1994 senesinde sinemalarda gösterime giren ve bu tarihte çizgi film rekoru kıran yayınlandığı ülkelerde büyük hayran kitlesi toplayan yakın zamandadvd olarak ülkemizde çıkan film.
ilk kez bir disney filminde ölüm sahnesinin gösterildiği, içinde birbirinden süper şarkılar barındıran film. seslendirenlerin arasında jeremy irons*, matthew broderick*, james earl jones*-ki kendisi darth vaderı da seslendirmiştir-, nathan lane*, rowan atkinson* ve whoopi goldberg* bulunur.
küçük yaşta çocuklara baba acısını kenarından tattıran ve minikleri üzen film.. izlediğimde o sahnede duygusal anlar yaşamıştım, şimdi bana göre ikinci nesil olan yeğenlerimin hiç sallamaması, nasıl duygu fakiri bir yeni nesilin oluştuğunu gözler önüne seriyor.. tabii yaptığım istatististik iki çocuğu kapsıyor..
filmin yayınlandığı dönemde bir de oyun kartları çıkmıştı. renksiz futbolcu kartlarından sonra bu güzel resimli kartlara rush yapmıştık zamanın çocukları olarak. tasonun modası altı ayda geçerken ve futbolcu kartları da zaten senelik olarak hazırlanırken bu kartlar iki - iki buçuk sene elimizden düşmemişti.
gelmiş geçmiş en güzel iki çizgi filmden biri. öbürü thundercats. bunun etkisini hala discovery channel'da büyük kediler belgeseli gördüğümde kendimi tutamayıp doksanıncı kere izlerken gene hissediyorum.
scar denen kalleşin, önder somer'in ve joker'in; gönüllerin sevgili kralı mufasa'yı aşağı atmadan önceki son konuşması ve bakışları şu an bile içimi dağlamakta, şerefsizin keleş kafasına da lanet okutturmakta.
mufasa'nın uçurumdan aşağı düştükten sonra simba'nın babasının yanına gelip ona yaklaşması ve uyandırmaya çalışması da şu an klavyemi kısa devreye doğru adım adım götüren yaşlı bir detaydır.
scar'ın yüzü, seslendirmesini de yapan jeremy irons'tan ilham alınarak çizilmiş.
çok mu uçuyorum bilmiyorum ama simba'nın babasının hayaletini görmesi ve onun kendisini hatırlamasını söylemesi bana hamlet'i hatırlattı. aslında hikaye de uyuyor gayet.
filmdeki sırtlanlar çok feciydi, özellikle sesleri ve bakışları. şimdi duysam gene sinirlenirim, fena olurum.
filmin hakuna matata diye şarkısı vardır, hatta sloganı da budur. odama yazmıştım bunu ben de keçeli kalemle. bir de tüm hayvanların geldiği küçük simba'nın kutsanma sahnesi ve aynısının simba'nın oğluna da olması nefistir, coşku vericidir. göz yaşları sel olmalıdır. dostum bu video nerede bulunur biliyor musun?
hamletin çocuklar içini olanıdır. ama pekte çocukların kaldırabileceği şey değildir bu film. acıklıdır hüzünlüdür biraz çocuklukta izlemiş olmanın verdiği masumiyeti heyacanı taşır. krallar öldüğü zaman yıldız olup bizi izlerler demek belki de yeterlidir.
bu film çıktığında ne fırtınlar koparmıştı.filmle ilgili her türlü dökümana sahiptim.bilmiyorum kaç kere izledim.belki on veya daha fazla.izlemekle de kalmamış filmin hikayesini anlatan büyük resimli kitabını bile defalarca okumuştum.hikayesi-özellikle babasının ölüm sahnesi- beni küçükken çok üzmüştü.
babasının ölüm sahnesi o dönem çocuk olan herkesin belleğine geri silinmeksizin yazılmıştır. ölümle ilk tanışmaları da büyük ihtimalle öyle olmuştur ve daha sonra ne zaman birini kaybetseler aynı hisleri yıllar öncesinden geri gelir.