görseller
the jacketthe jacket
  
belki ilginizi çeker
  1. · jacob s ladder
  2. · adrien brody
  3. · daniel craig
  4. · seinfeld
  5. · sonunda vay anasını denilen filmler
  6. · layer cake
  7. · kanal d
  8. · türkçeye saçma çevrilmiş film isimleri
  9. · keira knightley
  10. · az kişi tarafından bilinen şaheser filmler
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · ugg
  2. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  3. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  4. · thierry henry
  5. · yaran diyaloglar
  6. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  7. · günün tek cümlelik özeti
  8. · ben düzenli olarak sevişebiliyorum ya siz
  9. · sevgili yerine kocasını aramak

the jacket  

  1. baş rollerini adrien brody ve keira knightley'in paylaştığı, adrien brody'nin muhteşem oyunculuğunu sergilediği, zaman içinde yolculuk yapan bir adamın yaşadıklarını anlatan hoş film.
    (woebegone, 24.04.2005 15:36 ~ 15:36)
  2. iyi başlayan ve gittikçe sıça sıça kötü biten bir film. ismini kim "the jacket" koyduysa da tebrik ediyorum.
    (man on the moon, 10.09.2005 19:04)
  3. biraz kafa karıştıran ve tek düze giden senaryosuyla devam eden film. hafıza kayıplı, uykusuz kalan insanlı ve geçmişe ani dönüşler yapan kişilerle dolu filmler furyasının son halkası.
    (neverwinter nights, 14.10.2005 01:36 ~ 01:36)
  4. bi twelve monkeys bi the butterfly effect olmaya çalışmış ama ikisini de başaramamış gariban bi film var karşımızda. gelecekteki muhtelif çirkin olayı önlemek için geçmişi değiştirmeye çalışan sorunlu ama duygusal jön rolünde bu sefer fahri laz adrien brody'i görüyoruz. jönle duygusal ilişkiye giren hanımkızımız da keira knightley. twelve monkeys mesaj verme kaygısı taşımazken the jacket, the butterfly effect'teki "hayatınızı doya doya yaşayın, sevdiklerinize değer verin" vb. sevgi pıtırcığımsı temalara değinmekte. filmin çoğu bi ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde geçse de twelve monkeysdeki o tekin olmayan, koltukta rahat oturmanızı engelleyen, sonlara doğru iyice sinirinizi bozan o yoğun atmosfere sahip değil. iki arada bi derede kalmış anlıyacağınız.

    adrien brody baya iyi, takdir ettim kendisini. keira ise oldukça arkaplanda kalmış, eye candy olarak rol aldığını düşünmeden edemiyorum. rudy mackenzie rolündeki daniel craig * ise dikkatimi çekti zira filmde az süre almasına rağmen garip karakterini hakkıyla canlandırdığından filme renk katmış.

    zamanda yolculuk bana her zaman ilginç gelmiş bi konudur. donnie darko, twelve monkeys, the butterfly effect gibi oldukça başarılı örnekleri de mevcut bu alt-türün. size de ilginç geliyorsa kaçırmayın, bu tip filmler pek sık çıkmaz çünkü. yolculuk sensin zaman da sana girsin diyenler ise keiranın hatrına bi göz atabilirler gene de.

