görseller
the mistthe mist
the mistthe mist
belki ilginizi çeker
  1. · thinny
  2. · en etkileyici finale sahip 40 film
  3. · marcia gay harden
  4. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  5. · mist
  6. · animatronik
  7. · the mist
  8. · 21 kasım 2009 istanbul da sis
  9. · tüm zamanların en iyi 100 film repliği
  10. · half life 2
gündem
  1. · sözlük yazarlarının itirafları
  2. · demokratik sol halk partisi
  3. · google wave
  4. · babaların garip huyları
  5. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  6. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  7. · okan bayülgen
  8. · morpheus mu döver yoda mı
  9. · her kıvırcık ve uzun saçlıya bonus kafa demek

the mist  

 sayfa  / 2
  1. kasım 2007 de vizyona girmesi beklenen, frank darabonttan bir başka stephen king uyarlaması.
    referans açısından: (bkz: shawshank redemption) (bkz: green mile)
    (neotrex, 09.06.2007 20:39)
  2. aslen skeleton crew* adlı kitapta bulunan bir kısa hikaye. stephen king'in başarılı kısa hikayelerinden birisidir. kısa özet geçmek gerekirse gene ortaya çıkan nükleer bir felaket sonucu amerika'nın bir kasabasını korkunç yaratıklar basar ve hikayemiz bir alışveriş merkezinde kapalı kalan bir grup insanı anlatır. klostrofobik ve güzeldir.

    sanıyorum filmi de amerika'da vizyona girmiş. imdb puanı fena değil, zaten frank darabont amcanın yaptıklarını düşününce kötü olmasını da beklemiyorum çok. en fazla oyuncu seçimi kötü olabilir.

    (bkz: http://www.themist-movie.com/)

    düzeltme: ben incecik'le ilgili diye hatırlıyordum, sanıyorum nükleer sebepliymiş. düzeltildi.
    (sycrone one, 28.11.2007 18:46 ~ 20:16)
  3. 29 şubat'ta türkiye'de gösterime girecek olan ve fragmanında kitaptaki gerilimi bire bir hissettiren film.
    (bixente, 26.02.2008 22:53)
  4. (mkopaw, 27.02.2008 00:54)
  5. film bence gayet başarılı, zaten imdb.com sitesinde de 7.7 puan almış. ayrıca film kara kuleye göndermeler ile dolu. sanırım çok da uzak olmayan bir gelecekte silahşörü kara kule yolunda görebileceğiz. the mist bu konuda bize ipuçları veriyor.
    (darkelf, 01.03.2008 21:16)
  6. filmin konusu ve efektleri maalesef çok etkileyici değil.sıradan dünyayı uzaylıların bastığı ve bunun yine amerikan ordusunun yaptığı deneylerin hatası sonucunda gerçekleştiği bir film.

    sadece filmin sonu biraz ilginç ve beklenmedik bir şekilde gerçekleşiyor.tam bir herşey bitti artık derken kahraman(!) amerikan askerleri biraz geç de olsa ortaya çıkarak mahvolmuş şehri yeniden kurtarmaya başlıyor.
    (ceyus, 07.03.2008 00:24)
  7. korku filmi tanımlamasının üstüne bir beden büyük geldiğini düşündüğüm, zaman zaman insanı geren ( özellikle ikinci bölümde) ,sonu çok acıklı fakat kolay tahmin edilebilir* olan başroldeki aktörün oyunculuğunu beğendiğim, sonu tipik amerikan filmlerini anımsatan ama büyük bir fark olarak mutlu sondan sizi mahrum bırakan, sanırım hala gösterimde olan, stephen king uyarlaması film.
    (karmapolisimge, 07.03.2008 14:49 ~ 16:55)
  8. tipik amerikan filmi gerzekliğiyle donatılmış sinir bozucu film. filmin başından sonuna kadar mantıksız, gerzek tiplere sinir olmaktan filmi izleyemez hale gelebilirsiniz.

    dikkat!! bu kısımdan sonra yüksek dozda spoiler bulunmaktadır. yani baştan sona filmi anlatmış kadar olacağım.

