|
|
- "kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. islam dini, kapanmayı emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir."
kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(mümin kadınlara söyle: [yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [nur 31](metuss, 06.01.2005 00:17 ~ 27.01.2006 22:45)
- tarih deyimleri ve terimleri sözlüğüne göre tesettür kadının yabancılardan kendini sakınması ve namahrem (ihtilatı ve ünsiyyeti haram olan) olanlarla temas zaruretinde kaldığı surette bir örtü örtünmesi manasına gelir bir tabirdir. daha ziyade dini ve içtimai bir mezvu olan tesettür meselesi, osmanlı hükümetinin son günlerine kadar hususi ve hatta resmi mehafilde bahis mevzuu edilmiştir. mehmet fehmi efendi'nin hikmet-i hukuk-ı islamiyye aslı eserinde diyor ki: "islamın yüksek şeairinden ve dinin iyi adetlerinden biri olan tesettür-i nisvan keyfiyyeti de (kadınlar için esaret ve zilleti mucip diye) garplılar tarafından itiraza uğramaktadır. halbuki tesettür, şeref ve izzet sebebi olup açıklık ise bilakis onlar için hakaret ve zillet sebebidir. çünkü, tesettür etmiyen kadının erkekler tarafından taarruza uğraması ihtimali vardır. bu ise bir kadın için en büyük bir hakarettir. semavi dinler ve bilhassa islam şeriatı kadınları bu gibi tecavüzlerden masun bulundurmak için tesettürü emir ve açıklığı nehyeylemiştir. nitekim incil'de (bir kadın ki başı açık bir halde taatta bulunur ve re'y beyan ederse başına namussuzluk davet etmiş olur) diyor ve mesturiyyeti emir ve tenbih ediyor.
- tüm semavi dinlerde, hatta bu semavi dinlerin beslendiği eski çarpık inanışlarda dahi yer alan bir giyim şekli. barbar conan'dan sonra tüm yakın asya ve ortadoğu kadın erkek inanışlarında kapanmaya önem verdi, bunu bir çağdaşlık ilkesi olarak gördüler. çünkü giyinmek çağdaşlığın bir işaretiydi, eskinin koloni aileleri bir araya gelip şehirleri kurduklarında giyim sanayinin temelleri atılmaya başlandı. neyse buraları geçelim. hatta hz. adem'den beri giyinik olduğumuzu kabul edelim. dinler neden kapanmayı emretmiştir onun üzerinde beyin fırtınası yapalım.
dinler en basit anlamda günahlar(-) ve sevaplar(+) oalrak ele alınabilir. dinin amacı insanın yaratıcıya en layık bir biçimde yaşamasını sağlamak, düzene sokmak, kargaşayı, yaratıcıdan uzaklaşmayı minimize etmektir. din insanları artıları ve eksileriyle dolu yaşamlarının bitimiyle bir günah ve sevap hesabına giderek ölüm sonrası hayattaki yerlerini belirleneceğini konusunda peygamberler ve kutsal kitapları ile bilgilendirilmişler, eğer yapılması emredilen emirleri yerine getirdikleri takdirde mükafatlandırılacakları, aksi takdirde cezlandırılacakları hususunda uyarmıştır. basit bir çizelge ne demek istediğimi anlatmaya yeticektir. çizelgenin bir tarafında yaratıcı,m utlak güç olsun, diğer tarafında ise soğuk, sevimsiz bir lağım. ölümlü hayat sonrası eksi olarak alacağımız günahlarınız sizi içi bok dolu bir lağıma götürecekken, artılar sizi yaratan ve kollayan mutlak güç yaratıcıya götürecektir. sevap ve günahlar birbirlerini götürdükten sonra ki durum ise öteki hayattaki kaderinizi belirleyecektir. yaratıcı kendine en yakın olandan uzağa mükafatlandırmaya başlıyacak sağlaması pozitif kullarını onlar için yarattığı cennetlerine yerleştirecek, negatifleri de kendisine olan uzaklığına denk gelen bir cezalandırmayla yine onlar için yarattığı cehenneme atacaktır. dinin mensubu insanlar ölüm sonrası hayat için yaşarlar bir nevi dünyada anlayacağınız.
