ferrarisini neden satıyor, madem ermek istiyor, bağışlasın ferrarisini...
paulo coelho beğenmiş kitabı, o halde ben yokum...zira bana fazla yapmacık geliyor. yaşamak o kadar da güzel bir şey değil...
ferrarisini satan olsa olsa bilge deil uyanıktır (muhtemelen lamborghini diablo ya yatay geçiş yapacakır)ama bu kitaba inanıp best seller seviyesine çıkaranlara akıllı gözüyle bakılması da günahtır,yazıktır vakit kaybıdır.
"yaşasın hayat çok güzel!" şeklinde çığlık atmaktan fırsat buldukça kitap yazan robin sharma'nın son kitabı. optimistliğin doruklarında gezmeyi, pollyanna'nın her şeyin en iyisini bildiğine inanmayı, düşünce gücünün iyi kullanıldığında birçok şeyi değiştirebileceğini anlatan bir kişisel gelişim kitabı.
vatandaşın biri, geçirdiği kalp krizinin ardından "mal da yalan mülk de yalan, al biraz da sen oyalan" diyerek her şeyini satar ve kendini dağlara vurur, hindistan'a kaçıp kafasına göre takılmaya başlar.
kitapta ferrari falan yok, hatta bir tutarsızlık var. bu adam ferrari'yi sattığında bilge değildi. üstelik bilge olmak için ille de dağa bayıra vurmak lazım ferrari'den bmw'den uzak durmak lazım diyorsan neden satıyorsun kardeşim hediye etsene birine? sen hala ferrari'den gelecek dolarları bekliyorsan olma bilge falan.
sıradan kişisel gelişim kitaplarından pek farkı olmayan ancak reklam pazarlaması gayet başarılı yapılan bir kitap.
okumadım etmedim, elimi bile sürmedim. ya kapağından ya isminden bişeyinden kıllandım mutlaka bilemiyorum. ferrari var huzur var hadisesinden yola çıkarak sığ bir şekilde "daha neler mına goyim ferrari'yi satarak bilge mi olunurmuş" tepkisini verdim. kitabı okumamakla birlikte çeşitli tahminlerim var.
-adam kitabın geliriyle ferrari almıştır
-kesin türk düşmanıdır
-eşcinsel olabilir
-porsche yardakçısıdır
-mclaren pilotudur
-ahmet altan hayranıdır
-entel ayağıdır
türkiyenin en çok satan 2. kitabıdır. ruhla, huzurla, nasıl mutlu yaşanacağı konusunda bişeyler vaad eden ama vaad ettiklerini en azından bana veremeyen salak kitap. ben giderim efendi gibi salinger'ımı okurum efendim! diyerek kitabı bi tarafa fırlattım. nereye fırlattığımı da hiç umursamıyorum.
kitabı okumayanlar ve ilk kez duyanlar için garip sorunsallarla kafaları allak bullak edebilecek title. şimdi bu ferrarisini satan bilge, önceden de bilgeydi de, ferrarisini sonradan mı sattı? yani alelade bir satış mevzu mu? yanıltıcı ama dikkat çekici bir reklam başlığı mı? ya da bu amcam önce ferrarisini satmış ardından bilge mi olmuştur? bilgelik erkeklere mi mahsustur? ferraisini satan bir kadın da bilge olabilir mi? peki ya ben vosvos u mu satsam n'olurum? bir gün ferrarim olursa aynı zamanda bilge olma şansımı kaybedebilir miyim? gibi yeni açılımlarla dallanıp budaklanacak ve bu soruların muhattabı aranacak kitap şeysi.
elinde bulunan antika ferrarisini neredeyse on tane sıfır ferrari fiyatına satarak parayı bulmuş bilgedir. bizim memlekette böyle iyi parayı tek seferde kazananlara kanun dışı yolları kullandıysa vurguncu bu durumdaki gibi kanuni yolları kullandıysa bilge denir. helal olsun bilgeye, 'hava atcam diye petrol şirketlerini zengin etmeme gerek yok' demiş ve mantıklı bir hareket yapmıştır.
bi de aynı isimli kitap varmış, bence bu ismi sadece dikkat çekebilmek için vermişler kitaba. ha içindekiler yararlıdır doğrudur orasını bilemem ama ismi buram buram bunu alın da alın hırsı kokuyor.
son derece gereksiz, kalitesiz, ...siz, ...siz, ..., ...siz bir kitap. kitabı okudukça 'ee tamam bildik şey bunlar beylik laflar etmiş, heralde kitap sonradan açılacak, ilginç bişeyler anlatacak' dediğiniz, ama kitabın sonuna gelince bu nasıl kitap yaraam nidasını yükselttiğiniz 2 ytl değeriyle bile overrated kitap.
romandan, onu da geçtim kitaptan çok bir ab-shaper, bir bıçak seti reklamını andırır..
mesela:
bilge bir teknik hakkında konuşmaya başlar, dinleyicisi hemen "peki julian*, bu tekniğin bana daha ne faydası olacak" veya "bu tekniğin işe yarayacağından emin misin?" şeklinde bir aragazı soru sorar, kitap böyle ilerler.