    ***spoiler***
    filmin başında başrol oyuncumuz clint eastwood'un bir posterini çiziyor. bu esnada fırtına kopmaya başlıyor ve fırtınadan dolayı ağaçlar yerinden çıkıyor. fırtınadan sonra etrafı bir sis kaplamaya başlıyor. başrol oyuncumuz çocuğuyla birlikte zenci komşusu ve çocuğuyla birlikte kasabaya iniyorlar alışveriş yapmak için. süpermarkete giriyorlar ve etrafı sis kaplıyor. sis ile birlikte acayip yaratıklar da musallat olmaya başlıyor.

    dışarısının tehlikeli olduğunu bildikleri halde "cesur amerikalılar" dışarı çıkmaya çalışıyorlar. daha çıkamadan yaratık genç cesur elemanı kapıyor. insanı sinir krizlerine sokan sahneler de buradan itibaren başlıyor. markettekiler böyle bir olayın olduğuna inanmıyorlar. özellikle zenci eleman kendisiyle dalga geçildiğini sanıyor ve sorun çıkarmaya başlıyor. ama sonradan gidilip olay yeri inceleniyor ve herkes inanmaya başlıyor olaya.

    dışarıda sizi öldürmeye çalışan bir yaratık var. bunu herkes biliyor. ama marketteki gerzekler hala dışarıdan birşeyler almaya çalışıyor. biri gidip arabadan tüfek almaya çalışıyor. adamın belden yukarısını yaratık kapıyor. sonra yine dışarı, eczaneye bir grup ve başrol elemanımız gidiyor. onlardan da yine kayıplar oluyor. filmin başından beri "tanrı kan istiyor, kefaret, falan filan" diye beyin zken uyuz karı peygamberliğini ilan ediyor ve marketteki hemen herkesi kendi tarafına çekiyor.

    dışarıda onca garip olay olmasına karşın insanlar hala olanlardan ders almamış, mantıklı düşünemez halde ve her seferinde olanları unutur bir şekilde davranıyor. daha sonradan olayın neden dolayı olduğu ortaya çıkıyor. marketteki üç askerden ikisi kendini asıyor. sonuncusu amerikan ordusunun bir kapı açtığını söylüyor ve peygamber kadının kışkırtmasıyla adamı bıçaklıyorlar. burada şöyle bir salaklık var. bu adam sıradan bir asker. amerikan ordusunun böyle bir kapı açtığını nereden bilsin? halk sıradan bir askeri neden öldürsün? yönetmen mi gerzek yazar mı bilemiyorum...

    filmin sonunda iki yaşlı karı koca, başrol abi, çocuğu ve bir kadın arabayla marketten uzaklaşıyorlar sisin içerisinde. uzunca bir süre gittikten sonra benzin bitiyor. mantıklı bir insan bu durumda ne yapar? tabi ki inip yürümeye başlar. ama bizimkiler ellerindeki silahı kullanarak intihar etmeye karar veriyorlar. ne kadar mantıklı değil mi? arabada beş kişi var ve sadece dört mermileri var. hadi bütün film boyunca sıçtınız, bari filmin sonunda bir atraksiyon, bir duygu patlaması yaratın sayın yönetmen. bu sahnede yaşlı adam kendini arabadan dışarı atmalıydı ve diğerlerine izin vermeliydi. tabi ki öyle yapmadı. neden? çünkü filmin sonuna uygun bir hareket değil bu. başrol abimiz arabadaki dört kişiyi (kendi çocuğu dahil) tabancayla vurup öldürdü ve kendisi de arabadan dışarı çıktı.

    tam bu sahnede iddqd arkadaşım müthiş bir tahmin yürüttü ve tutturdu. (bu filmdeki doğru sahne bilme ortalaması %87,3'tür.) sis yavaş yavaş çekilmeye başladı ve sisin içinden bir tank adama doğru gelmeye başladı. evet! amerikan ordusu halkı kurtarmış, sağ kalanları arabalarla sevk etmeye başlamış ve yaratıkları öldürmeye başlamıştı. film böyle bitiyor. peki sorarım size yapımcılar, yönetmen, yıl olmuş 2008, otuz yıldır hep aynı senaryolar, aynı sahnelerle film çekmeye utanmıyor musunuz? filmdeki gerzek tipler, mantıksız insanlar ve klişe sahneler olmasaydı gayet güzel bir film olabilirdi. ama siz paranızla filmi rezil ettiniz. tebrikler! ayrıca ömrümden iki saat yediniz.

    ek: filmin ortalarında zenci avukatımız dışarı çıkmaya karar veriyor. dışarıda olan onca şeye rağmen hala inanmıyor. filmin eczane sahnesine gelindiğinde zenci arkadaşı örümcek ağlarıyla duvara asılmış olarak görüyoruz ve "üzgünüm, üzgünüm." dediğini "onları içimde hissedebiliyorum" dediğini görüyoruz. sonra bu abi asılı olduğu yerden yere düşüyor. sırtı ve içi tamamen örümcekler tarafından yenmiş halde, olmayan akciğerleriyle boğazına nasıl hava pompaladığını düşünemeden başka bir heyecanlı, dehşet verici sahneyle karşılaşıyoruz. baboli bu süper filmmiş valla!!
    ***spoiler***

    sonuç: filmler hakkında yapılan yorumları dikkate almayan biri olarak şunu söyleyebilirim ki gidin, izleyin ve siz de iki saatinize yanın.
    (emrahman, 12.03.2008 01:32 ~ 16:20)
  9. (bkz: the myst)
    (özellikle nick konusunda çok hassas olan yazar, 12.03.2008 01:40)
  10. sabah gözünüzü açtığınızdan beri içinizde bir sıkıntıyla dolaştığınız berbat bir günün akşamında kesinlikle izlenmemesi gereken bir film. zira o sıkıntı büyür büyür kocaman olur gelir sizi boğar maazallah.
    (chocolattes, 14.03.2008 00:05)
  11. daha önceden izlediğim, stephan king kitabından uyarlanan iki filmden sonra izlemeye korktuğum, zamanımı harcamak istemediğim film.

    (bkz: it)
    (bkz: rose red)
    (neverlander, 15.03.2008 22:57)
  12. en çok sonunu beğendiğim stephen king uyarlaması film.

    -- spoiler --
    filmin sonunda david herkesi ve hatta küçük oğlunu da yaratıklara yem olmaması silahla vurduktan sonra askerlerin gelmesi ve sisin ortadan kalkması ne acımasız bir son olmuş öyle. adamın yerinde olmayı kimse istemez sanırım. vicdan azabıyla delirmek olası.
    -- spoiler --
    (shut up, 16.03.2008 21:45)
  13. cevapsız sorular ve mantık sınırlarını zorlayan karakter davranışlarıyla beni sinirden koltukta kıvrandırmış bir film. sürpriz bitişinden ve dead can dance grubunun the host of seraphim ilahisinden başka akıllarda fazlaca da bir şey bırakmayan ortanın iyisi bir yapıt.
    (toysoldier, 19.03.2008 22:25 ~ 22:26)
  14. konu itibariyle klasik amerikan korku filmlerine benzesede sonu itibariyle oldukça başarılı ve yıkıcı olmuş filmdir. piyasada bu kadar kolpadan ve üçüncü sınıf korku filmi varken onlardan sıyrılan ve kesinlikle seyredilmesi gereken icraattir.
    (benikoyupgitmeneolursun, 20.03.2008 01:51 ~ 01:51)
  15. izlemeyiiin. klasik dandik amerikan filmi. tabiiki yaratıklar var. tabiiki kahraman var. e tabiiki saçmalık da var. yavhu bi kere de insanı şaşırtın.
    (bayağı, 22.03.2008 04:39)
  16. korkudan çok psikolojik gerilim ögesi taşıyan ve sinemaya uyarlanan en başarılı stephen king hikayelerinden biri the mist.

