the bourne identity   

adana çık aradan

  1. türkçeye geçmişi olmayan adam olarak çevrilen, romanı yanında oldukça sönük kalsa da oldukça hareketli, matt damon filmi
    (ascella, 10.07.2004 00:38)


  2. sıradışı bir öyküsü olan film. avrupa'da geçmesinden dolayı hollywood'un standartlarının çok ötesinde.

    öykünün kahramanı jason adında, kim olduğunu ve geçmişini hatırlamayan ama içgüdüsel olarak içine girdiği binayı, çevresindeki insanları en ince ayrıntısına kadar gözetleyen; fransızca, almanca ve ingilizce'yi anadili gibi konuşan; refleks olarak ileri dövüş tekniklerini ve acil durumlarda çevresindeki --silah olsun olmasın-- her şeyi silah olarak kullanan bir adam.

    bmw reklam filmlerini izlemiş biri olarak gönül isterdi ki çiftlik evinde jason'u öldürmeye gelen ajan rolündeki clive owen, (bkz: bmw films), matt damon'un yerinde oynasın, mini'yle paris'teki sahnelerdeki başarı kat be kat artsın.

    bu seyri yumuşak ve keyifli filmin ayrıntılarda yaşattığı bir hayal kırıklığı şakır şakır fransızca, ingilizce, almanca (ve bir ara hollandaca) konuşan bir adamın italyanca konuşmak konusunda o kadar beceriksiz olmasıdır. avrupa'da görev yapan bir ajanın tüm avrupa dillerini çat pat rahatlıkla konuşabilmesi gerekirdi. bunun tam tersi olarak da, bir italyan balıkçısının sular seller gibi ingilizce konuşabilmesi ise urfa dağlarında gezen ceylanın bir afrika fili taklidi yapması kadar at skinde kelebek etkisi yarattı.

    dvd'sindeki alternatif son ve silinmiş sahneler ise tek bir amaçla çekilmiş anlaşılan: "abi adamlar olabilecek en iyi şeyi yapmışlar, allah'tan o sahneleri koymamışlar" dedirtmek. bu da yapımcıların hastalıklı pazarlama yöntemi olsa gerek.

    filmin kahramanlarından mini, belçika'da ya da fransa'da 1000euro'dan başlayan fiyatlarla satın alınabilir.

    (bkz: mini)
    (chete, 24.01.2005 16:29)
  3. profesör kod adlı ajan rolündeki clive owen'ın jason bourne'u oynaması halinde olacaklar hakkında şöyle bir spekülasyon yapılmış:
    "ı say that owen should have been bourne, except he would have been so combustible that the film would have burned up multiplex screens around the world and theater owners would sue the studio and it would be a whole big mess."

    türkçesi aşağı yukarı şöyle olabilir: "derim ki owen bourne'u oynamalıydı, ama (o) o kadar yakıcı (bir karizma)olurdu ki film sinema perdelerini yakardı ve sinema sahipleri stüdyoyu dava ederlerdi ve bu da işleri sarpa sardırırdı."

    http://www.murphsplace.com/...
    (chete, 24.01.2005 16:37)
  4. (bkz: robert ludlum)
    (bkz: doug liman)
    (bkz: matt damon)
    (bkz: franka potente)
    (neverland, 30.05.2005 05:47)
  5. an itibari ile show tv de oynamakta olan film.
    (kornish, 16.12.2005 22:37)
  6. franla potente'ye bir kez daha aşık olmamı sağlayan film.ona ilk kez aşık olduğum film is;
    (bkz: der krieger und die kaiserin)
    (fakespeare, 16.12.2005 22:41)
  7. treadstone projesine bağlı cia ajanının avrupada hata yapması ve hafızasını kaybetmesini anlatan son yılların en iyi casus filmi.ajanımız jason bourne cia'in çok gizli projesi uyarınca eğitilmiş ve dünyanın önemli bölgelerine gönderilmiş sayılı elemanlardandır.ama kimliğini ararken ölüm makinesine dönüşür ve cia onunda işini bitirmek için harekete geçer.jason bourne hem geçmişine kavuşmalı hem avrupa polisini hemde cia ajanlarını atlatmalıdır.medusa darbesi adı ile davamıda çekilen muhteşem film.izlemeyenler izlesin...!!
    (advoscotch, 16.12.2005 22:46)
  8. hazırlık sınıfındayken bizler,her gün ingilizcemiz gelişsin diye(!!) günde bilmem kaç kere izlettikleri ve artık kusacak duruma geçtiğim film.matt damonı da hiç sevmem bu yüzden.medusa darbesi çıkmıştır devamında onu da izlemedim zaten.babam da bugün bu filmi izlemek için benim istediğim filmi izletmedi.iğrendim iğrendim...
    (possible dreams, 16.12.2005 23:21)
  9. son yılların en kaliteli casus filmi.kitap yanında sönük kaldığı doğrudur.clive owen da ufak bir rol almıştır.
    (advoscotch, 08.02.2006 20:26)
  10. (bkz: spoiler)

    bourne'un paris'teki evinde takip edildiğini farkettiği ve balkondan içeri uçan bir başka ajan ile boğuştuğu sahne sinemada değil de home theater'da izlememe rağmen uzun zaman sonra bir filmde irkilmeme neden olmuştur. hoş olmuştur. zira gerilimli sahneleri artık nadiren bulabiliyoruz filmlerde.
    (talweg, 02.09.2007 02:37)
  11. kısmen başarılı(genel hatları ile) konusu ve mini ile yapılan kovalamaca sahnesi dışında çok da bir özelliği olmayan ama yine de izlettiren film. filmde dikkatimi çeken bazı unsurları şöyle sıralayabilirim:

    - sırtından iki el vurularak denize düşen adam kim bilir kaç gün, kaç saat sonra denizden çıkarılıyor; sırtından mermileri çıkaran adam bir an dışarı çıkıp geldiğinde bu ajanı* yerinde bulamıyor. birden ajanımız "bana ne yapıyorsun?" diye adamın üstüne atlayıveriyor. acaba bu adamın bir kavanoz mesir macunu yemiş gibi birden ayaklanması allah'ın bir hikmeti midir?

    - cia gibi yetiştirecekleri ajanları gözünü kırpmadan ailesini öldürecek kadar ölüm makinesine dönüştüren bir birimde yetişmiş bir ajan, iki tane çocuğun bakışına görevi yarıda bırakacak kadar acır mı?

    - aşağı yukarı 75 kilo çeken bir adam, bir başka adamın sırtında aşağı düşerken, o hızda, birini tam kaşlarının ortasından nasıl vurabilir? diyelim vurdu, adamın tepesinde yere düştükten sonra sanki itfaiye minderine düşmüşçesine nasıl ayağa kalkabilir?

    - kızı* yanından gönderen fransa'daki bu kişi, yüzlerce adası olan yunanistan'ın hangi adasında olduğu meçhul kızı eliyle koymuş gibi nasıl bulabilir? ayrıca onca kişiyi öldürdükten sonra yakalanmadan nasıl kolayca yurt dışına çıkabilir?

    hepsini geçtim. hadi matrix bilimkurgu. o hareketler ne allahaşkına ? bir insan kolunu bacağını o hızda nasıl oynatabilir? bırak yahu.
    (phoarbix, 22.07.2008 01:52 ~ 07.08.2008 14:04)