se7en ve
fight club tan sonra
brad pittin
david fincherile 3. buluşması olacak filmde
brad pitte
babel filmindeki eş rolüyle oldukça iyi bir performans çıkaran
cate blanchetin eşlik edeceği filmdir.
f. scott fitzgerald ın kısa hikayesinden eric roth un senaryolaştırdığı ve david fincher in yönettiği, izlemek için sabırzıslandığım film... 80 yaşında doğan ve yaşlanmak yerine gençleşen benjamin 50 yaşındayken 30 yaşındakı daisy (blanchett) ile bir araya gelir fakat zaman ikisi için ters yönde akmaktadır... film önümüzdeki yılbaşında vizyona giriyor.
http://www.dailymotion.com/...
konusu ve fragmanıyla beni etkilemeyi fazlasıyla başarabilmiş filmdir. çabucak gelse de izlesek.
değiştirme: tarihin belli olduğunu biliyorum, yani zaman çabuk geçse de anlamında söyledim.
izlemeden çok sevdiğim film, izleyince yazacağım buraya gereklileri.
hakkında kimi forumlarda, gitmeyin, dvd' sini alın, evinizde izleyin... hüngür hüngür ağlar, rezil olursunuz erkek halinizle
* denilen film...
*
merak etmekteyim.... gelse de izlesek....
---spoiler---
ben hep demişimdir zaten, 30-40' lı yılların kadınlarına benziyor, öyle bir havası var, o yılların güzelliğini taşıyor bu tilda
* diye...
--spoiler--
---spoiler---
dayanamadım izledim
dvdscr' den.. son 20dk çok fena.... ben de insanım sonuçta....
---spoiler---
ismini ilk duyduğumda benazir butto yu aklıma getirmiş film. izlemek için sabırsızlanmaktayım. david fincher brad pitt ikilisinden yine süper bir film bekliyorum haydi hayırlısı.
herkes yaşlı doğsaydı insanlığın hali nolucaktı?sorusunu akıllara getiren film.
yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.
şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak
daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
nasıl mı?
cami'de uyanıyorsunuz.
bir tahta sandık içersinde,
herkes karşınızda saf durmuş,
iyiliğinize dua ediyor
ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
herkes etrafınızda, büyük bir itibar,
iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor,
aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.
ne güzel, hazır maaş, hazır ev...
altmışlı yaşlara kadar herşey garanti,
huzur içinde yaşıyorsunuz.
sağlığınız gittikçe düzeliyor,
kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
birgün çalışmak istiyorsunuz
ve işe ilk başladığınız gün
size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket
ve altın kol saati veriyor patronunuz..
ve genel müdürlük veya
bunun gibi yüksek bir makamdan,
tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.
herkes karşınızda elpençe divan...
vücudunuzda da bazı hosa giden hareketler de başlıyor.
gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
diğer hormonal aktiviteler artıyor,
fevkalade.....aman ne güzel günler başlıyor...
derken birgün patron size
artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
bu arada babanız ortaya çıkmış,
"fazla çalıştın" diyor.
"artık eve dön, işi bırak,
okumaya başla, harçlığın benden olsun..."
keyfe bakar mısınız ?
okudugunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
partiler, diskotekler,kızların sayısı artıyor.
derken anne ve babaniz sizi götürüp getirmeye başlıyor,
araba kullanma derdi de yok artık...
günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,
"evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" diyorlar...
mamanız ağzınıza veriliyor,
zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor
ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
derken anneniz birgün size süt verme kararını alıyor
ve baska bir keyifli dönem başlıyor.
mama artık her yerde,
her an ve en taze şeklinde hazır.
bir gün karanlık ilik ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor,
sıcacık, yumuşacık,
gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
küçülüyor, küçülüyor,
ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
ve günün birinde müthiş keyifli bir orgazm ile hayatınız
bitiyor....
can yücel
kısmet kavramından bahseden film.
ayrıca 2 buçuk saat.
2 saat 40 dakika sürmesi ve romantik türde olması sebebiyle bizi bozar demeyiniz, izleyiniz.. senaryo biraz
forrest gump, biraz
eternal sunshine, yönetmen de
david fincher daha ne olsun.
hayatta imkansız olan şeylerin anlatıldığı ya da gerçek olduğu -
eternal sunshine of the spotless mind gibi- filmler fazla derinlere işliyor izlerken. bu film de bunun gibi birşey. aslında imkansız olan durumları imkanlı hale getirerek, o durumların kendisini daha da vuruyor insanın yüzüne.
filmin de konusunu bilince insan, başlardaki mutlu sahnelerde bile az çok bir hüzün hissediyor. hayatta da ilk gördüğünüz anda gözünüzü alamadığınız, ömrünüzü verdiğiniz insanı er geç bir gün kaybedeceğiniz gerçeği gibi. gerçekler acıtır.