gelelim örtünme mevzusuna; örtünme mevzusu her dinin kendiyle beraber getirdiği ahlak değerleriyle ilişkilendirilebilir çünkü örtünmek de asıl amaç ahlaksızlığın önüne geçilmesidir. kullara belli kurallara uyulması gerektiği emredilerek hem ahlaksızlığın önüne geçilmesi sağlanıyor hem de kendi hür iradesi olan insanı verebileceği kötü kararları vermemesi sağlanarak bir nevi bağ vuruluyor diyebiliriz. birey bir dini seçene kadar her şeyi yapabilmekte hür iken bir dine bağlandıktan sonra o dinin gereklerini yetirmek zorundadır. din bir anlamda yaşam biçimidir diyebiliriz bu yüzden. gelelim işin bizim tarafından sorun adledilen kısmına; din her ne kadar kendisini seçme yönünde bireye seçim hakkı verse bile, aynı dinin mensupları ilahi yaratıcının verdiği bu hakkı kimi zaman o dini seçmeyen birine vermeyebiliyor. islam dininde "dinde zorlama yoktur" denilip genel anlamda bu üslup benimsenmiş olsa da, dini kural ve öğeleri yaşamak için araç oalrak kullanmak yerine dini ve ona ait ne varsa onları yaşamda amaç haline getirmiş aşırı feodal ve muhafazakar çevreler, arzuladıkları çevreye ki kendileri bunun yaratıcının isteği olduğu gibi bir de savunmaları varır; ulaşmak için çevrelerini zorlarlar, kendi benimsediği haliyle dini benimsemeyenlere kötü gözle bakarlar ve kendi tarafına çekebilmek için her şeyi yaparlar. bu gibi feodal beyinler dinin çürümesinde, giderek yozlaşmasında en büyük nedendirler, dinler ancak kapalı bir kutu içinde yaşanmayarak, şeffaf bir şekilde uygulanarak ayakta kalabilirler. dinlerin yaşanılan ççağa göre kendini, kendi özüne zarar vermeden update etmesi, inanlarına kolaylık sağlaması gerekir.
kadınların özellikle ata erkil dinlerde bunlara semavi dinlerde dahil ikinci plana atılmaları, bugün kü tesettür mevzusunun başlangıcıdır. dişil varlıkların merkezde olduğu eski ana-erkil kültlerde böyle bir sorun yoktu. kadın bereket sembolü olarak görülüyor, şimdiki dinlerin tasvip etmiyeceği şekillerde tasvir ediliyorlardı. tarım toplumlarının oluşmasıyla başlamış olan bu inanç varlığını çok uzun süre sürdüremeyerek giderek gelişen ve erkeğin ön planda olduğu gelişmiş savaşçı toplumların inançlarına yerini bırakmıştır. yukarıda da belirttiğim gibi ikinci plana atılan kadın dini mitlerde yaratılan ikinci insan, üstelik ilk insanın(erkek) bir parçasının yaratılan; karşıt cinslerinin ihtiyaçlarını gidermek için vazifelendirilmiş kutsal insanlar, işlenebilecek ahlaksız güahların işlenmemesi için şehvet uyandıran bölgelerini örtmesi emredilen insanlar, inanan karşıt cinslerinin öteki hayatta mükafatları olan huriler oalrak karşımıza çıkıyor. fizyolojik açıdan farklı olan her iki cinsten erkek olanı hormonları gözönüne alınarak daha fazla eşe sahip olma hakkına da kavuşturulabiliyor. eğer örtünmek bir zorunluluk, bir emir ise inanaları tarafından uygulanmalı, böyle yaşamalarına kimsenin karışmaması gerekmektedir, ha keza bir emir ama uygulanma noktasında muhattap alınan kullara bırakılmışsa, erkeklerin kadınları nasıl kapanmaları hususunda yönlendirmeleri gereksiz anlamsızdır. bir erkeğin eşine veya kızına nasıl kapanamsı gerektiğini bahsediyorum, yoksa sokakata tanımadığı hanımlara nasıl giyineceği konusunda nutuk atan zamanında dini yanlış öğrenmiş, ghoullardan bahsetmiyorum. had sınırlarının ötesinde bu tip davranışlara sahip insanların en kısa zmanda ıslah olmaları temennimdir.
gelelim, hazımsızlığa yol açan noktaya. bin veyahut beş bin sene inançlara esasen giyinip, takılıyor olabiler, ama medeni hukuk ile yönetilen ve anayasasında laiklik ilkesi vurgulanan demokratik ülkelerde devletin söz sahibi olduğu alanlarda inancınız bunu gerektiriyor diye her hangi bir şey giyip takamazsınız. laiklik ilkesiyle bir devlet dünya üzerinde bulunan tüm inançları sadece inanalarına bırakmış, kendi uygulama sahasına gelindiği vakit inançlarını bir süreliğine bir kenara bırakıp sadece vatandaş olarak karşısına gelinmesini emretmiştir. bunu şöyle de düşünebiliriz inancı ne olursa olsun, ister allah'a ister boka tapsın bir insan laik bir devletin vatandaşıysa oluşturduğu devlet ile ilişkilerinde bu inançlarını kapı dışında emanete bırakmalı işini hallettikten sonra her neye inanıyorsa günlük yaşamında ona inanmaya devam etmelidir. bugüntürban, tesettür, haham başlığı, vs inançlar gereği takılmıyor olsaydı sadece günlük yaşam tarzı içerisinde giyilebilen etek pantolon gibi bir giyim eşyası olsaydı haliyle devlete ait kurumlardabunların yasak olması mümkün değildi. bugün inançları gereği kapanan aslında ülkemizin birbirinden değerli pırıl pırıl kızları (ve onların katı görüşleri ebeveynleri, erkek akrabaları), hakettikleri eğitimi almak için bu kadar inatçı olmak yerine, dinin emrettiği uzlaşmayı gösterip, inançlarının gereğini kampüs dışında yaşayıp, okula geldiğinde bunu bir kenara emanet etseler sorun çözülecek. ama bu çözüm yıllardır karşılarında olduğu halde ancak sivil geri bir darbeyle mümkün olabilecek bir çözümü istemekte diretiyorlar. laik bir devletin kendisine bağlı üniversitelerde müslüman vatandaşlarına ayrıcalık tanıması hem laiklik ilkesiyle hem de devlet ahlakıyla çelişeceğinden bunun üstesinden gelmenin iki yolu var. ya laiklik ilkesi devletin anayasasından çıakrılıp devletin dini islamdır ilkesi konacak ve ülke islam hukukuna göre yönetilecek ya da üniversiteler devlet yönetimi ve koruması altından çıkarılıp özel eğitim yuvaları haline getirilecek, böylece üniversiteye gitmek isteyenler istedikleri giyim kuşamı kullanabileceklerdir.
anlamamakta inat etmekte üstüne olmayan sevgili kardeşlerim, karışık da olsa bir mağduriyetiniz var ama bu mağduriyeti götünüzden uydurduğunuz da aşikar. günlük yaşamında istedğin gibi yaşa, giyin, seviş ama anayasaya aykırı isteklerde bulunma, biliyorum dileğiniz islam dini ve onun şerri hukukunun işletildiği bir devlette yaşamak, amageçmişe dönüp savaşlarda elde edilen zaferleri bir kenara bırakıp osmanlı devletinin nasıl yönetildiğine bir bakın. şerri hukuk ile yönetilmek işe yaramış olsaydı bugün istediğiniz gibi haykırıp düşüncelerinizi söyleyebildiğiniz genç türkiye cumhuriyeti yerine muazzam ve muhteşem osmanlı imparatorluğu olurdu. belki orta çağda saldırgan, genişlemeci devletlerin hukuku şerri olabilir ama günümüz dünyasında bu sadece dinin belli makamlara glen insanlar tarafından kullanılmasına, yozlaşmaya, sefalete, açlığa, savaşlara yol açabilir.
- tesettür, başından tırnağına kadar örtünmektir.
dinimiz “örtünün” demiş. o zamanların yaşam tarzına göre bunun söylenmesi için pek çok neden bulabilirim. (çöldeki kum fırtınalarından dolayı erkeklerin bile örtündüğü bir devirde kadınların da örtünmesi abes değildir) fakat ben inançsal kısmından olaya dahil olmak istiyorum. dinimiz “örtünün” demiş. neden, çünkü dikkat çekmeyin.
örtünmenin islami terminolojideki karşılığı ise, her çeşit başörtüsünün genel karşılığı, arapçada ‘bakışlardan gizlenmek’ ve ‘saklanmak’ demek olan ‘hecebe’ kökünden gelen ‘hicap’ kelimesidir.
günümüz türban şekline bakıyoruz;
pembe, yeşil, mor, allı, güllü türbanlar. e amaç hani dikkat çekmemekti? pavyonların neon ışıkları gibi rengârenk türbanlar. amaç ne oldu? araç. ne için? siyaset için.
türbanların rengini de bir kenara bırakalım, eyvallah.
türbanların altında daracık kotlar, daracık etekler, topuklu ayakkabılar, üstü kaval altı şişhane. yüzlerinde dolmabahçe sarayını 5 kez badana yapmaya yetecek boya malzemesini andıran bir makyaj. hani dikkat çekmeyecektiniz?
bir metre bez parçasını alıp; “bu şekilde örtüneceksin, yoksa günah” demek, o bez parçasına anlam yükleyip onu kutsalmış gibi göstermek islam dinine yapılmış en büyük hakarettir, putperestliktir.
sayın erbakan’ın zamanında kız çocuklarının türban taktığı imam-hatip liseleri için “onlar bizim arka bahçemiz” sözü de türban konusunun inançtan öte ideolojik olduğunun bal gibi de göstergesidir.
müslümanlığın, allaha inanç, peygamberlere saygı, kullara sevgi ve hoşgörü, iyi niyet, ahlak, dürüstlük gibi değerlere temel olduğunu unutup, tesettürü/türbanı slogan haline getirdiğiniz zaman samimiyetsiz görünüyorsunuz. islamiyet’i türbana indirgeyip, ona sıkıştırdığınızda günahların en büyüğünü de işlemiş oluyorsunuz. dindar olmakla, dinci olmak arasındaki farkın ayırtına varmanızı dilerim.
islam’a en çok zarar verenler; koşullu iman edenler, türbanstarlardır.
iman görünüşte değil, gönüldedir.
- insanın kendine yakışanı giyememesidir.
- " kişiliğini, dişiliğinin üstünde tutmayı" amaçlayan bir varoluş biçimidir...
bir duruştur...bir tavırdır...bir haddir...(ctrl z, 10.04.2008 01:38 ~ 01:39)
- (bkz: başını örtenler)
|