aslına bakılırsa biri olumsuz-ki terketmek olumsuz olarak algılanır- ve biri olumlu -sevmek olumludur- iki kavramın yanyana gelmesi neticesinde beyni hafiften dağıtan, yaratıcılığı zorlayan ve alışılagelmişin dışında bir ifadedir. nedenler mi önemli yoksa eylem mi? sorularına net cevaplar verildiğinde sanırım daha belirgin bir yere doğru uzamış olabiliriz. benim fikrim yapılan eylemin nedenlerden çok daha fazla önemli ve cesaret gerektiren yanının olduğudur. zira insanın bir eylemi gerçekleştirmek için bir çok nedeni olabilir. ancak o eylemi gerçekleştirememişse bu nedenlerin hiçbir anlamı yoktur. dolayısıyla burada da olduğu gibi eyleme yönelmemiz ve tarifimizi eyleme dönük olarak gerçekleştirmemiz ancak her zaman olduğu gibi nedenleri de gözardı etmememiz gereklidir. evet şimdi; terkedecek kadar çok sevmek sorununa eğilelim bakalım. terketmek; geri gelmemek üzere bir yerden veya bir şeyden ayrılmak, uzaklaşmak
* anlamını pekala taşıyabilir. nedenleri oldukça farklı olabilir. neye göre? hemen her şeye. terkedilenin durumu, terkedenin durumu, zaman, mekan felan işte her zamanki ayırımlar. pekiala sevmek neyi ifade etmeli? sevmek ise; sevgili ile hemdem olmak, onda sönmek, kendini sevgili ile bir bedene hapsetmek, sevgilinin gözleri ile bakabilmek dünyaya veya sevgilinin kendisi olabilmek kısacası.yani diyeceğim sevmek -özelde birini, bir kişiyi-; kendini terketmek, kendinden uzaklaşmak bir daha kendine gelmemek üzere kendine veda etmek olsa gerektir.ha bu terkedişin yönü nedir? dersen; vereceğim cevabı biliyorsun: "sevgilinin kendisidir." dolayısıyla birini sevmek -az veya çok şeklinde sevgiye bir ölçü koymak da mümkün değildir-; kendini terk ederek sevgilinin bedenine yerleşmek, bundan böyle onun bedeninde, onun anlayışına uygun, onun düşünceleri çerçevesinde yaşamaya devam etmekten başka bir şey değildir. terkedecek kadar çok sevmek tanımlamasına uygun olarak diyebileceğimiz şey olsa olsa; sevgiliyi sevmek adına kendi bedenini, dünyasını, varolmaklığını terketmek olacaktır. hal budur; ister inanın ister inanmayın. ben bunu bilir bunu derim. gerisi masaldır, inandırıcılığı yoktur.