sokumluktan kasıt, en az 3 veya max 4 tane patlamaya hazır, ateşli, zıkkım gibi row olması. tetris adeta böyle anlar için vardır. kimi zaman oraları başka şeylerle doldurmayıp direnmek, çubuk bekleyip onla patlatmak o orgazmik haz ve mantiki puan getirisi için tercih edilir ve ama sonra nolur? götte patlar genelde o çubuk, gelmez kıllığında mıdır bilmem, bilemem. açgöz olmamak gerek, belki oyunun teması da budur.
hayalin gerçeğe dönmesi, mecnun'un leylasına kavuşması, piyango'dan büyük ikramiyenin sana çıkması gibi bir şeydir. bir anlamda kendinle mücadele edebilme kudretine sahip olabilmektir. zira içinden gelen-haydi şimdi yerleştir! çığlıklarına, zorlamalarına karşı durabilmektir. direnç ölçer gibi bir şey yani.yaşamın zoruklarını makul, kabul edilebilir ve soğukkanlı bir şekilde göğüsleyip uygun taşları uygun yerlere yerleştirebilme, uygun davranışları uygun yerlerde gösterebilme ve kritik kararları kritik zamanlarda alabilme becerilerini geliştirir ve uygulanabilmesine olanak tanır.son ve öldürücü darbeyi vurmakla da kendinle gurur duymanı sağlar.
öte yandan bir açgözlülük bir doyumsuzluk, hazsızlık, hamdsızlık, şükürsüzlük belirtisidir de denebilir. zira tek tek yerleştirmelerden gelen küçük puanlara rıza göstermeyerek daha çoğunu istemek vu bunun için mücadele etmektir bir yönüyle. ama kişinin kendisini tanımasına ve geliştirmesine olanak tanır işte en önemli yanı budur.
zaten hayatın kendisi bir tetris değil midir? oyunda bıraktığımız boşluklar hayatımızdaki acılar, ve beklenen uzun çubuk hayatın eksiklikleri değil midir? ya da kimbilir o uzun çubuk bizizdir. kendimize boşluk doldurucu bir kudret yüklemişizdir farkında olmadan. bizsiz herşeyin eksik olduğuna inandırmışızdır kendimizi bencilce. ama sanırmısınız ki o boşluk dolunca herşey yok olacak, yeni boşluklar açılmayacak? hayır, kocaman bir hayır. çok yazık ki hayır.**
bu coşkuyu hüsranla sonuçlandırmak gibi bir olasılık da vardır. şöyle ki: sözkonusu sokumluk çubuk gelir gelmez boşluğa hızla indirilmek istenir. çubuk aşağıda 2.80 dikildiğinde anlaşılır ki, başarısız bir iniş olmuş.
o sokumluk çubuğu sokamamak içinizde piyangoyu kazanan biletin çamaşır makinesine girip tanınmaz hale gelmesi gibi patlar. çok zor durumdasınızdır, bloklar birikmiş birikmiş yükselniştir, kenarda 7 birimlik dikine bi boşluk vardır ve o dolsa her şey incektir ama o sokumluğu dikeye çevirip yığına bindirene kadar alakasız bi yere konar ve o boşluğu daha da ulaşılmaz hale getirir ya, tetris harbi hayat gibidir.
insanı derin bir mutluluğa iten, hayattan zevk almasını sağlayan coşkudur. ancak gerek tetris gerekse de bu uzun çubuk konusunda aslında tüm insanların ders çıkaracağı bir olay gizlidir. hayatta uzun çubuğu beklemek çok risklidir. çünkü hayatın kendisi uzun çubuğu verirken çok nankördür. bunu beklerken zaman geçer ve bir süre bakarsınız ki zamanınız dolmuştur. ha şanslılar da yok değildir. uzun çubuk onları mutlu ve mesut kılar. ancak tetrisin bize dediği gibi, hayatta ölçülü olmak ve boş umutlara kapılmadan anı yaşamak daha önemlidir. işte böyle sevgili okurlar..
bu çoşkuyu yaşamak için stress dolu bir şekilde beklemek ise ömür yer..dikkat etmezseniz, şansınız da yaver gitmezse güzelinden hazırlanmış mekana sokumluk çubuğu sokacam diye oyundan olursunuz valla..
oyunun pek bilinmeyen işleyişi gereği haksız olmayan coşkudur.
düşecek eleman, olası beş adet dört parçalı elemandan rastgele seçilmez. olasılıklar önceden sizi kıl edecek şekilde belirlenmiş de değildir. onun yerine bir parça ile başlanır ve her adımda elemanın rastgele kenarlarına toplamda dört parça olana kadar yeni bir parça eklenir. bu yöntemin sonucu olarak olası beş elemanın elde edilme olasılıkları arasında kendiliğinden bir fark oluşur.
kontrol altına alınması gereken çoşkudur. yoksa ver çoşkuyu durumunda dik ortaya koyarsın yanlışlıkla, bayrak direği gibi olur sonra.
bu arada,
(bkz: sokumluk çubuk ne lan)
(bkz: salçalık domates)
gereksiz s le ve uyuz l ler kafanızı beyninizi yemiştir,kastıra kastıra,en iyi mühendisleri bile kıskandıracak bloklar meydana getirmişsinizdir ama bi eksiklik hissi içten içe kemirir benliğinizi,bi bakarsınız ve anlarsınız o dakkada,(genelde en sağ veya en sol) -çok afedersiniz- y.rraak gibi bi boşluk kalmıştır ve dümdüzdür; aniden yukardan ciyuvv ciyuvv sesleri arasında o gelir, buradaki tabiriyle "sokumluk çıbık". sokarsınız onu o boşluğa,zamanın başlangıcından beri o boşluk o çubuk için beklemektedir, yin ve yang birleşmiştir artık evren dengesini bulmuştur;
ve efsaneler der ki:
"o boşluğa sokmak benzemez hiç bi boşluğu doldurmaya,
olmaya devlet cihanda,tetris deliğine yerleştirmek gibi kamışı..."