erkeğin çok sevip ayrılanı bizden değildir.siz ki geçmişte nice olaylarla cezalandırılan erkekler çok sevince mücadele edip ayrılmamak üzere yaratıldınız.şüphesiz ki siz erkekler istediğinizi alanlarsınız.(bkz: erkekliğin kutsal kitabı)
iki farklı durumda gerçekleşebilir
öyle çok seversiniz ki karşılıksızdır aşkınız, bir süre çabalarsınız, emek verirsiniz aşkını için, sizin ve onun için, çok baskı yaparsınız ona..bunalır ara sıra..ama kalbinizdir bunu size yaptıran, beyniniz değil, sonra birden bire onun hayatında yerinizin olmadığını anlarsınız ve bırakıp gidersiniz...gözünüzün önünde başkasıyla olmasına katlanırsınız, çünkü aşk onun mutluluğu için savaşmaktır aslında..
bir de beraber olduğunuz biriyle aranızda sevgi olmasına rağmen anlaşamayabilirsiniz, aşk bazen de insana zarar verir ya, işte o durumdur sizdeki de..en iyisi onun hayatından çıkmak olacaktır, unutmak, unutturmak....
sıkıldığını ya da gerildiğini hissedip sevgilisini terkedip sonra da daha iyisini bulamadığını farkeden erkek kişinin eski sevgiliyi yeniden kazanmak için verdiği mesajlardan bir tanesi daha. bu hareketi yapan insan olamaz, muhtelemen erkektir. yapmayan da denemesin içinde patlamayan örneği görülmedi daha yer yüzünde..
kişinin kendisini aldatmaya ve iyi hissetmeye yönelik uydurduğu (belki de en esaslı)yalanlardan biri.
bir çeşit iç hesaplaşmadan kurtulma, kaçma, sıyrılma yöntemidir. insanın (çok sevmenin bir ürünü/açılımı olarak)kopamayacak kadar bağlandığı kişiden bu tür bir gerekçe ile ayrılması herşeyden önce dürüstlük ve karşıdaki (üstelik değer verdiği ve sevdiği)insana hakettiği değeri verme ilkeleri ile çelişmektedir.
eğer ilişkinizin onu yıprattığın farkındaysanız ama onun sizi hiç bir zaman (ne olursa olsun) bırakmayacağını biliyorsanız, son çare olarak kalbinize taş basıp yaptığınız şeydir.*
ayrıca karşısındaki insana çok değer verip, kendisinin ona layık olmadığını düşünerek yapılan bir eylem olabilir bu. (tanık olunmuştur) bu tür bir mantıkla hareket ediliyorsa, bırakın da kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğuna karşı taraf karar versin dedirten davranıştır.
bazen yapılacak alınacak en doğru karardır gecenin pusuna dalarken, geride kalanın özlemini bir nebze olsun bastırmak için. sevdayı içine atmaktır aşkın hatrına. daha kötüsü olacağına aşk yaşasın demektir.
aslına bakılırsa biri olumsuz-ki terketmek olumsuz olarak algılanır- ve biri olumlu -sevmek olumludur- iki kavramın yanyana gelmesi neticesinde beyni hafiften dağıtan, yaratıcılığı zorlayan ve alışılagelmişin dışında bir ifadedir. nedenler mi önemli yoksa eylem mi? sorularına net cevaplar verildiğinde sanırım daha belirgin bir yere doğru uzamış olabiliriz. benim fikrim yapılan eylemin nedenlerden çok daha fazla önemli ve cesaret gerektiren yanının olduğudur. zira insanın bir eylemi gerçekleştirmek için bir çok nedeni olabilir. ancak o eylemi gerçekleştirememişse bu nedenlerin hiçbir anlamı yoktur. dolayısıyla burada da olduğu gibi eyleme yönelmemiz ve tarifimizi eyleme dönük olarak gerçekleştirmemiz ancak her zaman olduğu gibi nedenleri de gözardı etmememiz gereklidir. evet şimdi; terkedecek kadar çok sevmek sorununa eğilelim bakalım. terketmek; geri gelmemek üzere bir yerden veya bir şeyden ayrılmak, uzaklaşmak* anlamını pekala taşıyabilir. nedenleri oldukça farklı olabilir. neye göre? hemen her şeye. terkedilenin durumu, terkedenin durumu, zaman, mekan felan işte her zamanki ayırımlar. pekiala sevmek neyi ifade etmeli? sevmek ise; sevgili ile hemdem olmak, onda sönmek, kendini sevgili ile bir bedene hapsetmek, sevgilinin gözleri ile bakabilmek dünyaya veya sevgilinin kendisi olabilmek kısacası.yani diyeceğim sevmek -özelde birini, bir kişiyi-; kendini terketmek, kendinden uzaklaşmak bir daha kendine gelmemek üzere kendine veda etmek olsa gerektir.ha bu terkedişin yönü nedir? dersen; vereceğim cevabı biliyorsun: "sevgilinin kendisidir." dolayısıyla birini sevmek -az veya çok şeklinde sevgiye bir ölçü koymak da mümkün değildir-; kendini terk ederek sevgilinin bedenine yerleşmek, bundan böyle onun bedeninde, onun anlayışına uygun, onun düşünceleri çerçevesinde yaşamaya devam etmekten başka bir şey değildir. terkedecek kadar çok sevmek tanımlamasına uygun olarak diyebileceğimiz şey olsa olsa; sevgiliyi sevmek adına kendi bedenini, dünyasını, varolmaklığını terketmek olacaktır. hal budur; ister inanın ister inanmayın. ben bunu bilir bunu derim. gerisi masaldır, inandırıcılığı yoktur.
kişi amansız bir hastalığa yakalanmışsa ve sayılı günleri kalmışsa karşısındakini de üzmemek adına terketmeyi tercih edebilir. bu aslında sevgisinin büyüklüğünden, karşısındakini kendinden daha fazla düşünmesinden kaynaklanır.
bazen ilişkinin temposu o kadar yüksektir ki, artık iki insanın sevgisi birbirine zarar vermektedir. ama aslında verilen bu zarar çok fazla sevmektendir. çok fazla benimsemektendir.
ayrıyken onu deli gibi özlersin ama yanındayken sürekli gergin ve sinirlisindir ve kavgalar artık çekilmez hal almıştır. bunun mantıklı bi sebebi yoktur aslında sadece çok aşırı dozda sevgi duyuyosundur..
işte o zaman bu kararı alırsın. yaşanan güzel şeyleri kirletmeyip güzel anmak için için, birbirini daha fazla kırmamak için terkedersin o en çok sevdiğini...çünkü bilirsin ki, bu yaptığında aslında kangren bir kolu kesmek gidibir.. bilirsin ki artık kaybetmek kaçınılmazdır... tek yapmaya çalıştığın kayıbın en azını yaşamaktır..