|
|
- bütün yaşama cesaretimi ölülerden alıyorum.
anlatılarında yaşadığım ölülerden.
bu kahrolası dünyayı, yaşanır bir dünyaya dönüştürmeyi başarmış ölülerden.
dünyanın ihtiyacı olan,her olguyu vermiş,söylemiş yazmış ölülerden.
- ama insanın gerçek yeteneğini,tüm yaşamını,kanını,aklını,varoluşunu, verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiçbir değeri yok ki... bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün.ama hayır,hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum.sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla,namus anlayışınızla,başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok.aranızda dolaşmak için giyiniyorum.hem de iyi giyiniyorum.iyi giyinene iyi yer verdiğiniz için.aranızda dolaşmak için çalışıyorum.istediğimi çalışmama izin vermediğiniz için.içgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için.hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum,birşey yapıldı sanıyorsunuz.yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.evlerinizle.okullarınızla.işyerlerinizle.özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz.ölmek istedim,dirilttiniz. yazı yazmak istedim,aç kalırsın dediniz.aç kalmayı denedim,serum verdiniz.delirdim,kafama elektrik verdiniz.hiç aile olmıyacak insanla biraraya geldim,gene aile olduk.ben bütün bunların dışındayım...
- düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur.hiçbir şey.hiçbir korku... aklını en acı olana,en derine,en sonsuza atmışsan korkma.ne sessizlikten, ne dolunaydan,ne ölümlülükten,ne ölümsüzlükten,ne seslerden,ne gün doğuşundan,ne gün batışından.sakin ol.öylece dur.yaşamdan geç.kentlerden geç.sınırları aş.gülüşlerden gec.anlamsız konuşmaları dinle,galerileri gez,kahvelerde otur -artık hiçbir yerdesin
- "şunu öğrenmelisin : sen hiç bir işe yaramaz değilsin. seni senden çalan toplumdur."
"kültür bir şeye cesaret edebilme sorunudur. okumaya cesaret edebilme, bir görüşe inanmaya cesaret edebilme, görüşlerini açıklayabilme cesaretidir. "
"aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdiği acı her zaman güçlüydü. "
"dünyanın acısı olmasaydı taze yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı."
"insanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur."
- - bir şeyin değişmesinden ve hiçbir şeyin değişmemesinden korkuyorum.
-insanın başkasına söyledikleri, kendi duymak istedikleridir. yazdıkları, okumak istedikleridir. sevmasi, sevilmeyi istediği biçimdedir.
-yaşadığım anların, onları yaşarken anıya dönüştürdüğünü algılar, onları yaşarken anılaştırırdım. sonra bunu en güzel biçimde savinio'da okudum: "yaşanan an da anı olacak."
(bkz: tezer özlü)
- "acımın derinliğinde, benim için arta kalan hiçbir şey yok. yalnızlığımı algılamamın gururu bile."
"hiç kimseyle yaşlanmak istemiyorum kendimle bile..."
bıraktım. bıraktım.
hepsini, kendi ve benim dünyamı anlamaları için bıraktım, ama hiçbiri kendi dünyalarını anlayamadı ve bana ölümsüzlüklerin sonsuz acıları kaldı ya da sonsuz bağımsızlıkları. bu kadar duyguyu nasıl taşıyacaktım? bunca yıl taşımış, bunca büyük kentin onca büyük alanlarında bu yalnızlığıma bir destek aramıştım.
beni yaşamcıl kılmakla en büyük ölümlerin en derin acılarını bana vermemiş mi bu insan olma çabası?
ben, insan olma çabasının sürekli üstüne giden ben? artık beni benden alsınlar.
atsınlar bir alanın sabah süpürülen, sabah boş şişeleri taşınan bir büyük çöp tenekesine. ben de biraz onlardan olmak istiyorum. duyguları ölçüleyen, sevgilerini sevmeyen, acılarını acımayan, yollarını yürümeyen, uykularını uyuyan, iştahlarını yiyen, sevişme isteklerini boşaltanlardan olmak istiyorum. sevişme isteğinin sonunda tüm aşkları üstleyecek yorulmazlığı değil, yorgunluğu istiyorum bir insanın yürek atışlarında ama sessiz gecelerin sonu var mı sanıyorsun. hayır?
hayır mı?
ozaman bir anadolu bozkırında özlediğin o adsız ve sıfatsız (zarif? snob? dalgacı?) beni, nasıl oluyor da bir orta avrupa kentinin bu kalabalık, trafiği yoğun caddesinin orta yerindeki, bu kahverengi halı döşeli odasında buluyorsun?
