu yıllarda çekilmesini çok anlamsız bulduum,daha iyimser,daha güsel filmler çekilse keşke hep diyerek izlediim kalbime fazlasıyla dokunmuş,beni çok üzmüş olan gereksiz film.yönetmeni,senaristi,oyuncusu hiç önemli diildir.savaşı hatırlatmanın hiç bi anlamı yoktur.
biraz
schindler's list'i hatırlatsa da, çok iyi müzikleri olan film
7 dalda oscara aday olan ve 3 dalda altın heykelciği kazanan film
filmin konusu gerçek bir hikayeden alımıştır. wladyslaw szpilman (adrien brody) polonyalı bir piyanisttir, ailesiyle birlikte varşova'da yaşıyordur. bu arada 2. dünya savaşı patlak vermiştir ve naziler polonya'yı işgal ediyorlardır. naziler şehrin ortasında gettolar oluşturarak yahudileri burada yaşamaya zorluyordur. aile, fransa ile ingiltere'nin almanya'ya savaş açamasını bir umut ışığı gibi görüyor ama işler hiç de umdukları gibi gitmiyordur. szpilman ailesiyle birlikte gettoya sürülenler arasındadır. adam bir süre bir restoranda çalışır, bir süre sonra almanlar bütün yahudileri ölüm kamplarına yollar. szpilman bir arkadaşının yardımı ile kaçmayı başarır ve büyük bir hayatta kalma savaşı başlar.
gerçek hayatta tecavüzcü olan bir yahudinin
nazilerden saklanışını anlatan bir film. "yahudiler kendilerini acındırma olayını biliyor" lafını kullandırma potansiyeline sahip bir film.
bende ters tepki yapan film. bence bu film aynı zamanda yahudilerin aslında ne kadar ruhsuz olduğunu biraz bile cesur olmadıklarını anlatan bir yapım. şöyleki; bu durum türklerin başına gelmiş varsayalım. biri gelip senin babanı, amcanı, anneni vs. camdan atacak sende öyle bakacaksın. "napıyon lan şerefsiz" demeyip, onurlu ölmeyeceksin. ah dünya ne güzel, ne güzel...
imdb de ararat filmini görüntülerken "bunu izleyenler şunu da tavsiye ediyor" diye izlenmesi tavsiye edilen film.
filmin çekilmeden önce yönetmeninin küçük yaşta kıza cinsel tacizde bulunmak suçu nedeniyle amerika'ya ayak basamadığı ancak filmden sonra yahudi lobisinin ısrarı üzerine suçu sümen altı edilip ülkeye kırmızı halı üzerinde girilmesine izin verildiği film.
ilk çıktığı zamanlar "hiç yahudi propagandası çekemem" diyerek gitmeyi reddettiğim fakat ısrarlar üzerine gittiğim ve asla pişman olmadığım film. baştan sona duygusal bir filmdi fakat sonundaki alman askeri paltosu sahnesinde artık sinirlerimin bozulduğundanmıdır nedir sinemada gülmeye başlamıştım...
toplama kampı göstermeden
yahudi soykırımını anlatan belki de tek film.
2002 yapımlı oscar ödüllü film.
bu filimde asıl ezilen adam will hosenfeld isimli alman subayıdır. asıl dram onunkidir. zira vladi 88 yaşına kadar yaşamıştır. alman subay ise savaştan 2 sene sonra esir kampında ölmüştür
dvd'si
ideefixe'de 9.900.000 tl'ya düşmüş filmdir
*.
böyle filmler çekiliyo ki insanlar bu soykırımı unutmasın,unutturulmasın.
böyle filmler çekiliyo ki insanlar bugünlerdeki soykırımlarla uğraşmasın, eskilerine yoğunlaşsın
giriş müzigi chophin'in nocturne'si ile başlayan oscarlı film.
adrien brody'nin gerçekten üstün bir oyunculuk performansı sergilediği film.film boyunca orda yaşanan her şeyi nerdeyse gerçekten hissetmiş gibi oluyor insan.film gerçekten acıklıydı ama bir de insanı güldüren bir olay vardı ki,böyle bir filme gülmeniz garip karşılanacak olsa da ben gülmüştüm:elinde durmadan gezdirdiği bir konservesi vardı piyanistin her yere onu da götürüyordu.
savaşın ne demek olduğunu bir kez daha anlamama ve hatta pekiş pekiş pekiştirmeme neden olmuş filmlerden biri.
tek kelimeyle noksansız bir performans ile adrien brody e hayranlık uyandırmaması imkansız bir film.film boyunca,oldukça derin boyutta anı yaşatabilme,yaşadıklarını zerresine kadar hissedebilme karşındakine aynı şekilde aktarabilme, bunu gözlerle ifade edebilme gibi yetilerinin dışında vücut diline de bu derece hakim nadir oyunculardan olduğu kanısındayım.filmde altı çizilen en önemli nokta ise sanatın evrenselliği.hangi fikrin savunucusu olursan ol,ideallerin ne olursa olsun,hayata hangi yönle bakıyorsan bak,hangi idea için savaşıyorsan savaş yine de herkesin ortak paylaştığı duygulardır yani onu ifade eden sanattır.filmde ise ,bu düşünce aykırılığını sadece duygularla mağlup eden tek şey piyanistin alman subayına kendini çaldığı solodur.o an sadece duygular vardır.
en sevdiğim ilk 3 filmden biri
* * müzikleriyle, senaryosuyla ve oyunculuklarıyla bir başyapıt. tavsiye edilesi.
(weirdlola, 04.01.2007 20:00 ~ 11.03.2007 13:56)
muhteşem film müziklerine sahip film.
görselliğini, konusunu, oyunculuklarını geçtim, sadece o
chopin eserleriyle bile insanın gönlünde taht kurup, klasik müzik ve
pianoyu sevdirir insana. o
nocturne senin, bu
ballade benim dolaşırsınız.
fevkaladenin fevkindedir.