belki ilginizi çeker
  1. · the omen
gündem
  1. · cebe sevgili ismini kayıt şekilleri
  2. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  3. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  4. · uludağ sözlük
  5. · öğretmenler günü
  6. · ugg
  7. · aşk
  8. · diş gıcırdatmak
  9. · photoshop ile güzelleşmek

the omen 666  

  1. the omen in tamamen ticari olduğunu düşündüğüm 6.6.2006 tarihinde tüm dünyada vizyona giren tekrar çekilmiş versiyonu.
    (hplovecraft, 22.02.2007 01:18)
  2. korku filmi olmasına rağmen can sıkıcı ayrıntılardan biraz uzak, sürükleyici, fakat sinemada izlemeye değmeyecek bir film. kalktı zaten gösterimden. aman banane ya.
    (insert coin, 20.08.2007 13:25)
  3. fena bir film değil. ya da son zamanlarda garez marez gibi o kadar sikik korku filmleri izledim ki gözüme güzel göründü, bilmiyorum. yalnız hoşuma gitmeyen veya mantıksız görünen bazı noktalar var. spoiler içermez. (nıhahahaha)

    birinci nokta: filmin başlarında, önceki büyükelçinin öldüğü roma caddeleri trafiği'ne bakalım. en başta, sağdaki kaldırımda birtakım montlu ceketli insanların yürüdüğünü görüyoruz. sonra üstsüz, bluzunu beline bağlamış motorsikletli bir adam görüyoruz. aynı zamanda az ileride de tişört mü artık neyse, onu başına bandana gibi bağlamış, yine üstsüz bir çiftçi görüyoruz. hemen ardından, ceketsiz, incecik pembe gömlekli bir kadın geçiyor. polisler geliyor görüntüye, tam kışlık da değil ama kalın bir şeyler giymişler. sonra bir iki işçi daha görüyoruz. bunlar giyinikler, üstlerinde uzun kollular var. sonra arabanın içinde büyükelçiyi görüyoruz. arabanın içinde sıcaklıyor, terli yüzünü görüyoruz camı açarken (bu zaten başlı başına mantıksız. güvenliğine dikkat etmesi gereken bir bürokrat, terlediği zaman arabası hareket halinde bile değilken klimayı açmıyor da camı açıyor. hadi adam salak, o koruma hiç mi bilmiyor bunun yapılmayacağını?). sonra patlama sırasında aaayyyyhh diyen bir kadın görüyoruz, incecik bir elbise üstüne bir yelek gibi bir şey giymiş. merak ettim, nasıl bir hava durumu var acaba o sahnede? her şeyi açıklasan, hadi işçilere de çalıştıkları için terlemişlerdir desen, ulan aynı sahnedeki motorsiklet süren üstsüz adam acaba filme mazoşistliğiyle renk katsın diye eklenmiş bir yan karakter mi? o şekilde motorsiklete binebilmek için havanın en az 30 derece olması gerek.

    ikinci nokta: böğrüne hançer saplanarak ölen pederin öyle saplanmış dururkenki sahnesinin buram buram yapaylık kokması.

    üçüncü nokta: elbette ki filmin her yerinden klişe fışkırması. bö diyerek korkutma, konuşmayan dövülesi çocuk karakter, demirlerden atlama sahneleri, filmin başında korkutur gibi yapıp şakaa! diyerek seyirciyi ters köşeye yatırma falan filan, bu korku filmi klişelerine ayrı ayrı filmlerde katlanabilirim fakat hepsini aynı filme koymuşsunuz be canlar.

    dördüncü nokta: hristiyanlık propogandası, inançsız kötülemesi de bir yere kadar be kardeşim, inancından kopan adam belasını buluyor falan... bari "ne kadar da yanılıyorlarrrr!!!!!" mesajı verirken o inançsız karakterleri daha düzgün yaratsaydınız, bu kadar salak şekillendirildikleri için sizin olayınız da biraz kör parmağım gözüne olmuş (ayrıca doğaüstü olaylara inanmayı reddeden fakat korkunç bir hata içine düşen ve sonunda muhtemelen ölen karakter de başka bir korku filmi klişesi oloyor).

    beşinci nokta: .

    (askjfdafj espri yapasım geldi. ee nassınız iyi misiniz? canım sıkkın, aşk hayatım karışık falan filan, iğrenç espriler yapmak istiyorum, buna ihtiyacım var, mazur görün şimdilik. iki gün içinde süper espriler yapçam söz.)

    altıncı nokta: kate'in düşüş sahnesi, hiç olmuş mu? trabzanlardan boşluğa doğru sandalyenin üstünde duran bir kadın, yani yere bile basmıyor, daha da yüksekte, oradan o şiddetle düşüp, sırtı boşluğa dönük olarak trabzanın altındaki tahtalara, en uca tutunuyor. yahu allahaşkına mümkün mü bu? bir insan boyu yerden birden düşeceksin, 180 derece dönecek kadar da savrulacaksın, sonra sadece parmaklarınla en uca tutunacaksın hem de başparmaklar olmadan, sekiz parmakla. bari trabzanlara falan bir şekilde tutunuvermiş olsaydı kadın, izlerken "hadi lan" dedim yemin ederim. zaten kadın yere düşünce yerdeki yapraklar yarım metre zıplıyor neredeyse. koca şatonun zemin katının zeminini tahtadan yapmışlar herhalde. hadi onları oynatacak kadar sert düştü. bu kadar sağlam mı çıkar insan o düşüşten? hastanede gördüğümüze göre kafasının arkasında bile bir şey yok. maşşallah.

    altıncı noktayı daha da deşersem şöyle bir durum var: yere düşüp parçalanan saksıyı, kate "damien, yardım et" derken hemen kadının altında görüyoruz. yani kare şeklindeki büyük boşluğun bize yakın kenarında hemen. sonra tam kate sırtüstü düşerken gördüğümüz üzere boşluğun tam ortasından düşüyor. dümdüz düşüyor, hiç dönmüyor etmiyor, düştüğünde bakıyoruz ki parçalanmış saksı kafasının sol üstünde. o saksı karşı kenara ne zaman gitti? yok saksı duruyorsa kate dümdüz düşerken nasıl olabilecek en imkansız şekilde dönüp düşmeyi başardı? ayrıca o kırmızı sulama zımbırtısının da kadın düşmeden önceki ve sonraki duruşu aynı değil.

    falan filan. on üstünden altıyüzaltmışaltı. hıha.
    (yenisekme, 27.11.2008 01:42 ~ 27.06.2009 21:33)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil