dan brown'un okurken hayretlerimin şaştığı bestselleridir.leonardo da vinci'nin de başkanlığını yaptığı sion tarikatını anlatmaktadır.bazı yerleri sallama olsa da okunmaya değer.
kurgu bakımından grangé kitaplarını aratmayan bi eser
p.s kitapta geçen belgeler gerçek diye bi de söylenti dolaşıyo, eğer doğruysa dünya tersine döner büyük ihtimalle
içindeki şifreler, tarihi bilgiler ve yazarın mükemmel anlatımı yüzünden elimden bırakamayıp 2 günde bitirdiğim kitap. filmi çekilse ne güzel olur diye düşünürken çekimlerine başlanacağını öğrenip daha bi mutlu oldum
teslisin uyduramca olduğu,incil'in insanlarca büyük ölçüde tahrif edildiği gibi islam inancına göre doğru kabul edilen ama hristiyan çevrelerini sarsan iddialar içeren, bu konulara hiç ilgi duyamayan birinin bile kitabi bitirmeden bırakamayacağı şekilde ustaca kurgulanmış roman
okuması en fazla 2 gün süren muhteşem yapıt. anlattığı olaylara hakim olabilmek veya pekiştirmek için 'tapınak şövalyeleri' ve kazancakisin 'günaha son çağrı' sının da okunmasının iyi olucağı kitap
her sayfada şaşırtan mükemmel kitap.gösterdiği belgelerin gerçek olduğunu önsöz de yani giriş bölümünde yazar açıklamıştır.bu kitapta açıklanan olayların varlığı ve gerçekliği yakında hristiyanlıkta ve katolik kilisesinde olayların kopacağının yakın olduğunu gösterir.
http://www.tempodergisi.com.tr/...
ofiste masamda durmakta olup "beni oku" diye yalvaran kitap. yolda yürürken bile okuyorum kendisini, bi yandan da idareli kullanmaya çalışıyorum hemen bitmesin diye. fazla popüler diye ezmiştik bi de vaktiyle, utanç kaynağı, ilaç gibin bişey.
aynı anda iki-üç olayın paralel anlatıldığı (profesörün, silas ve piskoposun hikayeleri) macera dolu ve klasik bestsellerlardan en belirgin farkının fonda anlattığı hristiyanlığın gelişiminde (isa'dan kadına bakışına kadar) kilisenin rolü olan okunası kitap. daha ağırı ve anlaşılması zor olanı için (bkz. foucault sarkacı)
dan brown un yıllardır süre gelen komplo teorilerini alıp ısıtıp önümüze koyduğu romanıdır.kitap kendisinden önceki bir çok kitaptan esinlenerek yazılmıştır.nitekim değişen dünyada benim gördüğüm kadarıyla iyi bir eser bırakman en iyi yolu kendinden önceki eserleri iyi derlemekten geçmektedir.referans olarak(bkz. the matrix).dan brown da bunu gayet iyi yapmıştır.best seller bir eser bırakmıştır şu fani dünyaya.muhtemelen kendisi şu anda villasında prosunu çekerken yeni bir komplo teorisi üzerinde çalışmayı sürdürmektedir.
kitabın konusu yıllardır hristiyanlık aleminde üretilen ünlü komplo teorileri (bkz. tapınak şövalyeleri)(bkz. holy blood holy grail)(bkz. hz.isa) hakkındadır.kitabı okuduktan sonra direk "aha valla süper kitap.hristiyanlar bakalım bu kitabı okuduktan sonra ne düşünecek?".bu tip kitaplar zaten yıllardır vardı ama kimse bunu dan brown misali dile getiremedi ya da yazıya dökemedi.ayrıca kitaptaki çoğu şey gerçek mi değil mi kaygısı bir çok okuyucuyu almış gitmekte.tabi ki tablolar,ikonograflar,algoritmalar,hedeler,hödöler gerçek.bugün gidip aynılarını görmek mümkün ta ki bir şey kanımca gerçek değildir,bir komplonun üstüne kurulmuştur,bu romanın kilit noktası da bence budur:
leonardo da vinci'nin sürekli onarılıp restore edilen isa'nın son yemeği tablosunun bu kopyasını 16. yüzyılda adı bilinmeyen bir ressam yapmış. tongerlo'daki da vinci müzesi'nde bulunan resimde, ortada oturan hz. isa'nın sağındaki havarinin yuhanna olduğu genel kabul görmüş bir bilgi. oysa bu havari bir kadına benziyor. işte dan brown, da vinci şifresi adlı romanında bu kişinin yuhanna değil, isa'nın eşi olduğu öne sürülen maria magdalena olduğunu iddia ediyor.
