bu şarkıyı söylemek her bayan vokale yakışmıyor tabi ki. her bayanın da çok afedersiniz kıçı yemez. yalnız istisnalar işte bu şaheseri biz kulaklara hediye edercesine söylerler... 1994 p.u.l.s.e. turnesinde gruba eşlik eden sam brown bu konuda iyidir. kendisini stop isimli şarkısından da bilirdik.
bu yılın en güzel tribute çalışmalarından birisi ise elini attıkları her işin altından güzelce kalkan dream theater'ın klasikleşmiş ikinci gece konserlerinde klasik albüm çalma olayında bu sefer dark side of the moon'u seçmeleri oldu. (bkz: @845389)
"and i am not frigtened of dying, any time will do, i don't mind. why should i be frightened of dying? there's no reason for it, you've gotta go sometime" diye başlayan, albümde* yer almadan önce mortality olarak bilinen şaheser.
uncyclopedia nın one very long orgasm diye tanımladığı şarkı.
3üncü dakkasının bi yerlerinde efsanevi if you hear this whisper you are dying cümlesi geçer.
göğü bir baştan bir başa kateden araba... hayatı anlatan dark side of the moon'un tam da ortasında bir ölüm metaforu.
ilk yarıda ölüm çığılığını kulak zarlarımızı yırtarcasına bize duyuran vokal, nedense parçanın ikinci yarısında daha dingin seyreder. artık ulaşacağı yere ulaşmış olduğunu düşünebiliriz bu minvalde.** bundan sonrası o korkunun atlatılmış* olduğu bir dönem ve ölümün içinde ölü olduğununun ayrımına varmış insanoğlunun hisleridir.
o atlı arabanın üstünde rick wright'ı görüyorum şu anda run like hell gibi cennette syd'le şu anda şaraplarından yudumluyor olmalılar.18257175. kez dinlicem senin anına rick.
"and ı am not frightened of dying, any time will do, ı
don't mind. why should ı be frightened of dying?
there's no reason for it, you've gotta go sometime."