    -----the mist vethe dark tower spoiler içerebilir-----

    sinema afişi tasarlayarak evini geçindiren başroldeki abimizin (thomas jane) filmin başında the dark towerdan roland'ın resmini çiziyor olması aklıma bu seriyi de sinemalarda göreceğimizin bir ipucu gibi geldi bana. paralel evrenden gelen yaratıklar ve sis olgusu da sanki the dark tower öncesi bir deneme hissiyatı da vermedi değil açıkçası.

    http://img519.imageshack.us/...

    easy company sayesinde gelen edit: http://www.slashfilm.com/...


    -----dikkat spoiler çıkabilir-----
    (xanax, 23.03.2008 07:59 ~ 24.03.2008 01:14)
  17. bir zamanlar aktif olan küçükyalı death metali icra eden gruptur. silence cuts deep adlı bir demoları mevcuttur. en ünlü şarkıları keşkedir. türkçe death metalde çığırdır.
    (panzerfaust, 23.03.2008 10:05)
  18. ortalıkta dolaşan yaratıklardan çok bayan carmody'nin gerdiği, "insanın başına bir kötülük gelecekse gene insanın kendinisinden gelir" dedirten stephen king romanı uyarlaması.

    cloverfield gibi insanların panik halinde neler yapabileceklerini, neye inanabileceklerini harika gösteren nadide yapıtlardan gösterilebilir. marmara depreminden sonra "içki içiyorlardı deprem oldu." yorumlarını yapanların bayan carmody'den hiçbir farkı yoktur aslında...
    (peterpan, 25.03.2008 01:38)
  19. kim ne derse desin eğer geçtiğimiz 23 giriyi okumadan normal bir psikoloji ve stephan king'in yaptıklarını tahmin etme hissiyatıyla,holywood'a çamur atmadan bir filmide adam gibi verilen emek için emperyalizm kominizm ayaklarını bırakıp sanat görme amacıyla seyrederseniz sonunda ağlayabilirsiniz fakat o ruh halini yaşayın insanların tarih boyu en mantıksıza inanmasına ne denli bu kadar saçma bakıldığını anlayamadım.
    (felixpanthera, 31.03.2008 20:27)
  20. korku gerilim öğelerinden çok, insanın aslında ne denli ilkel bir varlık olduğunu ortaya koyuşuyla benzerlerinden ayrılan film.

    ---spoiler---

    --saçmalama biz medeni bir toplumuz.
    --elektirikler kesilmediği ve 911'i arayabildiğin sürece medenisin.