burda da söylendiği gibi bu tablonun gerçek olma ihtimaliyle ufo ların olma ihtimali arasında bir paralellik vardır.bugün http://www.danbrown.com/... sitesinde öyle bir gösterme yapılmıştır ki inanmamak mümkün değildir.ama maalesef bu tablonun yıllar yılı o kadar çok üstünden geçilmiştir ki her yüzyılda biri çıkıp baştan resmetmiştir bu tabloyu.kısaca artık yalama olmuştur.hangisine inanalım şimdi 16. yüzyıl italyası leonardonun yan komşusunun çizdiği resime mi yoksa 17 .yüzyıl fransasındaki usta leonardo takipçisi ressamamı.içimizden anca "olabilir" diyebiliriz yahut inanabiliriz.nitekim dinin kaynağıda bu değil midir?inanç
-kudüse gidilir.kutsal topraklarda kıçımtırak 4 parşömen kağıdının peşinden koşulur.(tabi bu sırada yanımızda robert langdon gibi bir adam olması lazım)
oldukça başarılı bir roman olmakla birlikte, kanımca çok abartılmıştır. oldukça güzel olsa da, melekler ve şeytanlar çok çok daha kurgusal ve sürükleyicidir.çok satması üzerine da vinci şifresinin kırılması, da vinci aldatmacası gibi kitaplar yazılmış, kitapta anlatılan tarihi olayların aslının olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. insan bu kitabı okuduktan sonra acabalar içinde kalmakta, kitabın bir roman olduğunu unutup, anlatılan her şeyin gerçek olduğuna inanmaktadır. bu kadar başarılı olan bir kitabın filmi de merakla beklenmektedir. açıklamalara göre 2005 yılında gösterime girecek filmde robert langdontom hanks, bezu fache adlı polis memuru ise jean reno tarafından canlandırılacaktır. sophie neveu olarak da catherine zeta jones leigh teabing olarak da ian mckellen olsa film tadından izlenmez.
içerisinde topladığı bilgiler anlattığı olaylar ile oldukça ilgi çekici olan ancak aynı başarıyı kurgusunda ve hikayesinde gösteremeyen kitap * . ayrıca biraz fazla şişirilmesinin nedeni olarak da daha önce değinmeye çekilinen bilgiler içermesi olduğunu düşünüyorum. umarım filmini çekeceğiz diye berbat etmezler *.
bir arkadaşımın yoğun ısrarı üzerine okuduğum kitap. öncelikle şunu söyliyim, bestseller olan tüm kitaplara ve popüler olmuş herşeye ilk başlarda önyargıyla yaklaşırım ki bu bilinçli bir önyargıdır. kitabın 1. bölümünden itibaren de önyargılarımın da ötesinde iğrençlikte bir kitap olduğunu farkettim malesef. birincisi bu kitap bestseller olması için yazılmış ve bu kitabın her satırından anlaşılıyor. her bölümün sonunda bir bomba patlaması ve orda yazılmış olsa hiçbirşeyin farketmeyeceği "gizem"in kasılıp kasılıp diğer bölümün biryerlerinde ortaya çıkartılması insanı kabız ediyor. burda kitapta geçen mevzuuların doğruluğunu falan eleştirmiyorum sadece olay örgüsünün fazlaca belli olan bir şekilde okuyanı şaşırtmak üzere kurulmuş olmasından bahsediyorum. ki herhangi bir eserin müzik,edebiyat vs. kendi adıma ilk ve en önemli değer ölçüsü zorlama değer katma çabası olmaması ve para için yapılmamış olmasıdır. bunlar dışında insan psikolojisinden bihaber diyaloglar ve sabır zorlayıcı edebi basitlikte cabası. karışık olay örgüsü, sürükleyicilik, karekter tahlili, psikolojik tasvir vs.vs. diyenler içinse önce şuna bakmalarını sonra konuşmalarını tavsiye ederim (bkz: fyodor mikhailoviç dostoyevski)
popüler kitaptır ewet, 1 vs 0 mantığındaki insanlara yaptırdığı yorumlar ve düşündürdüğü şeyler yüzünden resmen gıcık olduğum kitaptır, cehennemin alt katmanlarında bir yerlere atılabilir.