1. leyla ipekçi'nin denemelerinde görüp merak ettiğim, yky'nin dişi oğuz atay olarak tarif ettiği depresif yazar.
  2. eski bahçe eski sevgi, çocukluğun soğuk geceleri, yaşamın ucuna yolculuk gibi az, kısa ama her sözcüğüyle insanı sarsan kitaplara imza atmış yazar
  3. otobüs yolculuklarımı çekilir kılan kitapların yazarı. ya çok sever ya da bir daha okumazsınız sanırım kitaplarını. kabul edilmesi zor bir gerçeklikle antatır özgürlük duygularını. ve dersiniz içinizden herkes de bilmesin, herkes de okumasın zaten..
  4. hayata "genel"den çok daha farklı bir bakış açısıyla bakabilen, kısacık yaşamının çok büyük bir kısmını akıl hastanelerinde geçirmiş, cesare paveseve kafkahayranı, türkiye'nin önemli kadın yazarlarından biri.

    pek çok kez ölüme niyet edip intihar eden yazarın ölüm sebebi sanılanın aksine intihar değil, hastalıktır.
  5. türk edebiyatının gamlı ve nostaljik prensesi olarak anılır. tezer özlü ilk eşi yönetmen erden kıral'dan, almanya'da tanıştığı kendisinden 10 yaş genç hans peter'e aşık olunca boşanır. erden kıral'a almanya'dan yazdığı mektup hem acı hem de düşündürücü.

    "... dostça ayrılmamız gerekir. yaşamımız boyunca en derin dostlar olarak kalmamız gerekir. kimse başkasını sevmekle, başkasını ne boynuzlar ne de başkasına kazık atmış olur. bunlar insana özgü duygular. biz insanlığa yön vermeye çalışan kişiler olarak, tüm insancıl duygulara saygı göstermeliyiz. sekiz yıldır evimizin kalorifer sorunu çözülemedi, sekiz yılda evimizin erkeği olarak salona bir soba kurmayı başaramadın. en büyük enflasyon yıllarında evin tüm yükü sırtıma bindi, 14 yılda ayakkabılarımı koyacak bir yerim olmadı, şu an istanbul'a dönsem yatacak ılık bir odam yok. istanbul'dan buraya gelirken içimden bir ses 'aynı koşullara dönersen, aynı koşullara, artık yaşamda hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini, yaşlılığı ve durgunluğu kabul et..."

    tezer özlü ve erden kıral boşandıklarında kızları deniz küçücüktü. annesi ve babası boşandığı için 6 ay onlarla konuşmamıştı. deniz hala annesi hakkında konuşmakta güçlük çeker, gözleri dolar. hayata tutunmaya çalışır o da annesi gibi.

    şimdi gamlı prensesimiz aşiyan mezarlığı'nda serin esen boğaz rüzgarlarıyla birlikte uyuyor. işte tezer özlü'nün "kalanlar" kitabından bize kalanlar....

    "işte "beğendiğim" insanlar

    - lodosta başı ağrımayanlar
    - insan dramının bilincinde olmayanlar
    - her sanat yapıtını aynı biçim ve aynı ölçü ile algılayanlar
    - uçakta iştahla yemek yiyenler
    - karı veya kocasına hayranlık duyanlar
    - kendilerine hakim olmaları gerektiğini sananlar
    - görgüden söz edenler
    - herhangi bir gemide, herhangi bir yabancının ayakkabılarını modaya uygun bulup bu konuda konuşanlar
    - biriyle yatıp ona iyilik ettiklerini sananlar
    - sabahları genel konular üzerine konuşabilenler
    - özel yaşamlarını gizli tutmaları gerektiğini sanıp, bu konuda hiç söz etmeyenler
    - yemekler ve mutfak üzerine konuşurken, sanki askeri bir darbeden söz eder gibi heyecanlananlar
    - aşık olunca, ömür boyu sürecek eşlerini bulduklarını sananlar."
  6. edebiyatın "gamlı prenses"i olarak anılan, kitaplarında sen, o diye hitap ettiği kişilerin tamamı aslında kendi olan, “yaşamın ucuna yolculuk”da en sevdiği yazarların yaşadığı kentleri dolaşırken, kendini, en çok da doyumsuzluğunun tarifini, olaylarla ve düşüncelerle çok iyi yapabilen, erkenden göçüp giden yazar.
    yaşamı ölümle, ölümü de yaşamla tanımlamıştır. çekingen bir katildir o da niceleri gibi, çünkü pavese’nin dediği gibi “çekingen katillerdir intihar ederler, sadizm yerine mazohizm”, fakat ne yazık ki kanserden ölmüştür..
    gitmek'ti en çok sevdiği eylem, her yerden her şeyden gitmek isterdi, gitti işte, daha yazacağı çok kitap varken, kafka'nın, pavese'nin, svevo'nun, oğuz atay'ın yanına.. edebiyatı yetim bırakıp gittiler hepsi..
  7. yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. evlerinizle. okullarınızla. iş yerlerinizle. özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi
    kemirttiniz. ölmek istedim, dirilttiniz. yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. aç kalmayı denedim, serum verdiniz. delirdim,
    kafama elektrik verdiniz. hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. ben bütün bunların dışındayım.
    şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru
    gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum. ( yaşamın ucuna yolculuk - sayfa. 75-76)