the illusionist adıyla 18 ağustos'ta ülkemizde gösterime girecek olan
edward norton'un başrolünü oynadığı film. oldukça iyi eleştiriler almış durumda yurt dışındaki sinema yazarlarında. hatta oscar adayı olarak bile gösteriliyor.
(troke, 14.08.2006 19:31)
yönetmenliğini neil burgerin yaptığı, edward norton un başrolde döktürdüğü ve beni kendine bir kez daha hayran bıraktığı 2006 yılı filmi. farklı ve çok hoş işlenmiş bir hikayeyle güzel oyunculukların buluştuğu ve sonuyla beni benden almış film.
aynı zamanda inanılmaz bir aşk hikayesine sahip filmm.
herşeyin sonradan geldiği
denizli ye hala gelmemiş olan film..izlemek için can attığım,sol frame de gördüğümde heyecanlandığım film..
mükemmel bir film iki kere gittim. harika bir hikayeye sahip. izlemeyenlerin mutlaka izlemesini tavsiye ediyorum.
bir arkadaşımın "
the microphone" olarak ismini değiştirdiği film... sebebi ise üstten sarkan mikrofonun sık sık görünmesiymiş...
klasik bir romantik film,hatta fakir erkek zengin kız aşkı izleyelim,zaman öldürelim diye girdiğim;fakat beni gerçekten utandıran film.hakkında yorum yapmak zor,çünkü her yanı spoiler...son zamanların en iyi filmi ve sürprizlerle dolu müthiş bir senaryo
halen
denizli'ye gelememiş film..
edward norton'un filme seyirci çekmek için yem olarak kullanıldığı,az maliyetli sinema filmi.
filmle ilgili güzel bir inceleme yazısı
viskosite'den okunabilir.
***
(bkz:
http://www.viskosite.com/...)
**
*
denizli afm sinemalarını arayıp gösterim tarihini sorduğumda en iyi ihtimalle 22 eylül cevabını aldığım,neden böyle geç kalıyor dediğimde ise geç getirdiğimizde depozito ücretini düşük veriyoruz dedikleri film..
allah allah..allah allah..
*
editli pide:hayır diğer şehirlerde ki bilet fiyatları ile kıyasladım,fiyatlar aynı,yer yerde yüksek..o zaman vereceksin bu depozitoyu veya sinema salonu açmicaksın..
2009 için reserve edilmiş bir animasyon filminin de adıymış.
(bkz:
http://uk.imdb.com/...)
konusunu ve bazı diyalogları şahsımca biraz klişe bulunmakla beraber sadece oyunculuklar için izlenmelidir.
edward norton ve
paul giamatti özellikle karşılıklı oynadıkları sahnelerde döktürüyorlar. ayrıca
edward norton kendi başına da epey döktürmekte. karizma zaten almış başını gidiyor. kendisine olan hayranlığımı az sonra ilgili başlıkta dile getireceğimdir.
rufus sewell bilmemnere prensi rolünde her zamanki gibi çok iyiydi. tek sorunum
jessica bielle oldu. film boyunca yıldızımız bir türlü barışamadı. aç parantez kendisiyle yıldızımız blade 3te çoktan küsmüştü, kapa parantez. kısacası başarılı eğlenceli bir filmdir. fazla kafa yormadan izleyiniz. beğeniniz.
son amanlarda izlediğim en iyi filmlerden bir tanesiydi sonu inasanı şaşırtıyor
sonunda
denizliye gelebilmiş can sıkıntısına birebir film..müthiş..
vizyondaki filmlerin en iyisi olduğunu düşündüğüm kendini çok iyi bir şekilde izlettirebilen film.her ne kadar
jessica biel'ın biraz zayıf kaldığını düşünesem de oyuncular gerçekten yapabileceklerinin en iyisini yapmışlar.olaylar ve filmin düğümünün çözüldüğü sahneler gerçekten yaratıcı bir o kadar da şaşırtıcı olmuş.her ne kadar klişe sayılabilcek bir aşk konusu olsa da filmde, yaşananlar arasında sırıtmadan olayların içine dahil olabiliyor ki asıl amaç bu aşk üzerine kurulu.kısacası izlenmesini şiddetle tavsiye ettiğim ilginç,merak ettirici,sürükleyici ve gerçekten güzel bir film.benden geçer...
kurgusu sizi etkileyecek film.
hevesle beklenip, izlendikten sonra hayalkırıklığı yaratan filmlerden biri. güzel bir giriş ve gelişme olmuş ama beklentilerin doruğa çıktığı ve filmi hafızalarda iyi film olarak bırakabilecek olan sonuç filmi resmen aceleye getirilmiş gibiydi. evet biz de hoşlanmıyoruz "kör göze parmak" açıklamalardan ancak seyircinin beklentilerinin de bir yerde karşılanması gerekiyor.
-----spoiler-----
örneğin filmin sonunda doğa üstü bir durum olmadığı açıklanmaya çalışılmış ancak hologramların nasıl yaratıldığına hiç değinilmemiş. ayrıca kızın aslında ölmeyeceği bavula özenle yerşeltirilen küçük şişeden derhal anlaşılıyordu.zaten önemli olan da bunu önlemek değil bu öngörülmeye karşın seyirciyi hayran bırakabilmek olmalıydı. bu da sonda ki tatmin edici açıklamalarla mümkündü ancak. ancak neyin nasıl olduğu 10 saniyede geçilirken genç aşıkların mutluluğu jessica bielin poposuyla birlikte dakikalarca verilince en azından benim için film havada kaldı. olup biten herşeyi anladım ama niye ve nasıl soruları fazla es geçilmiş. seyirciye ve onun zekasına güvenmek güzel tabi de bu kadarı biraz tembelliğe kaçıyor.
-----spoiler------
bütün bu eleştirilerime rağmen sırf edward norton'ın sevgilisine acı ve aşk dolu bakışı için izlenmesi gereken bir film...
bugün, "heart stopper" gibi iğrenç bir filmden sonra dvd'sini izlediğim çok güzel bir film. edward norton'ın bundan böyle başrol oyunculuğundan başka birşey yapmayacağının göstergesi. ayrıca paul giamatti'nin oyunculuğu da takdire şayan. giriş bölümü az biraz bayıcı olsa da, gelişme ve sonuç bölümleri bu sıkıcılığı siliyor.
scar symmetry'nin
pitch black progress albümünün süper ötesi şarkısı.
beklenmeyen sonuyla şaşırtıcı ve sürükleyici bir film.arşivimde yerini almıştır.bütün arşivlerde olması gereken edward norton un mükemmel filmidir..
(blinkin, 26.02.2007 21:02 ~ 21:36)
sonunda izleyiciyi şaşırtan filmlerden. edward norton ve paul giamatti aşmış şekilde karışmızda. jessica biel biraz zayıf kalmış. izlenilmesi gerekir diye düşünüyorum.
başrolünde
edward nortonun olduğu. sonunun tam da çocuksu hayalinizdeki gibi bittiği harika bir film.
(burcumsu, 02.05.2007 01:09 ~ 15.07.2007 23:48)
aslında kötü bir filmdir ancak el çabukluğuyla izleyenlerin beğenmesi sağlanmıştır.