|
|
- elle dergisinin bir zamanlarki editörü jean-dominique bauby'nin, geçirdiği beyin kanamasından sonra hastanede geçirdiği ve ölene kadarki dönemi anlatan bir julian schnabel filmi. ayrıca, bauby'nin hastanede kaldığı süre içinde yazdığı kitabın da adı.
gayet başarılı, sağlıklı, üç tane bal çocukla, bir dünya cillop gibi sevgiliyle dolu yaşamı, bir gün aniden arabasında beyin kanaması geçirmesi sonucunda tüm fonksiyonlarını yitiriyor. tek gözü hariç, bütün vücudu felç oluyor. ve ölene kadar tüm yaşamını bir hastanede geçirmek zorunda kalıyor.
bauby, hastanede kaldığı bu süre içinde, kullanabildiği tek organı olan gözüyle, birer derviş sabrındaki konuşma terapisti ve de yardımcısı sayesinde, kendisine söylenen harfleri onaylamak sayesinde bir kitap yazıyor. misal; evet 1 kırpışa, hayır ise 2 kırpışa tekabül ediyor.
filmin neredeyse tamamını, bauby'nin gözünün görüş alanından izliyoruz diyebiliriz ki bence gayet de ilginç ve de gerçekçi bir izleyiş sağlıyor bu durum. ayrıca, daha da bir derinden etkiliyor insanı gibi de.
gayet güzel bir film idi şahsen bence. münferiden. fakat, filmden sonra insanda '' a e i ö '' gibi sayıklamalar başgösterebiliyor. 2 saat süren şartlanmadan olsa gerek. olmaya da bilir. belki de sadece ben aeiö'lemişimdir, bilemiyorum.
son birşey olarak; film istiklal'deki alkazar sinemasında izlenebilir.
- vizyona girişinden evvel filmekimi'nde "kelebek ve dalgıç giysisi" adına sahipken vizyona "kelebek ve dalgıç" şeklinde girmiştir. ecaip olaylar dönüyor. güzel film.
- the sea inside filmi ile aynı temayı kullanmış ancak the sea inside filminin holivuda göz kırpan fazlasıyla dramatize edilmiş sahnelerinden eser bulunamayacak güzel film.
- hayalgücü, hafızası ve tek bir gözü ile jean-dominique bauby'nin hayatını anlatan, yaşatan demesi çok daha doğru film. öyle kareler ki büyüleyici, özenli bir belgesel gibi, gülen iç sesi ve esprileriyle sizi üzülmekten men ediyor. ota boka dertli misiniz, izlemelisiniz, ertelemelerde misiniz, belki de kitabınızı yazmaya başlamanın tam da sırasıdır.
"okyanusun dibine sizinle gelmem benim için sorun değil, çünkü siz de benim kelebeğimsiniz..."(heidi, 19.06.2008 23:25)
- "yıpranmış perdelerin arkasından süt beyazı bir aydınlık gün doğumunu haber veriyor.topuklarım acıyor. kafam neredeyse bir ton. tüm bedenim bir tür dalgıç elbisesiyle kaplı. şimdiki görevim, deniz kazasında ıssız bir yere düşmüş birinin yalnızlık kıyılarındaki hareketsiz yolculuklarını yazmak."
kesinlikle izlenmesi gereken muhteşem bir film. son zamanlarda izlediğim en iyi gerçek öykülerden birisi.
hayal gücü ve anılar...(thedawn, 27.06.2008 18:48 ~ 18:49)
- marie-josée croze diye bir bayan var ki bu filmde* , kendisi aynen naomi watts ablamıza benzemektedir. yaşça daha küçük muhtemelen, ancak en az onun kadar güzel.
- (bkz: gregor samsa)
- bazen insanın hüzünü kaldırmadığı anlar olur. sizden tamamen bağımsız bir acıya tanık olamayacak kadar empati yeteneğiniz geliştiyse, sanırım bunu anlamak için en ideal film budur.
filmin ilk yarım saati tamamen ana karakterinden gözünden aktarılıyor. belki bu onun iç dünyasını, ruh halini ve mağduriyetini anlamak için önemli ama sinefil sabrı denen şey yoksa sizi sıkabilir.
mar adentro'yu sevenler mutlaka tadına bakmalı.
''sadece sol gözünü kullanabilen bir insana nasıl kitap yazdırılabilir'' sorusuna da cevap bulabiliyorsunuz.
sanırım filmin kırılma noktası buydu. filmi bitirmekte güçlük çektim açıkçası. bu kadar dramatik bir filmi duygu sömürüsüne yer vermeden çektiği içinde yönetmeni de tebrik etmek lazım.
|