elizabeth kostova'nın drakula'nın bildik hikayesini
da vinci şifresi tadında anlattığı eseridir. hikaye neredeyse avrupa'nın her ülkesinde geçmektedir. kahramanlarımız, hollanda, macaristan, romanya, ispanya, fransa, türkiye,ingiltere demeyip gerçeğin, drakula'nın peşine düşmüşler, bu amansız arayışta tarihin tozlu yollarında bazen snagovlu bir keşiş , bazen osmanlı'nın haremine almak istediği ancak bunun yerine ölmeyi yeğleyen bulgar kızı , bazense çağ bitirip, çağ başlatan koskoca bir padişah, fatih sultan mehmet olmuşlardır.
kitabın hikayesi, kurgusu, üslubu öylesine başarılı ki, okurken kendinizi kaptırıyor, 'acaba drakula diye birşey gerçekten var mıydı?' fikrine dahi kapılıyorsunuz. herşey gayet güzel giderken finale doğru, ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.kitabın tüm sürükleyiciliğine, inandırıcılığına rağmen(-ki kanıt gösteriyor çoğu konuda) bu mudur? diye kalabiliyorsunuz.
öyle ki, bugüne kadar drakula denen yaratık her ne hikmetse hep hristiyan ecnebilere musallat olmuştu, onlarda haç taşıyarak, sarmısak tutarak, kazık şeklinde cisimleri yanlarında bulundurarak bu belayı bir şekilde def etmeyi bilmişlerdir. ancak bir gün drakula yanılıp şaşıp bir müslüman evladını ,bir türkü ısırmaya kalkarsa ne olur? bunun cevabını kitapta veren yazar, kuran-ı kerim'i mağdurun kalbinin üzerine koyup, meşhur türk tesbihini de alnına tutmanızı yazar.ve daha pek çok, enteresan bilgiler edineceğiniz, bir avrupalının gözüyle osmanlı ve türkler nedir? sorusunun cevabını bulacağınız, güzel bir eser.
lütfen kitapçınızdan türkçe isteyiniz.
tarihçi