"peki john ab-shaper'ın daha önce kullandığım cihazlardan farkı ne? işe yarayacağından emin olmadığım bir şeye neden dünyanın parasını vereyim?"
bir ferrari satıp 10 ferrari alacak servete sahip olmanın kitap formuna girmiş hali. keza adam paranın dibine vurmuş çeşitli kitaplarla bunu da katlamıştır.
ferrarisini satan değil de aslında kitabı yazan bilgedir. yazarın kirli emellerini açıklıyorum. böyle bir kitap yazıp insanları ferrarilerini satmaya teşvik edecektir. hail vaktinde olan ferrarili abilerin ablaların bazıları: "ulan altımda ferrari bile var, mal mülk yerinde. ama karizmayı daha da bi pekiştirmek adına bilgelik sıfatını da kuşanalım." diyerekten ferrarilerini satışa çıkaracak. hal böyle olunca ikinci el piyasasını yüzlerce ferrari sürülecek. yoğun arz, talebi aşınca ikinci el ferrari fiyatları uçurumdan düşer gibi düşecek. ferrari herkesin alabileceği, alelade bir araba olacak. ferrari'nin tüm karizması gidecek. böylece sıfırına olan ilgi de düşecek. peki bu durumda nolacak? parası olan, hız tutkunu insanlar başka markalara yönelecekler... öyle değil mi porsche? bu etik olmayan ticari manipülasyonu kızıyorum ve yeni kitabım porscheunu kümes yapan seks makinası adlı kitabımı yazmaya başlıyorum...
türkçe ya da ingilizce, sadece ismine bakıp rahatlıkla küfür edilebilecek bir kitaptır. kimse anlayamazmış gibi, "yazar burada önemli olanın ruh huzuru olduğunu anlatmaya çalışıyor" filan demek de, insanları aptal yerine koymaktır. türkçe ya da ingilizce, kitabın adı da, içi de dışı da kitcsh'tir, "kör kör gözüm parmağına"dır. adı, kapağı, her haltı ticaridir, bavulla da para götürülmüştür zaten. "kişilik yönetimi", "yeni değerler", "düşünme teknikleri" vs. adlarla, kendilerini aşmış birer kariyer ya da düşün evladı yapmaya çalışan derinliksiz insanları hedef kitlesine koymuş, onları en azından birkaç ay sevimsiz bilgeler olarak etrafımıza salmış çöplüklerden bir tanesidir. yüzüne bakılacak tarafı yoktur.
kitap hakkında hiçbir eleştiri yazısı okumadan gittim aldım, okumaya başladım. ben bekliyorum ki böyle efendim bir simyacı olsun, bir sofie'nin dünyası olsun, etkilesin, anlatılanlar akılda kalsın. nerdeeee...
bildiğin yediğin kişisel gelişim kitabı. adam sadece bunu hikayeleştirmeye çalışmış, onu da becerememiş. her kişisel gelişim kitabı yazarından aşina olduğumuz mike ve susangillerde kalmış.
anlatıyorum ki gidip almayın okumayın diye;
adam kendini kariyere ve paraya kaptırmış, insanlıktan çıkmış. sonra kalp krizi geçirip hindistan'a gitmiş, orda birşeyler öğrenip gelmiş, arkadaşına anlatırken biz faniler de nasipleniyoruz.
- sen olduğundan daha yaşlı görünüyordun. şimdi bakışların delici ve cildin genç! nasıl yaptın john?
- çok basit, sadece mutlu ol, yüreğinin sesini dinle, vıt vıt vıt...
- anladım...
benim sensörlerim mi çok kapalıydı bilemiyorum ama bana oldukça boş gelen bir kitaptır kendisi. kitabın pazarlama stratejistlerini tebrik etmek lazım, başka türlü böyle bir kitabın bu kadar çok satması mümkün olamaz herhalde.
ayrıca:
"hey, julian. bana anlattıklarından kesinlikle büyülendim. iyi gidiyorsun, şimdi konuyu kapatma."
bilgelerin ferrarisi olmaz, ferrarisi olan bilge olamaz, ayrıca o bilgeye bir yerden ferrari düşmüşse tutupta satmaz kullanır dolayısıyla robin sharmanın gereksiz bir kitabıdır. bana verebileceği ferrarin filan varsa sat öğüdünü dinlemeyeceğim için okumayacağım kitap.
bütün o bilgeliğin yanında alttan alta en çok sokulan fikir bu bilge adamın geri döndüğünde acayip gençleşmiş, zayıflamış ve yakışıklı hale gelmiş olmasıdır. en önemli ve dikkat çeken nokta hala budur. amca öyle bir şekil yapmıştır ki ferrariye falan gerek kalmamamıştır. spor salonu altın günü döngüsünden kurtulamayan teyzeleri hindu trizmine yönlendirmenin edebi reklamıdır bu kitap.
(bkz: he çözdün 2 dakakikada aferim)
hint;tassavuf;sufi ya da heterodroks şark kültürünün hiçbir verisel yönü baz alınmadan yazılmış;doğu mistizminin punk felsefesi yoluyla popülarize edilmesinin ve amerikalı pop kültüristlerinin budizme;mevlana bir sabetayist ahlakı içinde merak sarmasıyla beraber ortaya çıkmış;hakkında bu kadar mesaj girilmesi bile fazla olan;yetersiz;iç cevheri sönük kitap.