    gereksiz bilgi: george clooney ve yönetmen kankası steven soderbergh beğenmişler ki prodüktör olarak iştirak etmişler filmin yapımına.
    (soulforged, 24.11.2005 20:40)
  5. fragmanını gördükten sonra,hemen izlenmeli denen;izledikten sonra da vasat sıfatına layık görülen bi film.
    aslında güzel bi konusu var,ırak ta savaş mağdurlarından olup ülkesine dönen kahramanımız hiç bi suçu yokken bi polisi öldürmek suçundan yargılanır.hafızası yamuktur!akıl hastanesinde deliyi daha da deli edecek bi tedaviye maruz kalır aslında sağlam olan aklıyla...konu güzel sağlam,,sonrasında adamın deli gömleğiyle kapatıldığı kutuda geleceğe yolculuk yapması,yok o haliyle gelecekte birilerinin hayatını kurtarması falan..ilginç bi son beklenen amerikan filmleri artık ipin ucunu kaçırmış durumda.ilginçlikleri bile tanıdık artık.işte o sebepten bayık. yoksa adrien brody tamda kendinden beklenen üstünlükte bi oyunculuk göstermiş.
    birde neden türkçeye çıldırış olarak çevrilmiş filmin ismi anlamamaktayım.çok gereksiz bi anlamlandırma çabası..sadece bi 'gömlek' gayette karşılardı bence filmin ismini.
    (jelly bom, 13.01.2006 17:33)
  6. gerek adrien brody'nin oyunculuğunu konuşturmasıyla, gerekde araya yeşillik olsun diye katılan keira knightley ile tadından yenmeyen güzel bir film. senaryo itibariyle varlığın nedenleri ve olanakları üzerine kurulu hayal gücünü tetikleyici bir çalışma. izleyeni çok olup seveni az olan bir film, bunun nedeni olarak insanların hayatında hiç deli olmadıklarına bağlıyorum. iki noktada da olabilen psikolojiye sahip insanların tapacağı türden. çoğunluğun anlayamadığı da gerçek.
    film önce içinde akıl hastanesi olması ile yüzüme tükürdü, sonra keira ile çelme taktı, tam ben ayağa kalkacakken adrien brody shotgun ile beynimi dağıttı. nereden bilebilirdim bu kadar beni içine çekeceğini halbuki o kadar da önyargılı izlemiştim.

    (bkz: toz olun mına koydumun normalleri)
    (trouble everyday, 30.01.2006 00:09)
  7. bu akşam kanal d de saat 23 te yayınlanacak film.
    (sycrone one, 12.03.2006 13:23)
  8. görsel olarak ilgi çekici film. adrian bordy'nin gözlerine zoom yapıldığı sahneler ok güzel.ama jacob's ladder'a fazla benzemesi ve keira knightley'nin kötü oyunculuğu ile puan kaybeden film.
    (hazarasılhayat, 13.03.2006 00:33 ~ 01:02)
  9. filmi izlerken türün çok başarılı bir örneği hatta en iyi birkaç örneğinden olan jacob s ladder ı birçok kez andım.öncelikle iyi bir kurguya sahip the jacket.görüntü yönetmeninin de iyi iş çıkardığını söylemek mümkün.oyunculuk anlamında ise yükün büyük bir kısmı adrian brody tarafından üstleniliyor.kısacası karanlık,ağır ilerlerleyen,yer yer kafa kurcalayan filmlerden hoşlanıyorsanız the jacket kaçırılmaması gereken bir film.ama beklentiniz çok daha büyükse jacob s ladder başyapıtına bir göz atın derim.
    (floydzede, 25.12.2006 12:50)
  10. görüntü yönetmeni ve adrian brody dışında tamamıyla vasat olan bu filmin bitişi bile klasik 3. sınıf hollywood filmlerindeki gibi bitiyor. 98 dakika süren bu amerikan filminde guguk kuşu'na göndermeler de sözkonusu.
    (baydüdük, 12.06.2008 15:02 ~ 15:04)
  11. kurgusu bir garip olan,izleyen iki kişinin farklı yorumlandırabileceği,ölüyor mu, uyuyor mu, geleceğe gittiğinde orayı değiştirebiliyor mu, sonunda ölüp tekrar mı diriliyor, peki geleceği değiştirdiği halde aşık olduğu kız nasıl hala onu tanıyabiliyor, yoksa tanımıyor mu? sorularını kesin olarak cevaplandıramadığım film.
    (mel, 04.01.2009 16:27)
  12. adam kaç kere ölüyor dersiniz ve filmi izlemeye başlarsınız.süpriz sonlardan,karışık kurgudan hoşlanıyorsunuz,kaçırılmaması gereken bir film.


    ---spoiler---

    "i was 27 years old the first time i died"

    ---spoiler---
    (manco, 13.06.2009 23:40 ~ 23:41)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil