eser isimlerinde -kim ne derse desin- önem kazanan kelimedir, eksik yazıldığı zaman aynı anlama gelmez
farklı bir şey olur o, başlık açarken dikkat edilmesi gereken bir unsurdur
turiste van kalesini tarif ederken bir vatandaşın sık kullandığı kelimedir.
turist: where is the "van kalesi" ,"van kalesi "?
vatandaş: the kale??, van kalesi ??
turist: yes. yes..
vatandaş: the kale, (yolu eliyle işaret ederek) the kale munubus..the yallah
konuşmanın taraflarınca bilinen nesne veya durumları, diğerlerinden ayırmak için kullanılan belirteç.
mesela tom ile joe bir dere kenarına pikniğe gidiyorlar diyelim. daha evvel almış oldukları karpuzu soğuması için derenin güvenli bir yerine koyuyorlar. yemeklerini yiyorlar, sohbet ediyorlar. bu sırada onların piknik yaptığı alana bir kamyon karpuz geliyor.
böyle bir durumda eğer joe, tom'a "hey tom! please, bring a watermelon" derse hangi karpuzu istediğini belirtmemiş olur; tom gidip pekala kamyondan da bir karpuz getirebilir, ılık ılık.
eğer joe derede buz gibi bekleyen karpuzu istiyorsa "hey tom! please, bring the watermelon" demeli, böylece taraflar tarafından bilinen "karpuzu" belirtmelidir.
bu olaydaki "the"nın anlamı "hani şu, dereye soğuması için koyduğumuz karpuz var ya işte o"dur.
bence çok havalı bir sözcük. evet sözcük tam. ufak tefek. ama karizma. nasıl mı? şöyle; şimdi misal bir düz sade potato deyin bok gibi, sıradan. ama başına the ekleyin kelimenin havası değişiyor tamamen. the potato. sanki uzay gemisi oldu bildiğin adapazarı pattizi. evet ben seviyorum. bence havalı.