the constant gardener   

adana çık aradan

  1. başrollerini ralph fiennes ve rachel weisz'ın paylaştığı, 2005 yapımı film. yönetmen ise, tanrıkent filmini de çekmiş olan brezilyalı yönetmen fernando meirelles.

    --spoiler--
    kanaatimce, filmin son sahnesinde justin'i birleşmiş milletler uçağından indikten sonra çok kısa bir süre içinde bulmaları çok saçma olmuş. ama genel olarak güzel bir film.
    --spoiler--

    www.theconstantgardener.com
    (flavius, 07.10.2006 17:11 ~ 17:20)


  2. rachel weisz'a en iyi yardımcı kadın oyuncu oscar'ını almasını sağlayan film.
    (absent, 07.10.2006 17:19)
  3. afrikadaki yaşamı ortaya koyan başarılı bir film. sefalet, büyük(!) devletlerin ve büyük(!) ilaç firmalarının milyon dolarlar için insan hayatına nasıl kıydıklarını, buna karşı koymaya çalışan insanların nasıl ortadan kaldırıldıklarını anlatıyor. aynı zamanda çok duygu yüklü bir filmdir. senaryo john le carré in romanına dayanarak yazılmıştır.
    (siradisi, 04.02.2007 22:04)
  4. filmin özeti tek bir cümle ile geçiyor filmin içinde zaten: "this is how they fuck africa."

    seyrederken aklına şu geliyor insanın. böyle şeyler oluyor ki, böyle bir film çekiliyor. yoksa ateş yanmayan yerden duman çıkmaz, di mi? insanlarda bayıla bayıla seyrediyorlar, hatta oscar filan veriyorlar. sonra film gösterimden kalkınca, herşey kaldığı yerden devam ediyor sanki. veya devam ediyor mu? bu film gerçek hayatta neleri değiştirebildi, merak ediyorum.

    yönetmen, afrika'daki ingiliz yetkilinin kendisine, daha ilk günden, orada kesinlikle böyle şeyler olmadığını söylediğini anlatıyor. baştaki bu gerginliğe rağmen, sonradan bu yetkilinin kendilerine çok yardımcı olduğunu eklemeyi de ihmal etmiyor. aynı şekilde bir ilaç firmasının ceo'su oradaki insanlara yardım ettiklerini ileri sürmüş. yönetmen ceo'ya sormuş, "eğer bu ilaçlar yüzünden burada insanlar ölse, bunu kamuoyuna açıklar mıydınız?", ceo cevap vermiş "açıklamazdık, tabii". yönetmen gülerek "ben de onun filmini yapıyorum işte" diyor.

    böyle bir film çektin tamam da yönetmen kardeşim, söyle bana , birşeylerin değişmesi hakkaten bu tip filmleri kaç kişinin seyredip, kaç kişinin etkilendiğine mi bağlı olacak? bu arada atı alan üsküdar'ı geçmiyor mu peki? (boşver sen üsküdar'ı şimdi, sorularımı dinle). niyeti bozmuş olanlar, ortalık sakinleştikten sonra kaldıkları yerden devam etmiyorlar mı? o zaman bu tip filmler yıkamadıkları bu düzeni aslında güçlendirmiş olmuyorlar mı? filmdeki amca ile teyze perişan oldu ama bu filmi çektikten sonra sen nasıl ayakta kalabiliyorsun?

    tüm samimiyetimle merak ediyorum...
    (nikmikyok, 02.07.2007 00:33 ~ 04.07.2007 07:37)
  5. muhtemelen bu filmi izleyen birçok insan filmdeki romantizmi öne çıkararak filmden bahsedecektir. hatta sınıflandırmayı dahi onun üzerinden yapanlar olacaktır. fakat bu filmin çok farklı boyutları var. bu film aynı zamanda politik bir film. batı medeniyetinin [ki filmde ingilizler temsil ediyor (kesinlikle hak ederek!)] modern çağda(!) eski sömürge ülkelerde yedikleri naneler hakkında ufak da olsa fikir sahibi olabiliyorsunuz. bunun yanında gerçeğe yakın bir küresel sağlık sektörü profili yaratıyor beyninizde film. çok güçlü bir profil. ve gözlerinize sokuyor, aslında sağlık sektörünün, beyninizdeki, insanlari kurtarmaya çalışan o "ideal" profilini değistirmeniz gerektiğini. ve yine aslında, sağlık sektörünün de "insan insanın kurdudur" profiline sahip olduğunu gösteriyor. ne güzel söylemiş düşünür: insan insanın kurdudur.
    (memento, 11.05.2008 12:45)
  6. kimi ilaçların klinik kullanıma geçene kadar bir diğer deyişle eczane raflarında yerini alana kadar "etik" sözcüğünü sözlüğünden uçurmuş kimselerce ne gibi acımasız aşamalardan geçtiğini belgesel boyutunda değil de gerçek bir sinema filmi olarak sunan görsel-işitsel etkileyiciliğe sahip güzel bir film.
    (natalya casta, 11.05.2008 13:20)
  7. joseph fiennes ın üst düzey oyunculuğunu her filminde olduğunu tekrar tekrar sergilediği harika film.
    (uzayi kurtaran dunyali, 11.05.2008 13:56)
  8. uzun tutulan hareketsiz planların ve bu planlarda yapılan kamera oyunlarının süreden bir hayli götürdüğü film... yönetmen bu nedenle 2 saat boyunca anlatmak istediğini anlatamıyor veya yönetmenin anlatabileceği bu kadar... giden 2 saatime yanmamak için ben ilk varsayıma inandırıyorum kendimi...

    "abi ben bir film izlemek istiyorum; film politik olsun, afrika'da geçsin, sanki hiç bilmiyormuşuz gibi kapitalist düzenin o topraklarda ki insansoyunu sömürmesini yüzümüze bir tokat gibi çarpsın, daha da önemlisi heyecan olsun, ekşın olsun abi ekşın olsun" diyenleri şöyle alalım (bkz: blood diamond)


    deepnot: rachel weisz seni sevmiyorum... üst üste 2 filminde** suratına ikide bir yakın çekim yapan yönetmenleri** gördüğüm yerde pataklayacağım...
    (van den budenmayer, 12.05.2008 20:15 ~ 20:22)
  9. silah kaçakçılarının ve ilaç firmalarının afrikayı nasıl becerdiklerini anlatan, güzel film.
    (thedawn, 30.06.2008 02:38)
  10. konusu kadar sonu da çok güzel olan film.

    izlenmeli. o insanlar için ne yapabileceğimizi düşünmekten vazgeçmemek gerek.
    (peyniraltısuyutozu, 30.06.2008 19:29)