türkçeye aşk defteri olarak çevrilmiş,cast ına baktığımızda ryan gosling ve rachel mcadams ı baş sıralarda görebileceğimiz son derece tutkulu bir aşk filmi.
bir rulo kağıt havluyla izlenmediği takdirde ortalığı göle çevirebilecek film.
yönetmenliğini nick cassavetes'in yaptığı başlıca rolerini robert fraisse, joan allen, david thornton, sam shepard'ın paylaştıkları, seyreden herkesin mutlaka gözlerinden yaş geleceğine inandığım muhteşem film.
kimi zaman "ohaaaaa" dedirten senaryoya sahip, denk getirdiğiniz ana göre salya sümük izlenebilecek bir film.hele ki son sahne insanı alır götürür.
ilk başlarda çok eğlenerek izledik filmi..daha kavrayamadığımızdanmıdır yoksa film izleme moduna giremediğimizdenmidir bilmem. sonra film bizi sarmaya başlayınca gıkımız çıkmadan izledik sonuna kadar. çok acaip bir senaryosumu var, hayır yok. inanılmaz bir çekim üslubumu var, hayır. filmin sonunu hayatta tahmin edemezsiniz çok acaip bitiyor mevzusumu var, hayır. eee o zaman nedir bu filmi inanılmaz kılan derseniz oyunculuk derim size. aslında çok klişe olmasına rağmen hikaye sizi alıp götürüyor. keşke diyorsunuz...keşkelerle başlayan, size iç geçirten sahnelere sahip bir film. her ne kadar final sahnesini tahmin etsenizde bakakalıyorsunuz ekrana...çok güzel bir film neticede..mutlak suretle izlenmeli derim ama depresyona girebilme ihtimaliniz var sonunda...izlemekle hiç birşey kaybetmezsiniz, çok güzel bir aşk hikayesine tanıklık etmiş olursunuz..
(troke, 14.06.2006 00:34)
yapılmış en iyi aşk filmlerinden biridir.rachel mcadams ın büyüleyici güzelliğiyle tamamlanmış olan,konusunun bir türk kanalında çok farklı bir konseptte işlenmiş olduğu ve sevgilinin omzunda yatarken boğazına takılmış mısır tanesinin yarattığı sıkıntıyı bir anda unutturan ve mutlaka izlenmesi gereken 2004 abd yapımı filmdir.
tavsiye üzerine seyrettiğim ve ciddi ciddi ağladığım film. aşk, ama gerçek olanı, bu kadar mı güzel beyaz perdeye aktarılır be kardeşim.
(bkz:
oha falan olmak)
öncelikle güzel bir senaryo... filmin içinde bütünlük sağlamak için kullanılan metaforlar başarılı.
görüntüler ve renkler normalden biraz daha canlı, bu da filmin romantik havasına masalsılık katmış, senaryoyu daha da etkileyici kılmış. mükemmel seçim.
oyunculuk çok gerçekçi. tipler oturmuş. şehirliler şehirli, köylüler köylü.
ara sıra bazı ufak klişeler göze batarak kısa süreli rahatsızlıklara yol açsa da koca filmde ikiyi üçü geçmez.
sevgiliyle izlenesi filmlerden...
***spoiler***
özellikle genç allie'nin, yıllar sonra noah'ı ziyarete gittikten sonra arabanın önünde tartışırlarken etkilenerek gözlerinin dolduğu sahne... sadece 1-2 saniye ama başarılı bir oyunculuk ve yönetmenlik...
***spoiler***
(mavio, 06.01.2007 01:35 ~ 01:37)
film bittikten sona beni bu kadar etkilemeyi nasıl başardı dedirten,süper bir aşk filmi.
herkes gençliğinde onu çok etkileyen, derinden sarsan, tutkulu bir aşk yaşayabilir ya da yaşamıştır ama o aşkı bütün bir hayata yaymayı başarmak. birine o denli inanmak, bağlı olmak, güvenmek, beğenmek, sevmek, hayran olmak ve tüm bunların karşılıklı olması. üstüne üstlük ona, hayatının en zayıf anlarını yaşarken bile hayranlıkla bakabilmeye devam etmek, kendinden önce onun yanında olmak. gerçekten masalsı ama bir o kadar da güzel film.
biraz alkol..filmin etkisini azaltmak için, uyuşmak için.hisleri tamamı körelmişken bile insanı altüst eden müthiş bir film.özellikle rachel mcadams filmde harikalar yaratmış bence.
insanda buruk bir tat bırakan bir film. hayattaki seçimlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha yüzünüze yüzünüze vuran bir film. çok sevdiği halde ayrılıp "ama elimden başka bir şey gelmezki" diyenlere tokat gibi cevap veren bir film. ağlatan film.
---spoiler----
noah'ın gençliğini oynayan oyuncu çok sönük kalmış, çok alık durmuş. zaman zaman insanı sinir etmiştir. ama güzel film..
*
---spoiler----
noah allie ile beraber kayıkla gezinti yaparken birden sağanak yağmur bastırır.noah kayığı iskeleye bağlarken şu diyaloglar gelişmeye başlar:
allie: bana neden yazmadın?neden?benim için bitmemişti.seni 7 yıl bekledim,
şimdi ise çok geç.
(ve sağanak yağmurla beraber o sözler dökülmeye başlar)
noah:sana 365 tane mektup yazdım.sana 1 yıl boyunca hergün yazdım
allie:bana yazdın mı?
noah:evet.bitmemişti
"hala bitmedi"der ve öpüşmeye başlarlar, sonrası da malum özlem giderirler!
(iago, 21.05.2007 02:14 ~ 18.08.2008 23:05)
çok sakin ilerleyen buna rağmen gözlerinizi bir dakika dahi filmden alamadığınız,güzel oyuncuların güzel oyunculuklarının sizi alıp götürdüğü,repliklerin etkilenilesi ve öz vurguları ile içinizde birşeyleri kıpırdatan 'vay be!' dedirten farklı bir aşk filmi.
nicholas sparks'ın romanından uyarlanan,nick cassevetes'in yönettigi mükemmel bi aşk hikayesi....filmde alzheimer hastası eşine aşkını hatırlatmaya çalışan adamın halini görünce göz yaşlarınıza engel olamıyorsunuz...akabinde insan yaşlanmaktan korkuyor,düşünüyor..
keşke soundtrack'i son derece uyumlu olabilecek sözlere sahip
okkervil river'ın
maine island lovers şarkısı olsa dediğim film. belki o zaman üç değil beş dakikaya bir ağlardık.
aynı oyunculuk fakat daha iyi bir senaryo uyarlaması ve
kar wai wong gibi bir yönetmenle çok feci kopartacak, üç gün kesintisiz ağlatabilecek bir filmdir.
izlediğim en iyi film değildi belki ama kesinlikle beni en fazla etkileyen ve yer edinen filmlerden biridir.
çok etkileyici ve her arşivde bulunması gereken bir film.sonunda ister istemez gözleriniz doluyor.
ama benim hala merak ettiğim, bir kişinin tek başına o evi nasıl o hale getirmeyi başardığıdır?
(bkz:
hayret etmek)
(bkz:
belki)
belki senaryosu oldukça tekduze bildiğimiz bir aşk hikayesini anlatıyor gibi görülebilir en başlarda ama asıl önemli olan kişilerin içinde kendilerine ait anılar buldukları için salya sümük ağladıkları film...
ben mi?? kaç kere izledim sayamıyorum ama her izleyişimde aynı oranda ağladığımı bilebiliyorum...
film biter ve benim ağlama seanslarım bir saat daha sürer...
the o.c. dizisinde kızın birinin yeni ve biraz hödük erkek arkadaşını dize getirmek için izlettiği filmdi. sonra herif o kadar etkilenmişti ki, kızı bile abarttım mı acep diye biraz işkillendiren "bu gece sadece sarılıp uyusak olmaj mı hım" talepleriyle geçen bir gecenin ardından hislerini dostlarıyla paylaşası gelmişti. diğer tipler de vaktiyle aynı dertten mustarip olmuş bulunsa gerek, gayet net bir tepki vermişlerdi: "what? she notebooked you??"
garip bir gücü ve bizim yeşilçam filmleriyle karşılaştırılabilir bir etkisi var filmin hakikaten. bir yandan feci zırlak, yapış yapış bir şey ama diğer yandan da izlerken bunu hiç umursamadan tonlarca mendil harcıyorsunuz. ister istemez bu filmi -en kötü ihtimalle bir kusurunuzu sever gibi- seviyorsunuz yani.
edit: one tree hill'de olmuş meğer o olay. düzeltme için
blacksunshine'a teşekkürler.
türk filmi.zengin kız-fakir oğlan,evliliği onaylamayan aile.yıllar sonra kavuşan aşıklar.bırak.
beni hüngür hüngür ağlatan mükemmel bir aşk filmi. eğer ayrılık acısı çekiyorsanız kendinize daha fazla acı çektirmenize sebep olur. eski aşkını unutamadığı halde başka biriyle evlenmek üzere olanların kesinlikle izlememesi gereken filmdir.
klasik aşk filmini 'nasıl olsa da farklı gibi gözüken bir kalıpta sunsam' diyen zihniyetin etkileyicilik yönünden zayıf, basit ,kalıplaşmış düşünceleri barındıran, aşmışlığı olmayan , insanı düşünmeye sevk etmeyen ezbere çekilmiş filmidir.
izlenip bitirildikten sonra yorum yapamadan ekrana manasız manasız bakma yan etkisi yaratan film. o manasız bakışlar sırasında akıldan hiçbirşey geçmiyor. yaklaşık 10 dakika geçtikten sonra izleyici kendine geliyor, sağına soluna bakıp nerde olduğunu anlamaya çalışıyor. yok film yamultan bir sonla bitmiyor, sadece izleyiciyi öyle içine çekiyor ki izleyici filmde olanları gerçekten yaşadığını zannediyor. işte böyle bir film
the notebook.
filmle ilgili birkaç detaya gelirsek, konusu zengin kız, fakir oğlan muhabbeti olsa da muhteşem oyunculuklar senaryonun klişeliğinin üzerini örtüyor. özellikle
rachel mcadams'ın delicesine aşık kız rolünün hakkını sonuna kadar verdiğini belirtmek gerek. fakat şahsen benim filmde en çok dikkatimi çeken
ryan gosling'in özellikle filmin ilk yarısında sürekli görünen gülümseyen mükemmel yüz ifadesi. sinema konusunda her bokun ödülünü vermeye meraklı amerikalıların bu gülümsemeye "best smile of the year" ödülünü vermesini beklerdim açıkçası.
bir tavsiye de "filmi kesinlikle dublajlı izlemeyin" yönünde. çünkü bugüne dek karşılaştığım en berbat dublajlardan bir tanesiydi. bu yüzden dvd'den izlemek en iyisi.