roman birinci ağızdan ve bir çocuğun yaşam öyküsü kurgusuyla yazıldığı için
jerzy kosinski hiçbir şeyi gizleme ihtiyacına girmemiştir.
romanda en çok ilgimi çeken bölümlerden biri de küçücük çocuğun çektiği onca karabasanlı günlerden sonraki en büyük hayali: insanların saç ve göz rengini değiştirebilmek için bir ilaç bulmak istemesi. “yakmak için koca koca fırınlar yapacaklarına, yahudiler ile çingenelerin göz ve saç rengini değiştirmek daha kolay olmaz mı?” (s.108)
yılanın deri değiştirmesini insan ruhunun aynı şekilde gövdeden kurtulup uçtuğunu ilahi güce kavuştuğunu ve orada bir nefesle diriltildiğini, duruma göre insanların melek olduğunu ya da cehennem ateşine atıldığını öğreniyor altı yaşında bir çocuk.
romandaki köylülerin o kadar farklı inançları vardır ki! çocuğun herhangi birinin ağzındaki dişleri saymasının o kişinin hayatından bir yılı götüreceğine inanışları, günahkar kişilerin yaşadığı ya da bir cinayetin işlendiği evlerin damına leylek konması...
“komet” denilen conserve kutusu da romandaki anahtar kelimelerden biridir.
teninin renginden dolayı savaş boyunca yaşadığı her köyde “çingene” ve “uğursuz çocuk” gözüyle bakılan bir çocuğun savaş yıllarını olduğu gibi sunduğu romandır. hemen hemen her sayfada kötülük, savaş, nedeni bilinmeyen dayaklar, şiddet, ve kan vardır. fazlasıyla sade bir dille yazıldığı için kitap okunurken ister istemez okuyucunun yüz hatlarından hissettiklerinin çok kolay anlaşılacağına inanıyorum: gerginlik, bazen titreme, kitabı kapatma isteği, satırlar ilerledikçe “nasıl yani?” sorusu…
* romanın adına gelirsek: kuşlarıyla ünlü lekh, ormandaki güze kuşları yakalar ve en güzel kuşlardan birini rengarek boyar. çocuk da ormanda diğer kuşların arasına katarak o kuşu özgürleştiğini sanar ama aksine zavallı kuşun kendileri gibi olmadığına inanan kuşların cinayetiyle yüzleşir.
* roman, satırlarda geçen almanlar, doğu avrupa, ikinci dünya savaşı ve sovyet askerleri gibi kelimelerin yaşattığı havadan dolayı dünya büyük bir yankı uyandırmıştır. merak edenler okur diye düşünüyorum.