    ---spoiler---
    (chillout, 12.04.2008 17:07)
  21. yıllar önce okuyup bitirdiğimde gece rüyama giren etkileyici stephen king uzun öyküsü ve bu öyküye dayanılarak yapılan filmdir.
    (neyapmali neetmeli, 28.04.2008 21:20)
  22. yamulmuyorsam aslında sis thinnynin taaa kendisi. kodumunun şekilsiz yaratıkları da thinny sayesinde diğer boyuttan gelip insanlara musallat oluyorlar.
    (jamesdean, 28.04.2008 21:26)
  23. dinin sömürelerek nerelere bağlanabileceğini, dinle nasıl siyaset yapılacağını, zamanında atatürk'ün kopartmak zorunda kaldığı başları görebildiğimiz, yakında türkiye'de böyle sis olursa bizi kimlerin kandırmaya çalışabileceğini çok güzel bize göstermiş olan stephen king uyarlaması film.
    (kalexitus, 09.06.2008 15:12)
  24. bu film değişik birşey ya buram buram stephan king kokuyor son zamanların en iyi kitap-film uyarlaması
    (ucandosba, 11.07.2008 00:53)
  25. frank darabont’un, stephen king’in sis/skeleton crew öyküsünden uyarladığı 2007 tarihli şahane korku filmi.
    uzun zamandır ağzınızda müthiş bir tat bırakacak kalitede bir korku filmi istiyorsanız tam yerindesiniz. temiz ve ince işlenmiş bir senaryo, yaptığı işi ciddiye almış yönetim, özenli kamera hareketleri, yaşayan bir atmosfer sizi bekliyor.
    konusu bir sahil kasabasında cereyan ediyor. kaynağı belirsiz bir sisin aniden bastırmasıyla süper markette rehin kalan insanların öyküsünü izliyoruz. açılışta burnu kanayarak koşup gelen adamın haykırışı olayı özetliyor ‘’sis’te bir şeyler var!’’ (something in the mist!)
    bu andan itibaren sisin içindeki yaratıkların mı yoksa korkuları ve zaafları yüzünden zihinleri karışan insanların mı daha korku verici olduğunu anlatmaya çalışıyor yönetmen.
    öykü anlatımı çok kaliteli. ana sorunu filmin hemen başında şiddetli bir şekilde izliyoruz. ardından karakterler üzerinden yavaş yavaş gerilim yaratılıyor. darabont sizi daha açılışta yakılıyor ve sinemadan çıkana kadar da bırakmıyor. tabii öykünün çarpıcılığı sizi çıkışta da rahat bırakmıyor. toplumsal bir çözümleme var çünkü alt metinde. aslında alt metin demek doğru olmaz. yan öykü bile demek doğru olmaz ancak filmin ilk amacı bir korku filmi olmak. senaryoyu bu denli sağlam oluşturduğunuz zaman atmosfer yaratmak konusunda pek sıkıntı çekmezsiniz. iyi oyunculuklar, sanat yönetimi, aydınlatma, kamera hareketleri, lensler, ses ve vurucu bir müzikle unutulmaz bir iş çıkartabilirsiniz. the mist’in de uzun vadede bir kült olacağı apaçık belli. kendine has bir çekim tekniği var. ani optik kaydırmalar ilk bakışta rahatsız etse de göz alıştıktan sonra bir tarz olarak atmosfere önemli bir katkı yapıyor.
    klişeleri yok mu peki filmin? elbette var. david drayton’ın jenaratörü kapatmak için gittiği depodaki aydınlatma çok yavan kalıyor görsel olarak. öyküsel anlamda da insanların ilk etapta olanlara inanmayışı bir zorlama gibi. marketten çıkan ilk kadının tavırları da fazla duygusal olmuş. öyküye bir an önce dalmak ve güçlü bir hava yaratmak istemiş olduğu için oluşturulmuş sahneler olarak görüyorum ben bunları. genele vurulunca çok çok az bir alanı kaplıyorlar. efektlerin biraz eski görünüyor olmasıysa açıkçası hiç sorun değil. cgi bariz belli oluyor. fakat filmin daha fazlasına ihtiyacı yok. ayrıca nostaljik bir hava da kattıklarını söylemeden geçmeyeceğim. darabont’un bize vermek istediği hava da zaten eski günlerden bir hava. sinema filmlerine karşı zalim olmak gibi bir tavrınız yoksa (özellikle hollywood ve korku sinemasına) vermek istediklerine kayıtsız kalmayacaksınız. yapılmak istenen iş son derece samimi ve olumlu çünkü.
    son sahnemiz son derece vurucu. öykü için bence harika bir son olmuş. çoğu sitede saçma olarak bulunsa da bence bu film böyle bitmekte çok haklı. umut kelimesini yine gözümüze gözümüze sokuyor yönetmen. (esaretin bedeli/korku tutsak eder, umut özgür bırakır) ve bunu en vurucu şekilde yapıyor. thomas jane’in inanılmaz acı dolu haykırışları adamı bunalıma sokacak kadar etkili. umut kavramının neden gerekli olduğu ve vazgeçilmemesi gerektiğini anlatmak için önce karakterlerden onu alıyor, sonra bize veriyor. tabii o sırada kendinizde olabilirseniz. fonda çalan müzik olsun, drayton’ın haykırışları olsun her canlının içini burkacak derecede keder yüklü.
    bütçesini son kuruşuna kadar hak etmiş bir yapım the mist. stephen king’den uyarlanmış en iyi yapımlar arasında yerini buluyor. yine bir frank darabont işi olarak elbette.
    (ne içersen iç su iç, 18.08.2008 17:55)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil