melih cevdet mi demişti. bir misafirliğe gitsem, bana tertemiz bir yatak serseler, her şeyi unutup uyusam, adımı bile...
mesela bir kıyı kasabasında çarşafları sabun kokan bir eve... bir yere. küçük ahşap bir eve. boyaları dökülmemiş henüz. sardunyaları olan. tayini çıkmak, sürülmek, sürünmek ya da... her neyse. ama gitmek buralardan. sadece adında eski geçiyor diye eskişehir'e bile gitmek. o tertemiz kokan çarşaflara teninin ilk değişindeki huzur. gece boyu yağmur. çarpan bir pencere... uyumak sadece. zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız, uyanınca çocuk olduğumuz uykularımız vardı. derin, depderin. geceyi bilmediğimiz. geceyi tanımadığımız... nasıl da mecburmuşuz sabretmeye, sevmeye , öğrenmeye diyen bir şarkı. bir şarkı daha. hiçbir şeyin dağıtamayacağı bir uzun sessizlik. kalpteki koru...
kalbi koru...
haftada bir değişen nevresimlerin en güzel anı, değiştirdiğiniz günün gecesinde o ferah yatağa bırakmaktır tüm bedeni. verdigi ferahlik duygusu okyanus sularıyla boy ölçüşür.