(abozek, 05.01.2009 00:50 ~ 00:50)
david fincher olması ve yaş geçidinde değişik hallerde izlediğim brad pitt dışında güzel bir hikayenin mahvedilmesine tanık oldum. her ne kadar başından ortasına bir forrest gump izdüşümünü izlediysem de ortasından sonuna doğru mel gibson'ın forever young'ı kıvamına giren senaryo patır patır anca bitirilebildi. ne tesadüf fincher filmi olmasına mahalledeki çocuklar dahi inanmaz iken kuvvetli varsayımlar daha çok dalın favorileri
robert zemeckis ve
frank darabont üzerine geldi.
bayrak sallama, çimlerin üzerinde roket kalkışı izleme gibi gereksiz amerika göndermeleri tiksindirirken durumu biraz cate blanchett kurtardı diyebilirim. onun da hani tavşanı arayan alice'den farkı yok gibiydi. hep ikili arasında dönüp duran senaryoya yan karakterlerin yancı olmaları dışında bir katkısı olmamış gözüküyor ki iyi yancı olduklarını kanıtladılar. bunun üstüne filmin gidişatındaki tadı ankarada duracak olan haydarpaşa treninde bulabilirsiniz.
nike reklamı gibi "impossible is nothing", "you never know what's coming for you" söylemleri eşliğinde bayık bir sosyal mesajı içinde barındıran, 3 saate yakın olması itibariyle belli bir zaman sonra 'izlemiş olmak için izlenen' statüsüne indirgediğim bir film oluyor kendisi. film counter clockwise ilerleyen saat hikayesi dışında (ki o da filmin en başında) hoş bir sada bırakmadı zihnimde. silik devam edip, silik bitti. izlenmese de olur hani.
---entourage için spoiler---
bu filmde de meme yok hacu!
filmle ilgili merak ettiğinizden çok daha fazlasını bulabileceğiniz detaylar...
http://wwws.tr.warnerbros.com/...
dvdscr olarak bilimum siterlerde boy göstermiş film.oyunculuk senaryo karakterler hepsi hepi mükemmel.izleyin izlettirin.
şimdi anlatsam inanmazsınız, ilk benim aklıma gelmişti bu fikir. adını da the curious case of hulusi kentmen koyacaktım. haa ne oldu? gençliğini göremedik kendisinin. benim proje de havada kaldı tabi, ayaküstü sanatım baltalandı.
david fincher abimizden beklenecek kalitede bir filmdir. izlemek, izlettirmek, arşive koymak gerek.
zodiactan sonra fincher'ın "bu defa anlaşılsın bari, kimse de salonda uyumasın" diyerek çekmiş olduğunu umduğum film.
edit: sözlüğe girip "seven ya da fight club gibi değil, ama gene de iyi film " demeyi düşündüğüm, ancak aradan geçen zamandan sonra
* nefis bir film olduğuna kanaat getirdiğim filmdir. öyle ki, benjamin kardeşin hayatı biraz arka planda sanki, gün boyu insan kendi hayatının da muhasebesini yapıyor bu filmden dolayı...
2 buçuk saatlik filmin son yarım saatinde durmaksızın ağladım. ya film gerçekten çok güzel ve inceden inceye beni burda yedi bitirdi ya da ben ağlayacak yer arıyordum, buldum, koyverdim gitti.
brad pitt nasıl bir adamdır ona da akıl sır erdiremiyorum. şarap gibi maşallah.
filmi izleyip hemen sözlüğe koşan bünye az da olsa üzülmüştür, çünkü anlaşılmıştır ki izlenmek için çok geç kalınmıştır. ancak şu vardır ki geç olsun güç olmasın. gerçekten harika bir film.
brad pittin yanında
cate blanchetda harcanmamalıdır. film olağanüstü bir konuya sahip ve çok güzel bir ders veriyor: her şey yaratıldığı gibi güzeldir ve bir şeyleri değiştirmek için zaman harcanmamalıdır. tabi bunlar doğanın kanunu olan şeyler için geçerlidir. mesela sürekli genç kalmaya çalışmak gereksiz bir takıntıdır.olay, konu hepsi bir bütün... helezonik bir yapı olduğunu söylersek dış olay da biraz basitlik hakimdir ancak iç olay gayet dokunaklı ve güzeldir. izlenmelidir izlenmeli... hatta film kapağında benjamin
button tersten yazılmıştır ve siz bunun anlamını ancak filmi izleyince kavrarsınız. geceme güzellik katmıştır, tavsiye edilir.
(idiot, 10.01.2009 03:58)
bir
david fincher dehası filmdir, sanat eseridir.brad pitt oyunculuk yönünden pek birşey koyamamış olsa da ortaya, senaryo ve yönetmen anlamında başarılı olmuş filmdir. adından uzunda bir süre söz ettireceğinden eminim.
(corvo, 10.01.2009 20:49)
kendisi kadar güzel web sitesi bulunan yapımdır.
http://www.benjaminbutton.com/(corvo, 10.01.2009 20:52)
çocukluğunu hiç yaşayamamış bir insanın hikayesi. doğduğunda hiç bir zaman yaşıtları gibi olamadı, ömrünün son demlerinde ise bunayan bir bünyenin verdiği ağırlığı taşıyordu.