çünkü, herkesi, her yerde bulmak mümkün."
"tanımadığın sürece her acı dayanılabilir."
- açtım kitabı önüme; kalanlar adlı kitabındaki tüm sözleri yazmaya karar verdim..
*bir şeyin değişeceği beni ürkütüyor, bir şeyin değişmeyeceği de..
*hiç kimseyle birlikte yaşlanmak istemiyorum, kendimle bile..
*sağlıklı kalmak için koşamam, soluk alayım yeter..
*olaylar ve düşünceler, kafamın içinde sürekli acılar olarak birikti..
*göl kıyısında yüzünü güneşe vermiş. solgunluğu on yıllık bir ihtiyarlar evi beyazlığından geliyor..
*özlemin içindeyim şimdi. ama özlemeye devam ediyorum..
*anımsıyorum, yaşamı aradığım zamanlarda olacak, hapishane gibi bir istasyon konaklama evinde geceyi geçirdiğimi..
*yalnızca seninle yatarken sadığım sana. bu bile fazla..
*çocukluğumuz üzerine kabus gibi çöken eski kuşaklar, bilinçli yıllarımızı da elimizden almayı başaramayacak. biz mutlu isek, mutlu olmayı istediğimiz ve bunun için çaba harcadığımız için mutluyuz..
*yaşadığım anların, onları yaşarken anıya dönüştüğünü algılar, onları yaşarken anılaştırırdım. sonra bunu en güzel biçimde savinio'da okudum: "yaşanan an da anı olacak"..
*şunu öğrenmelisin: sen hiçbir işe yaramaz değilsin. seni senden çalan toplumdur..
*kültür birşeye cesaret edebilme sorunudur. okumaya cesaret edebilme, bir görüşe inanmaya cesaret edebilme, görüşlerini açıklayabilme cesaretidir..
*güç ve korku her zaman yanyanadır..
*ben belli bir ülkesi olmayan insanlardanım..
*insanın ana dilini yitirmesi, öz kişiliğinin yıkılması demektir..
*son bireye kadar savaşmak, kendini feda etmek yanlış bir kahramanlıktır..
*özlem duygusu bende giderek ölüyor. ancak çok sık gördüğümü ya da ölenleri özlüyorum..
*gene herşey benim oldu. gecelerime, trenlerime, bütün insanlarıma döndüm..
*kültür, insanlık uğraşının üstyapısı değil, temelidir..
*gene bırakıyoruz gece bizi baştan çıkarsın. çatılar gerisindeki gölgelerin ardında açık bir gölge gibi duruyordu gece..
*aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdiği acı her zaman güçlüydü..
*dünyanın acısı olmasaydı taze yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı..
*uzandığımda herşey üzerime yığıldı. tavana kadar uzanan çini soba, duvar kağıtları, kentler. yorgunum..
*gece, gündüzün devamı değildir..
*aslet ve rütbe ile ilgili kavramları hiçbir dilde öğrenmeyi başaramadım..
*meyhanelerde umutsuz bir bekleyiş vardır-kendi kendini bekleyiş..
*insanın kendi dünyası dışında yaşayacağı bir dünya yoktur..
*insanın başkalarına söyledikleri kendi duymak istedikleridir.yazdıkları, okumak istedikleridir. sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir.
*herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda yaşamım bitti. bilmiyorum, nerde, ne zaman. ve işte o bittiği yerde başladı. acının sonunda. acı ile..
*bittim, yaşamımı kapattım..
|