genelde terk eden her insanda olabilecek durumlardan bir tanesi.. özlersin özlersin ama terk ettiğin için onu bir kere kırdığın için geri dönemezsin telefon edemezsin telefon beklersin ama gelmeyeceğini de bilirsin.. telefon gelmez içersin gelmez bir daha içersin sonra kafan güzel olur telefon çalar ve sevinçle telefonu açar 'alo aşkım' dersin ama arayan en yakın dostun pikodur.. sonra şerefsiz piko dersin söversin sayarsın sonra hiç sebebini bilmeden ağlamaya başlarsın neden ağlıyorsun diye sorar anlatırsın ama fazla içtiğin için kelimeler teker teker ağzından cıkamaz saçmalarsın.. nerdesin lan yanına geliyorum der olduğun yeri söyleyemezsin.. yine içersin içersin saçmalarsın evin yolunu bulamazsın en sonunda 2-3 senin gibi daha gerizekalı aşk maduru bulursun ve onlarla içersin sızarsın kalktığında başın ağrıyordur halsizsindir bir daha içmeyeceğine ve aşık olmayacağına yemin edersin ve olay böyle biter..
aslında hiç birşeyin bitmediğini, hala yaşancak bişeyler olduğunu ve haksız yere onu terk ettiğini anlarsın bu durumda. dönmek içinse karşıdan bi işaret beklersin. bazen o işaret gelir ama gururuna yediremezsin, yüzüne bakıcak halinin olmadığını görüp içine gömersin. sonsuza kadar içinde kalır.
çok kötü bir durumdur. insan kendini saçma salak şeylerle teselli etmeye çalışır ama işe yaramaz. bi halt yenmiştir ve muhtemelen geri dönüşü yoktur. sap gibi ortada kalınmıştır ama hiç bu gözle bakılmaz, sürekli pollyannacılık oynanır. tabi bi süre sonra istikamet bakırköy...
eğer terk etme nedeni aldatılma vs. gibi terkedeni yüzde yüz haklı çıkaracak bir konu değil ise yüzsüzlüktür. terk etmenin ardından karşındakine yapacağın ikinci büyük saygısızlıktır. (üçüncüsü de seni özledim diye aramaktır.) terk etme anını yaşayacak kadar megoloman olmak ve güçlü görünmek, aslında ise zayıf olmaktır. madem zayıfsın niye terk edersin, madem terk edersin niye özlersin. elbette kalıba sığdırmaya çalışmak yanlıştır insan davranışlarını, herkesin başına gelebilecek bir vakadır belki. ama terk etmek zaten başlı başına bir ego tatminidir neticesinde. ayrılmaktır öz olan ve bu eylemin işteşli olması gereklidir kanımca. bu ego tatminin ardından özlemek de karakter yoksunluğudur.
terk eden kişinin neden terk etmesine bağlı bir durumdur. belki de ayrılmak zorunda kaldıysa, dışarıdaki baskıların altında kaldıysa ya da sevdiği uzakta bir yerlerdeyse kişiyi terk ettikten sonra özlemesi muhtemel bişeydir. insanlar bazen düşünmeden hareket ettikleri için bazen bu gibi yapılan hataları görmemezlikten gelebilirsiniz. sonuçta eğer gerçekten sevdiğiniz ya da aşık olduğunuz biriyse karşınızdaki neden affetmeyesiniz veya tekrardan denemeyesiniz ki? gurur veya inat yapıp içinizde kalan sevgiyi ya da aşkı ellerinizle öldürüp derinlere gömmenin ne gibi bir anlamı olabilir ki,size kattığı acıdan başka.
yürümeyeceğini bilerek atılmış bir adımın -her ne kadar o noktaya gelinmesinde katkı ortaksa da- ceremesini tek başına çekmek zorunda kalanların buna hakkı olmadığı düşünülür.
sevilenin yerinden edilemediğini, kalpteki hükümranlığına son verilemediğini en net gösteren hissiyattır. kemiksiz dille terk edilenin zırhlı kalp muhafızları tarafından korunmasıdır. terk ettikten sonra özlemek; gururuna yenilen bünyeye, doymamış aşkın attığı sağlam tokattır.
eden bulur deyiminin cup diye oturduğu andır. böylesine verilecek en güzel cevap gitmeden değer bilecektin demektir. insan elindeyken değerini bilmez bazı şeylerin. hep kaybettikten sonra anlar lakin geç olur işte. çok sular geçer o derenin altından. terkedilen devam ederken kaldığı yerden, terkeden pişman olur geride bıraktıkları için.
terk etmeye mecbur kalmanın sonunda yaşanır, arkanızı dönmeden şikayet etmeden,edemeden gidersiniz, ondan uzaklaştıkla kendinizden de uzaklaşırsınız ama yine de gidersiniz.