22 mayıs 2012 salı
günün başlıkları: 1416 tane
günün başlıkları: 1416 tane
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·oğlum bak git (91)
- ·yeşil çay kokusu (7)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·bir kıza tapmak (6)
- ·
- ·leyla ile mecnun (10)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·nscll (2)
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·
- ·kokan insan (3)
- ·
- ·
- ·
- ·
videolar
belki ilginizi çeker
the artist
- "hollywood, yıl 1927... erişilmez karizmasıyla george valentin (jean dujardin) hem izleyicilerin hem yapımcıların göz bebeği. ancak sinemada ses kullanılmaya başlayınca bir gecede gözden düşüyor. yanında bitiveren gencecik oyuncu adayı peppy miller'ın (bérénice bejo) gözüyse yükseklerde..."
27 ocak 2012'de vizyonda...
http://www.imdb.com/... - fragmanından anlaşıldığı üzere siyah beyaz çekilmiş ve nostaljik bir hava içeriyor. bekleyip göreceğiz bakalım.
http://www.youtube.com/... - 2011'in en iyi filmlerinden biri olarak gösterilen ve bir çok ödül alan film.
tamamiyle siyah beyaz filmde, kaliteli oyunculuk ve iyi yapım bir araya geliyor. senaryo sıradan belki ama basroldeki jean dujardin ilk dakikadan itibaren sizi sarıyor. filmin olagandisi diğer oyuncusu ise uggie isimli bir köpek. hayvanlara falan verilen bir oskar var mi bilmiyorum ama varsa kesin hakediyor.
bérénice bejo da filme çok yakışıyor. hem güzelliği hem o vintage havasıyla gerçekten 1927'den gelmiş gibi duruyor.
diğer önemli işim john goodman para babası, puro sever film yapımcısı rolüne cuk diye oturmuş.
filme giderken filmin sessiz film oluşundan dolayı kaygılıydım. zira yorgundum ve hava soğuktu. ama gerçekten başrol oyuncusunun bardağı masaya koyduğu ana kadar farketmiyorsunuz bu detayı(filmi görünce anlayacaksınız). zira görüntüler, oyunculuk sizi zaten sürüklüyor.
çok fazla tanınmayan iki oyuncu ile, silent movie era gibi bir döneme ait film yapmak , çok fazla tanınmayan bir yönetmen için cesurca bir adım. iyi ki o adımı atmış diyorum michel hazanavicius.. - fena film olmuş efendim.
zaten eski filmleri severek izlerdim sıkıntı yok yani. artist i izlerken o havayı almamak elde değil. gerçekten 1927'de film izliyor gibisiniz. ayrıca jean dujardin var ya, mükemmel ya. oyunculuk budur. izleyin, izlettirin. - - spoiler -
sessiz film.sessiz filmin hikayesi.sessiz film starlarının hikayesi.
baştan sona hiç konuşma olmadan bir filmi sürükleyici kılmak başarı olsa gerek.nitekim hiç sıkılmadan izlyebileceğiniz bir film.
siyah beyaz bir film.
oyunculuk zaten başarılı.film zaten başarılı.kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
film arşivime almalıyım dediğim bir film.
işte bir sanat filmi .. - daha danslı, daha eğlenceli, daha şatafatlı bir film bekliyordum açıkçası ama bu filmin asıl özelliği sadeliğindeymiş meğer..hiç bi noktada abartıya kaçılmamış -ki konusu itibariyle film aslında ajitasyona son derece müsait. berenice hanımın zerafeti ve clark gable kılıklı esas oğlanın rol kesmesi son derece etkileyici..
anafikri her ne kadar "ne oldum dememeli ne olucam demeli" gibi gözükse de filmin asıl çıkarımı "başarının ancak insanın kendini yenileyebilmesi ile mümkün olduğu"dur..hayatta hiç bi yeniliğe gözümüzü kapayarak yaşayamayız..insan dediğin son kullanma tarihi hemencecik doluveren bi şeydir..bu günlerde hep söylüyoruz:popüler kültür ve teknoloji her şeyi nasıl da harcıyor,ne çabuk tüketiyor diye..al işte: yıl 1927..sözüm ona dünya çok farklıydı eskiden, insanlar böyle değildi di mi..peki nasıl oluyor da esas oğlanın şöhreti 2 senede tamamen yalan oluyor..insanoğlu hep böyleydi çünkü..yeni olana her zaman aç,eskileri harcamaya her zaman müsaitti..
son bi not:finaldeki dans sahnesi gerçekten müthiş.bir kez daha karar verdim ki insanlar ikiye ayrılır:dans edenler ve edemeyenler! - sinema tarihine göndermeler yapan, harikulade bir film. izleyiciyi 1920'lere götürüyor, o yılların güzelliklerini tüm gerçekçiliğiyle sergiliyor.
