70 li yılların ortalarında kurulmuş muhteşem bir post punk grubu.manchester sahnesinin en öne çıkanlarından.mark edward smith gibi inanılmaz bir söz yazarı,büyük bir vokal,karizmatik ve sonraki nesilleri etkilemiş bir frontman e sahiptirler,en büyük güçleri de mark e. smith in ilginç tavırlarıdır zaten.the fall her daim türdaşları diyebileceğimiz
talking heads,
the smiths,
joy division ve
echo and the bunnymen gibi gruplarla anılmıştır.bense müziklerindeki karanlıktan dolayı joy division ve the smiths ile benzeştiririm(the smiths daha çok şarkı sözü anlamında benzeşir).85 çıkışlı
this nations saving grace isimli albümleri bir başyapıttır.grubun yeni albümü ise 2007 yılında raflardaki yerini alacaktır.
kent fm sayesinde ilk
victoria coverlarıyla tanıyıp sevdiğimiz
radyo eksen ve
british council sponsorluğunda
babylone'da (2002 sonu veya 2003 başlarında) dinleme şerefine nail olduğumuz (lakin konserde victoria'yı çalmayan) güzel grup.
(frock, 22.12.2006 13:04 ~ 13:06)
5 mart 2003
babylon performansıyla çıldırasıya eğlenmemize sebebiyet vermiş ingiliz indie-rock müziğinin en önemli topluluklarından biri.. konser gecesi
victoria'yı izleyenlerin ruh sağlığı açısından çalmadıkları kanaatindeyim zira insanların çıldırıp sevinç nidaları içinde balkondan kendilerini atmaları gibi bir durumla karşılaşılabilirdi..
isminin ve konseptinin benzerlğiyle bir aralar
fallout 3 projesi diye algılanan, fakat yapımcıları tarafından fallout 3 'le bir alakaları olmadığı açıklanan,
post-apokaliptik konuya sahip
crpg oyunu. epey ilerledikten sonra piyasaya çıkışının bir türlü gerçekleşmediği, oyun stüdyosunun çeşitli zorluklarla karşılaştığından şüphe ettirip yazık oldu dedirten yapımdır aynı zamanda.
tam adı
the fall: last days of gaia 'dır. buyrunuz. (bkz:
http://www.the-fall.com/...)
tarsem singh'ın yönettiği 2006 yapımı film. başrollerinden birinde pushing daisies'in ned'i var. hastanede yolları kesişen bir adam ve bir çocuğun dostluklarına, ortaklaşa kurdukları hayal dünyasında birbirlerine hayatı öğretmelerine tanık olduğumuz film zaman zaman güldürüp, zaman zaman ağlatan cinsten.
70 lerin ortasında manchester a bağlı olan bury de kurulan the fall,post punk akımı denilince akla gelen ilk gruplardan sayılabilinir.mark smith (uzun adı ile mark edward smith) gibi harika bir frontman i bulunan fall ın 30 dan fazla albümü bulunmaktadır.grup adını camus un bir kitabından almıştır.üretken oldukları kadar yıkıcı yıkıcı oldukları kadar vurucu olmuş,yıllar geçtikçe bir çok şirket bir çok grup üyesi değiştirmişlerdir.1985 yılında çıkarttıkları this nation's saving grace albümü kesinlikle dinlenmesi gereken bir albümdür.ayrıca insan bazen düşünüyor bu grubun adı fall değil de mark e. smith in solo kariyeri olsa fark yaratır mı diye.hiç sanmıyorum
hastanede karşılaşan bir adamla beş yaşındaki bir kızın, masalla gerçeğin üst üste bindiği hikayesi...
2006 yapımı birden fazla kez izlenesi film...
yepyeni bir sinema tecrübesi vaad eden, görselliğinin yanında duygusal boyutunun da içinize işleyeceği film. ya da eser. içine serpiştirilen mizah kırıntıları filmdeki ahengi bozmamış. filmin bir parçası olduğunuzu fazlasıyla hissediyorsunuz.
ifade gücümün aciz kaldığı andır bu. son dönemde izlediğim en özel film.
linkte göreceğiniz resimler filmin tamamen fantastik boyutunu yansıtıyor. oysa film görsellikten ibaret değil. özellikle fotoğrafçılık ile alakalı olanların tadına bakması gereken bir sinema eseri.
http://www.otekisinema.com/...
hayal kurmanın ne demek olduğunu anlatan film. üstüne sadece sürükleyici, duygusal bir hikaye, şirin de bir kız çocuğu eklenmiş o kadar. sanırım uzun süre hiçbir filmden bu kadar keyif alamayacağım.
---
spoiler---
roy diye hitap edilen lavuğun bir yandan alexandria yı yattığı yerde ağlatıp, diğer yandan içki içtiği o son sahnede orda olup kafasına tekmeyi basıp "bari kızcağızı üzme amına kodumun emosu" demeyi çok istedim. hatta o morfinleri fitil formunda verebilirdim arkadaşa, o derece.
---
spoiler---
yo ho ho - el laberinto del fauno arası açık ara vasat civarı film...
öncelikle belirtmeliyim ki; arkadaşımın tavsiyesi üzerine imdb - google image vasıtası ile filmden karelere baktım ve aklımda "vuu görüntüler tam bir ekspresyonist bakış açısı" şeklinde kaldı.fakat filmi izlerken, olaylar gelişirken kesinlikle ve kesinlikle kadraja giren görüntünün hoşluğu, cömertliği resimlerdeki kadar dikkat çekmiyor.çekim tekniğinden midir yoksa karakterlerin baskınlığından mıdır bilinmez ama akılda pek az görüntü ile yer tutmuştur...
neyse benim için the fall hala this nation's saving grace albümü ile hafıza da kalan bir grup olsun bari...
ha bir de ekleme: filmin yönetmeni 2000lerde j. lopez li the cell i çeken tarsem singh dir.
eski klip yönetmeni
tarsem singh'in ikinci filmi. görülüyor ki tarsem(okul arkadaşım değil kendini böyle tanıtıyor filmlerde) bir takım kaygılardan kurtuldukça daha da başarılı filmler çekmeye başlıyor. yalnız bu yarı hayal-yarı dünya muhabbeti bilemedin 1 film daha kotarır. biraz daha yaratıcı hikayeler bulması gerekli işte o zaman adını sinema tarihine yazdıracaktır bu adam.
filmde nikah kıyan rahibin suratından peyzaj plana bir geçiş vardır ki... benim götüm o noktada düştü.
görebileceğiniz en iyi çocuk oyuncuya sahip filmdir. ya çocuğun film çekildiğinden haberi yok ya da... yok ya, kesin haberi yok filmin çekildiğinden. olamaz yoksa.
(talen, 02.01.2009 22:40)
tarsem singh'in sürrealist öğelerle bezediği dali'ye göndermeler yaptığı şahane film.tam bir görsel orgazm yaşatır izleyicisine.
targem singh hiç bir masraftan kaçınmamış 26 ülke gezmiştir bu film için.
rüya gibi bir film tanımını gerçek anlamda hakeden bir filmdir. o sahneleri yaratmak için harcanılan çaba, dünyayı daha güzel bir hale getirmek için kullanılsaydı, gerçekten cennette yaşıyor olabilirdik.
salvador dali tabloları gibi karelere sahip filmdir. filmin başında küçük kızı
* görünce daha sevimli bir çocuk seçebilirlermiş diye düşünürken; ilerleyen dakikalarda oyunculuyuğla kendine hayran bırakmaktadır. ister istemez filmin içinde olmak ister insan.
filmin sitesinde galerisine de bakılmadan geçilmemelidir kanımca.
http://thefallthemovie.com/
bu filmin görüntü yönetmeni kimse güzel iş çıkarmış doğrusu.senaryo vasatın üzerinde değil ama slow-motion olayının mucizesi ve yer yer fantastiğe kaçan müthiş arkaplan kadrajı arayı kapatıyor sanki.adam film değil fotoğraf çekmiş besbelli..
o değil de filmin sonundaki sahneler gerçekten eski hollywood filmlerinden alınmışsa eğer ben o filmleri izlemek istiyorum arkadaş.bir el verin de bulup seyredeyim şu filmleri.aklım çıktı yahu.amerikan film sektörünün günümüzdeki hakimiyetine şaşmamak gerek.
çok zekice ayrıntılarla dolu, görüntüleri senaryosu ve oyuncularıyla harika bi film. uzun zamandır bi film üzerine bu kadar düşünmemiştim.
çok masalımsı, etkileyici. küçük kız, baba figürünü hastanede sevdiği kızdan darbe almış bir dublörde bulur ve onun anlattığı destanla gerçek ve hayaller iç içe geçer. inanılmaz güzel kareler var ama en çok mistik karakteri güzel içine kaçan kuşlar, vücudundaki harita...
(heidi, 24.02.2009 19:10)
2006 yapımı olan izlemekten zevk aldığım film. lee pace ' in role çok yakıştığını da söylemeden edemeyeceğim. ayrıca film müthiş bir soundtrack'a sahip.
23 ülkede çekimleri tamamlanmış filmin. ayasofya'yı bile görebiliyoruz. gördüğümüz manzaralar tamamen çerçekmiş. renkleriyle, çocuk oyuncusuyla yepyeni bir masal oluşturmuşlar. kızımızın ameliyat sahnesi ve sonrasında gözlerindeki yaşlar, benim de ağlamama sebep olmuştur.
satır aralarında çok güzel şeyler anlatan gerçektende dali'nin tabloları
* kıvamında bir film. jenifer lopez'e rağmen
the cell beni çok etkilemişti. bilinçaltını irdeleyen başka filmler de bekliyoruz yönetmenden.
çok başarılı bir görselliğe sahip
tarsem singh filmi. yalnız
el labirento del fauno,
mirrormask,
the adventures of baron munchausen gibi filmleri izledikten sonra öykü için aynı derecede olumlu konuşmak mümkün değil.
üzerine lanetimi düşürdüğüm film. deliler gibi izlemek istediğim ancak bir türlü olduramadığım bu film; ortalama bir aydır masamın üzerinde, kasanın hemen dibinde, gireceği deliğe ortalama 30 cm uzaklıkta duruyor olmasına rağmen bir türlü yolunu bulamamıştır. kısmet.
(laein, 12.04.2009 01:34)
müthiş bir görsellik yakalamakla beraber başroldeki minik kızımızın şirinliği ile gayet şirin bir film.