amerika'ya ilk gidişlerinde ed sullivan şova katılarak tüm ülkeyi ekran başına bağlayan en yüce pop müzik topluluğu...
bahsi geçen programın hakkında konuşulduğu bir vakit george harrison "o gün amerikan tarihinde suç oranının en düşük olduğu gündü" demiş. john lennon ise isa'dan daha ünlü olduklarını söylemişti sanırım. haksız da değilmiş adam.
let me take you down, ’cause ı’m going to strawberry fields.
nothing is real and nothing to get hungabout.
strawberry fields forever.
living is easy with eyes closed, misunderstanding all you see.
ıt’s getting hard to be someone but it all works out, it doesn’t matter much to me.
let me take you down, ’cause ı’m going to strawberry fields.
nothing is real and nothing to get hungabout.
strawberry fields forever.
no one ı think is in my tree, ı mean it must be high or low.
that is you can’t you know tune in but it’s all right, that is ı think it’s not too bad.
let me take you down, ’cause ı’m going to strawberry fields.
nothing is real and nothing to get hungabout.
strawberry fields forever.
always, no sometimes, think it’s me, but you know ı know when it’s a dream.
ı think ı know ı mean a ’yes’ but it’s all wrong, that is ı think ı disagree.
let me take you down, ’cause ı’m going to strawberry fields.
nothing is real and nothing to get hungabout.
strawberry fields forever.
strawberry fields forever.
ayrıca benim adım sam in müzikler bölümünde kullanılmıştır bu şarkı.ve o filmde sürekli adından bahsedilen gruptur
sanatsal bir çok olay sadece sanat tarihini ilgilendirir, sadece birkaçı tarihi ilgilendirecek kadar etkili olur. shakespeare, charles chaplin gibi beatles da tarihe aittir.
i am sam filminde sean penn'in oynadığı sam dawson karakterinin taptığı, grup elemanlarının bütün ayrıntılarını bile bildiği efsanevi gruptur. ayrıca film müziklerinde bu grubun imzası vardır.
kısa bir süre sonra kendilerini 20 sterlinlik banknotların üzerinde göreceğimiz 4 süper insandan oluşan grup. liverpool, 2008 yılı için avrupa kültür başkenti seçilmiş ve konuyla ilgili hazırlıkları yönetmek için de "liverpool culture company"nin başındaki profesör drummond bone görevlendirilmiş. beatles'ın ulusal bir simge olarak resmen kabul edilmeyi hakettiğini söyleyen drummond bone "onlar bir kuşağa ilham kaynağı oldular, pop müziği sanata çevirdiler." demiş. ben de sordum sayın bone'a; "yalnızca bir kuşak mı drummond ağabey, yalnızca bir kuşak mı?!", ve sözü george martin'e verdim "her yeni nesil onları yeniden keşfediyor", her yeni nesil onlara yeniden aşık oluyor.
bir bank of england yetkilisi, genelde paraların üzerine yalnızca hayatlarını kaybetmiş insanların basılmasının kabul edildiğini belirterek eklemiş; "ancak 'liverpool culture company' bize bu konuda resmi bir başvuruda bulunursa bu kuşkusuz kabul edilecektir."
the beatles 20 sterlinlik banknotlardaki yerini aldığında britanya'daki banknotlar üzerindeki en genç figürler (20. yüzyıl içerisinde doğmuş ilk insanlar) olacak. şu anda britanya banknotlarındaki en genç kişi 1857'de doğmuş olan edward elgar.
istatistiklere göre dünya piyasasında albümü en fazla satılan grup. 1962'den geçtiğimiz yıla kadar toplam bir milyara yakın beatles albümü satılmıştır. beatles'ı micheal jackson onu da madonna izlemekteymiş. buna rağmen the beatles, ingiltere'de en sevilen grup sıralamasında queen'in ardından ikinci olmuştur.
isimleri tam net hatırlayamayacağım ama ilk başvurdukları şirkette bunlar için bikaç ay dayanmaz söner giderler demişler. zannımca sonradan baya pişman olmuşlardır reddettikleri için.
sadece bir şarkı bu gruba hayran kalmak için yeterlidir. o şarkının ismi de (bkz: yesterday) dir. kısadır, kimine göre hemen biter. sonra insanı düşündürmeye başlar, hayallere daldırır. eski sevgiliyi düşündürür (nedendir bilmem), aşk'ı düşündürür. şarkıda ne dediği önemli değildir (zaten ingilizce de bilmiyorum). zaten önemli olanda ne dediği değildir, seni nerelere götürdüğüdür.
liverpool nahiyesinden çıkma şahane insanlar ve müzisyenler topluluğu. tüm dünya tarafından sevildiler çünkü akıllı ve samimiydiler. daha da önemlisi herkes kadar insandılar.
(bkz: back in the ussr)
(bkz: i want to hold your hand)
(bkz: eleanor rigby)
müziğin aydınlık ve sade yüzü.
karmaşık ve karanlık olanı için (bkz: pink floyd)
the beatles olmasaydı psychedelic ve progresif müzik olmazdı,bi cacık olmazdı.