--spoiler içerir--
jean dujardin ve bérénice bejo güzel bir ikili oluşturmuş. final sahnesinde harika bir swing yapıyorlar! filmin en başarılı oyuncularından biri de, hiç kuşkusuz, george valentin'in sadık köpeği. kendisine bayıldım! george'u yangından kurtarma sahnesi çok iyiydi.
sessiz film fikri, bence o dönemlere saygı duruşu göstermek amacıyla yapılmış mükemmel bir fikir. the artist, sessiz ve siyah beyaz çekilmiş film. böyle bir film yapma hayali kime aitse onu tebrik etmeli. çok, çok sevdim ben.
hugo'da yönetmen georges melies'in hayatı anlatılıyordu. the artist de aynı lezzeti yakalamış. farklı teknikler (sessiz film) kullanarak yapmış hem de bunu. izlerken büyük keyif aldım.
--spoiler içerir-- - hani bazı filmleri izlemek insanı daha fazla film izlemeye şevklendirir ya işte the artsit tam da böyle bir film. en başta izleyiciye sinemanın ne kadar büyüleyici olduğunu hatırlatıyor.
sinemada izlemememe rağmen fazlasıyla etkileyici buldum. kusursuz oyunculuk ve seneryosuyla sessiz sinemaya saygıda kusur etmeden ortaya çok iyi bir iş çıkarıyor. siyah beyaz, eğlenceli, abartıdan uzak, efsane bir film. ne yapın edin izleyin, izlettirin.
dip not: bu film için and the oscar goes to demek lazım artık. * - 10 dalda oscar adayı filme gitmek için gavur izmir'imde adam gibi bir sinema salonu bulamadığım filmdir.arkadaş kendinde misin ya neyi beklerler acaba sinema salonları çok merak ediyorum nerede abidik gubidik film var hepsi oynuyor benim seyretmek istediklerim yok töbe.
- gaziantep sinema salonlarına uğramamış filmdir. bütün planlar göt oldu.
(bkz: yazıklar olsun) - başrollerini ayhan ışık ve hülya koçyiğit'in paylaştığı arzu* yapımı hoş bir film.
- (bkz: unknown artist)
- kendisi gibi müzikleri de çok başarılı olan filmdir. kesinlikle izlenmesi gereken bir film ve direkt arşivlik.
ekleme:
spoiler---
lonely star
spoiler--- - (bkz: reserved)
- yakın zamanda izlemek istediğim, deli gibi merak ettiğim film. 21. yüzyılda böyle bir film çekildi ya, o milyon dolarlarla, 3 boyutlu 4 boyutlu gözlüklerle iyice ruhsuzlaşmış sinema sektöründe çok özel bir yer edineceğine eminim. kendimi daha fazla tutamayıp şunu da eklemek zorundayım:
artist mi? artist ne arar la oscar'da?
umarım oscarları da süpürecek, vasatlığın akademisine yeni bir renk getirecek en siyah beyazından. - büyük ihtimal oscarı alacak film. ne hallere düştü lan oscar. peh.
- aday olduğu oscar kategorilerinin tümünde ne var ne yok, tüm ödülleri toparlamasını gönülden dilediğim yüzde yüz iyi niyet sahibi yapım. açıkçası teknik anlamda da dahice buldum... ah be abicim, bu ne naif bir nostaljik güzellemedir!
-- spoiler --
kabus sahnesinde sesle buluşuyoruz ilk olarak. ikincisiyse filmin son dakikalarında gerçekleşiyor. ancak kabus sahnesinde filmin senaryosunun ciddi bir değişime uğramasını beklemedim değil. george valentin karakteri için bir kabus sahnesi ancak bu kadar senaryoya uygun bir biçimde anlam dolu olabilirdi! jean dujardin canlandırdığı george valentin karakteriyle kesinlikle en iyi erkek oyuncu ödülünü hakediyor bu sene... bu arada charlie chaplin de amerikan sinema sektörü sesli filmlere yöneldiğinde konuya uzun süre mesafeli yaklaşmıştı hatırladığım kadarıyla. sinemanın sesle buluşması elbet çok büyük bir devrim, ancak kim bilir kaç can yakmıştır dönem aktör ve aktrislerini referans aldığımızda... vahşi piyasa işte. the kid'deki ufaklığın sinemanın ilk çocuk yıldızlarından biri oluşu, ailesinin sayesinde çok büyük paralar kazanması ancak 20'li yaşlarının hemen başında aktörün elinden tüm paraların ailesi tarafından alınması, tümüyle sıkıntı dolu bir 'geriye kalan' hayatı yaşaması enteresan örneklerden. neyse konudan uzaklaştım ancak bu film çok fazla çağrışıma neden oldu bende, mazur görün.
berenice bejo... sen ne hoş bir kadınsın! hiçbir filmden hatırlamıyorum, hatırlamadığıma yanıyorum. kadın parlıyordu resmen arkadaş. hele o finaldeki dans sahnesi. tek kelimeyle olağanüstüydü! belki yine saçma bir detay olacak ama george sözüm sana! o köpeği film boyunca hiç beslemedin, alacağın olsun!
-- spoiler --
2011 yılının en acayip, aykırı ve keyifli filmidir benim için. sessiz filmdir herşeyden önce... 70-80 hatta 90 sene öncesinden baktık amerikan rüyasına, sinemasına. kesinlikle atlanmaması gerekendir! - oscar ı sonuna kadar hakeden ve bunu yılın filmi seçebileceğim mükemmel bi film. sessiz film dönemi ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. mutlaka izlemenizi öneririm. jean dujardin in oyunculuğu dev harika öyle böyle değil dans sahneleri zaten efsane. peppy miller rolündeki berenice bejo nunsa güzelliği en basit halinden en ünlü zamanlarına kadar dikkat çekici. !
not: köpeğin oyunculuğunu unuttum, kesinlikle bi oscar ı da o hakediyor böyle bi eğitim yok.
http://www.youtube.com/... - "keşke böyle akıllı, sadık bir köpeğim olsa" dedirten bir köpeğin oyunculuğunu izlediğimiz film.
(bkz: uggie)
--spoiler--
peppy'nin erkek ceketinin içinden kolunu geçirip kendini okşadığı bir sahne vardı. o sahne, inanılmaz güzel olmuş. bütün film içinde beni en çok etkileyen kısım budur. çok tatlı bir ayrıntı. insanın aşık olduğunda nasıl deli olduğu, mantıksız şeyler yaptığı ancak böyle güzel anlatılabilirdi.
--spoiler--
oscar'ı, bir değil birçok oscar ödülünü toplayıp götürmesini bekliyoruz. - spoiler
hani george, peppy miller'ın evinde dolaşırken odanın birinde açık artırmada satılan kendi eşyalarını buluyor ya, orada öyle olmasaydı da yattığı odadan çıktığı andan itibaren evin muhtelif yerlerinde esşyalarını yerleştirilmiş olarak görseydi şahane olurdu bence.
spoiler
konuşmayalım da dans edelim, şahane. - güzel film ya, beğendim evet. yani oha inanılmaz bi film göt vericem hayatım değişti gibi bir film değil ama tatlı. en iyi erkek oyuncuyu alabilir. ikinci yarısı biraz türk filmi gibi yannız. aslında pek çok anı klişe ve cheesy ama film bunu biliyor zaten, bilerek kullanılmış klişeler var o yüzden bu çok geçerli bir eleştiri noktası olmayabilir.
- hem sessiz hem de siyah beyaz. bu özellikleriyle aslında bireylerin tarafına çekinceli yaklaşmasına neden oluyor lakin film günümüzde çekilmiş siyah beyaz filmler arasında yerini çoktan en başa koydu bile.
(bkz: http://www.kalemsuare.com/...) - oscar'ın kuvvetli adaylarından.
spoiler
önyargılıydım. hem siyah beyaz hem sessiz katlanamam diyordum. nitekim ilk 15 dakikadan sonra ayhan ışık kılıklı* jean dujardin olmasa devam ettiremezdim. ve o köpek tabii ki. oscar'ı o da çok hak ediyor!
sinemanın geçiş dönemi, büyük buhran'ın etkileri, arzın talebe göre belirlenmesi falan hepsi çok iyi işlenmiş.
george valentin niye bu kadar zorlanmış ayrıca anlamadım,sesi de çok güzeldi keza. ve bir erkeğe dans etmek bu kadar mı yakışır!
yine de en iyi film ödülünü almasını pek istemiyorum. midnight in paris, war horse yahut hugo alsa daha çok sevinirim ne yalan söyleyeyim. ama en iyi erkek oyuncu jean dujardin olmalı. ben ki george clooney manyağı biriyim. ki the descendants george clooney olmasa çekilmezdi öyle gereksiz bir filmdi ama orada bile döktürmüş. yine de jean dujardin daha fazla hak ediyor.
bekleyip görelim. - oscarlık film
- bu filmle ilgili söylemek istediğim bir iki şey var.
-öncelikle oyunculuklar mükemmel.hepsi,köpeğe kadar herkes oyunculuğun hakkını vermiş.hani bilmesem gerçekten o yıllarda çekildiğini düşünürdüm.
-war horse'da ne kadar güzel fotoğraflık sahneler varsa bu filmde de var bence.özellikle george'un yanan eve geldikten sonraki sahneleri mükemmeldi.fakaat peppy'nin george'un soyunma odasına girip cekediyle oynaştığı(!) sahneyi çok farklı bir yerde tutuyorum.
-yıl olmuş 2012 -çekildiğinde 2011'di- sessiz film çekiyorsun ve insanlar sıkılmıyor.sıkılmayı geçtim oscar'ın en büyük adayısın.bence asıl başarı bu.
tahminime göre 26 şubat sabahı buralar heep entry dolacak. *




